PDA

View Full Version : Question Türkiye’nin borçları arttı mı, azaldı mı?


chepny
07-23-2008, 07:17 AM
Türkiye’nin borçları arttı mı, azaldı mı


SON zamanlarda en çok aldığımız sorulardan biri de bu... Kafalar iyice karışmış.

Başbakan, "Türkiye’nin borçları azaldı" bir başkası da "arttı" diyor. Bu arada, "Türkiye’nin gerçek anlamda borcu değil, alacağı var" diyenler de oluyor.

Siz en iyisi kimseye inanmayın, birlikte devletin resmi kayıtlarına bakalım. Kayıtlar ne diyorsa o...

500 MİLYAR DOLARA DAYANDI

Tablodan da fark ettiğiniz gibi, Türkiye’nin 2002 yılında;

- 92 milyar dolar olan iç borcu 2008’de 220 milyar dolara,

- 130 milyar dolar olan dış borcu da 2008’de 263 milyar dolara,

- Toplam borç ise 221 milyar dolardan, 483 milyar dolara çıkmış.

Temmuz ayındaki 24.2 milyar YTL (17.4 ana para ile 6.8 faiz), ağustos ayındaki 18.2 milyar YTL (10.4 ana para, 7.8 faiz) borç ödemesi de yine borçlanma ile gerçekleşeceği için borç tutarı daha da artacak.

Görüldüğü gibi, iç ve dış borçların tutarı, 500 milyar dolara dayanmış durumda...

BAZI İNCE NOKTALAR

Borçlar 500 milyar dolara dayandı ancak belirtilmesi gereken bazı ince noktalar da var.

1. Özel Sektör Borçları: Tabloda da görüldüğü gibi, dış borç stoku içinde, "özel sektör" borçları da yer alıyor. 2002 yılında 43 milyar dolar olan özel sektör borçları, 2008’de 172 milyar dolara ulaşmış durumda.

Bu tutarı toplam borçtan çıkardığımızda, dış borç tutarı 91 milyar dolar oluyor.

Mart 2008’de, Mart 2007’ye kıyasla dış borçta ortaya çıkan 50 milyar dolarlık artışın, 48 milyar dolarlık kısmı özel sektörün. Bu da özel sektör borcunun, cari açığı kapattığını gösteriyor. Özel sektör borçlarını ve ekonomiye olası etkilerini ayrı bir yazı konusu olarak ele alacağız.

2. Merkez Bankası Borçları: Aslında Merkez Bankası’nın dış borcu yok. Gözüken tutar, yurtdışındaki vatandaşlarımızın açtıkları, kredi mektuplu döviz mevduat hesabı toplamı.

3. Net Kamu Borç Stoku: Brüt kamu borç stokundan Merkez Bankası net varlıklarının, kamu mevduatlarının ve İşsizlik Sigortası Fonu net varlıklarının çıkarılması şeklinde bulunuyor. Burada "İşsizlik Sigortası Fonu"nun yer alması da ayrı bir tartışma konusu.

4. GSYİH’ye Oranı: Son yıllarda, GSYİH tutarı arttığı için, borçların GSYİH’ye oranı da gerilemekte. Borç stoku, yapısal olarak hızlı bir iyileşme göstermiyor ama GSYİH’ye oranı düşüyor. Son olarak, milli gelir serilerinde yapılan revizyonun etkisiyle, borç/GSYİH rosyoları yaklaşık dörtte bir azaldı.

Yukarıdaki açıklamalardan da fark edileceği gibi, borçların artma ya da azalma durumu, hangi açıdan bakıldığına ve kimin hangi ölçülere göre açıklama yaptığına göre değişebiliyor.


Şükrü Kızılot (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9495222.asp?yazarid=82&gid=61&sz=47726)

TÜRKÇE
07-23-2008, 08:01 AM
Aman artarsa artsın
Ne önemi var
30 YTL üstündeki değerde bisiklete lüks iöğretim vergisi koyarız olur biter.
Pıtrak gibi hertaraf bisiklet oldu.

Demir Kağan
07-23-2008, 03:03 PM
Aman artarsa artsın
Ne önemi var
:rolleyes:

para veren, efendin olur.

mustafa06
07-23-2008, 04:13 PM
Özel sektör parayı nerede ucuz bulursa oradan alır.
Dünyada para bolluğu ve düşük faiz nedeni ile son yıllarda özel sektör daha pahalı olan iç borchlanma yerine dısharıya yönelmiştir. yaptığı yatırımların finansmanını dış borc ile sağlamıştır.

Kamu dış borcu (tablodan hesap edilebilir) ; 87 milyar dolardan 91 milyar dolara cıkmıştır. yani 5 yılda kamu dış borcu 4 milyar dolar artmıştır.
bu yukarıdaki listeye bakarak bir değerlendirmedir.

Eskiden güvensizlik nedeni ile özel sektöre borc verenler hazine garantisi aradıkları için borc özel sektör borcu olsa da, ödenmemesi halinde garanti nedeni ile kamu hesabına yazılıyordu yani kamu ödüyordu.
2002 yılındaki 43 milyarlık özel sektör dış borcunun ne kadarının hazine garantili olduğunu ( tamamına yakını hazine garantili olmasaydı, o zamanki siyasiler borcu az göstermek için bu borcu düşerek konuşurlardı) ve bunun ne kadarını hazinenin ödemek zorunda kaldığını bilmiyoruz. Eğer 43 milyar dolarlık borcun 4 milyar dolardan daha fazla bir miktarını ödenmediği için hazine ödemek zorunda kaldı ise o zaman 2002 den bu güne kamu dış borcu düşmüştür diyebiliriz.
Bu da farklı bir değerlendirmedir.
..
Şimdi ise özel sektörün yaptığı borclanmalarda kesinlikle hazine garantisi yoktur.
Böyle bir garantinin olmaması, dışarıdan borclanan özel sektöründe ona borc verenlerinde daha titiz davranmalarını hesaplarını iyi yapmalarını zorunlu kılmaktadır. yani özel sektör borcu kendisinden ve alacaklısından başkasını fazla ilgilendirmemektedir.
.................................................. .........................................
Hazinenin haziran sonu itibari ile acıkladığı kamu brüt borc stoğu ;


Merkezi yönetim brüt borç stoku, 2008 yılının ilk yarısında 348,2 milyar YTL olarak gerçekleşti.
Hazine Müsteşarlığı, 30 Haziran tarihi itibarıyla ”Merkezi Yönetim Brüt Borç Stoku” verilerini açıkladı.

Buna göre, borç stokunun 239,7 milyar YTL tutarındaki kısmı Türk Lirası cinsinden, 107,2 milyar YTL tutarındaki kısmı döviz cinsinden ve geriye kalan 1,3 milyar YTL tutarındaki kısmı ise dövize endeksli borçlardan oluştu.

Haziran sonu itibariyle brüt borç stokunun yüzde 55,5'i iç piyasaya, yüzde 19,4'ü ise kamu kesimine olan iç borçlardan oluşurken, dış borçların ağırlığı yüzde 25 olarak gerçekleşti.

hsr_1979
07-24-2008, 02:57 AM
http://img182.imageshack.us/img182/1285/trborcstokvd4.jpg (http://imageshack.us)

TÜRKÇE
07-24-2008, 03:03 AM
:rolleyes:

para veren, efendin olur.
Merak etme Bunlar yonunu buldu
IMF den Türkiyeyi ayırdık diyebilmek için artık herşeye ötv geliyor
Şuna bak olimpusumu satmıştım
Yerine daha profesyonel makina alacaktım
%20 lüks vergisi koydular
Yakında LCD monitör ve LCD tv lerede %20 konacakmış

hsr_1979
07-24-2008, 03:17 AM
Özel sektör parayı nerede ucuz bulursa oradan alır. ....

Hocam sanırsam bu tabiri iç borç totukunun 91,7 den 219,7 ye çıkması hususunda söylediniz, yalnız iç borç stoku hazinenin iç piyasadasn senet karşılığı topladığı paralar olduğunu atlıyorsunuz, yada yanıltıyorsunuz gibime geldi.



İÇ BORÇ STOKUNUN REEL FAİZİ HESAPLAMASINA İLİŞKİN VARSAYIM VE AÇIKLAMALAR:
• İç Borç Stokunun reel faizi; nakit ve nakit dışı dahil tüm stoku oluşturan senetler için ayrı ayrı hesaplanan reel getirilerin stok miktarlarıyla (kur farkı değişimleri dahil) ağırlıklı ortalamasını yansıtmaktadır.
• Stoku oluşturan senetler temelde ”nakit” ve nakit dışı” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Hazine tarafından açıklanan iç borç stoku verilerinde de yer aldığı üzere nakit senetler konsolide bütçenin finansmanı amacıyla nakit karşılığı ihraç edilen senetlerdir. İhale yöntemi veya Doğrudan Satış, TAP ve Halka Arz gibi ihale dışı yöntemlerle yapılan ihraçların tümü bu kapsamda nakit senetler olarak nitelendirilmektedir. Nakit dışı senetler ise çeşitli kanunlara dayanılarak herhangi bir nakit girişi olmadan ihracı gerçekleştirilen senetlerdir. Söz konusu senetler belirli kanunlarla Hazine Müsteşarlığı’na verilen görev/yetki çerçevesinde, başlıca T.C Merkez Bankası’na, görev zararları sebebiyle kamu bankalarına ya da bankacılık operasyonu çerçevesinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na ihraç edilmiş olan senetlerden oluşmaktadır.


Özel Sektörü düşersek 2002 yılında (221-43) 178 Milyar dolar iken 2007 yılında (482-172) 310 milyar dolar olmuştur. Buda %74lük borç stokunda bir artışa karşılık gelmektedir.

Bunun yanında Liman, telokom, Tüpraş, Telekom, Galataport, Tekel ve adı aklıma gelmeyen kanunen 3 yıllık kâr ile satılması gerekirken 1 yıllık karına satılan yüzlerce kuruluşumuzun parası nerede?

Nasreddin hocanın diliyle "Kedi burdaysa et nerede, et buradaysa kedi nerede?"

Malkoc
07-24-2008, 03:40 AM
:rolleyes:

para veren, efendin olur.

aynen doğru. hatta Sende onun hizmetçisi olursun , mecburen.

mustafa06
07-24-2008, 06:11 AM
Hocam sanırsam bu tabiri iç borç totukunun 91,7 den 219,7 ye çıkması hususunda söylediniz, yalnız iç borç stoku hazinenin iç piyasadasn senet karşılığı topladığı paralar olduğunu atlıyorsunuz, yada yanıltıyorsunuz gibime geldi..

Hayır öyle bir şey söylemedim.

Verilen listeye bakarsanız; ''Özel Sektör Borçları: Tabloda da görüldüğü gibi, dış borç stoku içinde, "özel sektör" borçları da yer alıyor. 2002 yılında 43 milyar dolar olan özel sektör borçları, 2008’de 172 milyar dolara ulaşmış durumda.''
diye bir acıklama var. Burada özel sektörün dış borchlarından bahsedilmektedir. 2002 yılında 43 milyar dolar olan borcun ekseriyeti hazine garantili özel sektör borclanmalarıdır. yani kefili hazinedir. Bu borchlar her ne kadar özel sektör borcu diye gözükse de, ne kadarını hazine ödemek zorunda kalmıştır bunu bilmiyoruz.
özel sektör parayı nereden ucuz bulursa oradan borclanır derken, gecmişte hazine garantisi olduğu ve siyasilerinde bu işe destek vermeleri nedeni ile birilerine borc veren de korkmuyordu, o borcu alanda alanda korkmuyordu, Kriter paranın uxcuzluğu değil, bulunabiliyor olması idi. şimdi ise hazine garanti işine girmemektedir. dolayısı ile özel sektör hesabını iyi yapmak zorundadır. son yıllarda içerdeki reel faizlerin yüksekliği, dışarıda dolar faizlerinin cok düşük kalması nedeni ile özel sektöre dışarıdan borclanmak daha cazip gelmektedir. Kendi hesaplarını iyi yaptıkları sürece borclanmalarında da bir sorun yoktur. nihayet yatırım amaçlı borclanılıyorsa bir sermaye girişi olarak düşünülebilir. Borcunu ödeyemeyen bir özel sektörün ne gibi garantiler verdiği onun ve parayı verenlerin sorunudur.

Doğrudur, Kamu iç borc stokunun buyuk bir bölümü iç piyasalardan senet ve ceşitli kağıtlar karşılığı topladıgı paraların borcudur.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta hazine bu borchlanmaları neden yapmakta olduğunun bilinmesidir.
Eğer devletin maaş ödemeleri gibi bütce kalemlerini finanse etmek için borclanıyorsa bu bir sorundur.
Ancak son yıllarda öyle olmadığını söyleyebiliriz. Cünkü devletin topladığı vergiler, gecmişten kalan borchlar dikkate alınmaz ise devlet bütcesini rahatlıkla karshılamakta hatta fazla vermektedir ki, %6,5 faiz dıshı fazla diye bir para artırılabilmektedir.
Durum bu ise hazine neden borclanmaya ihtiyac duyuyor ve 92 milyar dolar olan iç borc 220 milyar dolara nasıl cıkmıştır diye sorulabilir.
Herkesin bildiği bir kaç konuyu tekrar hatırlarsak sanırım borcun nasıl yükseldiğini birazda olsa anlamış oluruz.
Gecmişte calışanlardan toplanmış ama ortada bir kuruş bulunmayan iç borclar hanesinde gözüken nema diye bilinen 10 milyar dolar tekrar borclanılarak sahiplarine ödenmiştir.
Gecmişte bütün banka mevduatların devlet garantisine alınması nedeni ile batık bankaların hazineye soktuğu kazık kimilerine göre bugune kadar faizleri ile birlikte 50- 70 milyar dolar arasındadır. (Tmsf nin toplaya bildiği paralar devede kulak misali kaldığı için) karshılığı hiç olmayan diye düşünülebilecek bu borc yükü bir anda hazinenin borchlar hanesine yazılmıştır. ve hazine yeniden borclanarak hak sahiplerine bu paraları odemek zorunda kalmıştır.
5 yılda iç borctaki 130 milyar dolar artışın yaklashık 70 milyar dolarının nerelerden kaynaklandığını görmek zor değildir.

Ayrıca dış borclardaki oransal düşüşün bir nedeni de hazine borclarını YTL ye cevirmeyi tercih etmektedir. Cünkü kendi kontrolunde olmayan dış piyasalardaki oynaklık bir anda borcumuzu katlamakta idi. bundan korunabilmek için böyle bir tercih yapılmıştır. yani içeriden daha fazla borclanarak dış borclar kriz dönemlerinde kontrol edilebilir seviyeye indirilmiştir.
Ve yine Faizler gecmişe göre ne kadar düşmüş olursa olsun reel olarak hala yüksektir. bu nedenle hiç bir işlem yapmasanız dahi borcunuzun yerinde sabit kalmayacagı her yıl faizler oranında artacagıda bir gercektir.
butun bunlar ve daha bilmediğimiz başka nedenler borcun bu noktalara cıkmasında etkenlerdir.

hsr_1979
07-24-2008, 07:20 AM
Peki özel sektörde bu fahiş artış neden meydana gewlmektedir?
Yatırım mı yapılmıştır? Aksine işyerleri kapanmakta, işsizlik sorunu artmaktadır... Özel sektör dışarıdan ucuza aldığı paraları devlete daha yüksek fiyatla satmaktadır.

mustafa06
07-24-2008, 08:54 AM
Peki özel sektörde bu fahiş artış neden meydana gewlmektedir?
Yatırım mı yapılmıştır? Aksine işyerleri kapanmakta, işsizlik sorunu artmaktadır... Özel sektör dışarıdan ucuza aldığı paraları devlete daha yüksek fiyatla satmaktadır.

Bu dediğiniz gercek ise, özel sektör dış borcundan ve borclar toplamının 500 milyar dolar oldugundan söz etmemek gerekir.
Devlete para satanlar koc, sabancı gibi kurumlar değil, bankalardır. bunların içersinde cok sayıda yabancı bankalarda vardır. dısharıdan transfer edilen paraları dısh borc yazacaksınız, daha sonra devlete satacak iç borc yazacaksınız. bir para borclar hanesinde iki kere gösterilmesi mantıklı mı?
özel sektör sırf devlete para satmak için para getiriyorsa, söylenen borc yuku 500 milyar dolara dayandı sözü doğru olamaz.

dediğiniz gibi ucuz bulduğu krediyi getirip devlete satan mutlaka vardır ama hepsinin oyle olduğunu söylemek cok iddialı olur.

işyerleri kapanıyor diyoruz ama bu ülkenin agırlığı üretilen mallardan olushan ihracatı 125 milyar dolara cıkmıshtır.

hsr_1979
07-24-2008, 10:12 AM
ya ithalat?
dış ticaret dengesi?
yerli üretim?
Tarım politikası?
Madenlerin durumu?
Özelleştirme adı altında yapılan peşkeşler....


Ayrıca son yazımı size cevap vermek için yazmamıştım, siz anladığım kadarı ile AKP'nin her türlü politikasına râm olmuş bir kişisiniz...

mustafa06
07-24-2008, 10:50 AM
Ayrıca son yazımı size cevap vermek için yazmamıştım, siz anladığım kadarı ile AKP'nin her türlü politikasına râm olmuş bir kişisiniz...
Peki, diye baslayan son yazınızı kime yazmıştınız? varsa cevabınız verirsiniz yoksa yazmazsınız. güzel güzel konuşurken bu öfkenin nedeni nedir?
......
Son sözlerinizin konu ile ne alakası var yani. Herkesin bildiği bir şeyi söyleyince bunun anlamı RAAAAMMMM olmak mı oluyor? siz kimlere ram olmuş kişisiniz?
gözlerimizi kapatıp hiçbir şeyi arastırmadan kafa yormadan düşünmeden sadece baykalın, perinceğin ve benzerlerinin dediklerini mi gercek diye kabul edeceğiz?
Siz, özel sektörün getirdiği paralar şuraya gittiğinin ispatı olarak , sanayinin kapanmasını gösterdiniz, bende ihrac malları neyin nesi dedim. üretilmiyorsa 125 milyar dolarlık ihracat yalan mı?
Kaldi ki Benim anlatmak istediğim sözün merkezinde o yoktur.
Bir doğruyu ne kadar yok saysakta dogru doğrudur.
Sizin özel sektör dısharıdan borchlandığı paraları devlete satıyor sözünüzden yola cıkarak anlattığım devlet toplam borcunu bana izah edebilirmisiniz?
Siz birisinden bir milyar lira bulup getirseniz, babanıza verseniz, sizin ailenin borc toplamı bir milyar mı olur, yoksa iki milyar mı olur?

hsr_1979
07-24-2008, 02:41 PM
Hocam görünen şu anda ülkenin toplama borcunun 220 milyar dolar seviyesinden 480 milyar dolar seviyesine ulaşmış olmasıdır ki bunu aile içi borçlanma olarak yorumlarsak borcumuzun 2,18 kat artmış olduğunu tespit etmiş oluruz.
Ancak Özel sektörün almış olduğu borçalar kamuyu bağlamaz noktasından hareket edersek bu artış 1,74 olur.
Ram olma meselesine gelince 9. mesajda iç borçlanma enstrumanı olarak kullanılan KEY'in geri ödemesinin yine iç borçlanma ile yapıldığının söyledikten sonra Dış borçun artmasının doğal olduğunu söylemenizden ve köşeli parantiz başlığına taşıdığınız yazılarIN ergenekonun "kalemini kırmış" olanlerdan tercih etmenizden çıkardım.


Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın resmi internet sitesinde yayınlananan DÜZENLENEN DAHİLDE İŞLEME İZİN BELGELERİ - D1 (1996-2007) (http://www.dtm.gov.tr/dtmadmin/upload/IHR/IzlemeDegerlendirmeDb/D1_Genel.xls) belgesinde Gerçekleşen İhracat ($) 2.027.983.962 "Gerçekleşen ithalat ($) 1.259.692.172 olarak açıklanmıştır. Her iki tablo karşılaştılrıldığında Özel Sektörün Dışborcu ilavesi artmakta iken dış satımları düşmüştür. bu da benim dışarıdan ucuza aldıkları paraları içeride hükümete pahalıya satıyorlar tespitimi güçlendirmektedir. Öte yandan Ülkemizde şu an İhracatta etkili sektörler otomotiv ve makine sektörleri olup, bunlar çoğunlukla yabancı sermayeli kuruluşlardır. geçenlerde yabancı şirketlerin kâr transferlerinin okumuştuk. (Birisi bana Türkiye Cumhuriyetinde bulunan yabancı sertmayeli şirketler kârın Yüzde kaçını transfer etmektedir gerçekten merak ediyorum)

Öte yandan Tarım politikaları yerli üretimi desteklemek yerine hibrit tohum, tarım kotaları vs getirerek köstek olmuşlar...

Maden olduğu söylenen yerlerde arama yaplımadan üstü kapatılma projesi halen devam etmektedir vs.

Ayrıca solculukla ilişkim 15 yaşında yani 1994 yılında halkevlerinde iken (edebiyat hocam Aziz Nesin'in bir kitabının özetini çıkarma ödevi vermişti, Belediye Halk Kütüphaneside halkevine yönlendirmişti.) 1 mayıs eylemelerinde polise küfür etmeleri üzerine bitmişti. Bu nedenle beni Türevleriyle ilişkilendirmeyiniz.

mustafa06
07-24-2008, 04:23 PM
Ayrıca solculukla ilişkim 15 yaşında yani 1994 yılında halkevlerinde iken (edebiyat hocam Aziz Nesin'in bir kitabının özetini çıkarma ödevi vermişti, Belediye Halk Kütüphaneside halkevine yönlendirmişti.) 1 mayıs eylemelerinde polise küfür etmeleri üzerine bitmişti. Bu nedenle beni Türevleriyle ilişkilendirmeyiniz.

sadece seni değil, kimseyi bir yerlere ilişkilendirme gibi bir adetim, amacım yoktur.
İnsanlar hangi düşüncede olursa olsun dinlerim, kendimce değerlendiririm
Burada doğru veya yanlış herkes düşüncelerini paylaşmaktadır. katılıp katılmamak herkesin kendisine kalmıştır. herkes gibi benimde düşüncelerimi paylasmak hakkım vardır Bu nedenle bir partiye ram olmakla suclanmayı hakettiğimi sanmıyorum.

9. iletimde KEY diye bahsettiğiniz sanırım tasarrufa teshvik fonudur. halk arasında kısaca nema diye bilirdi. Bu hesabın kapatılması için o dönemde 13,5 katrilyon para ödenmiştir. yani 10 milyar dolar para ödenmiştir. bu ödeme sır değil, bende bu ödemeden 7 milyar lira civarında para aldım.
söylermisiniz, ucan kuşa borcu olan hazine bu 10 milyar doları nereden temin ederek ödemiştir. iktidarda akp de olsa chp de olsa, mhp de olsa, Eger bu hesabı tasfiye etmek istiyorsa borclanarak ödeyecekti. öyle de oldu. bunu sizde biliyorsunuz.
bunu belirtmiş olmam sizde ram olma düşüncesinin olusmasına nasıl katkı sağladı?
Bak sana bir şey daha söyleyeyim, onumuzdeki hafta KEY ödemeleri başlayacak. KEY diye bilinen kesintiler 80 li yıllarda özalın calışandan kestiği devletin iç borc hanesinde gözüken ama akibetinin ne olduğu belli olmayan paralardır.
Ödenecek toplam miktarı 2 milyar doların üstündedir.
Bunun gibi, Gecmişte banka mevduatlarına sınırsız devlet garantisi getirildiği için batık bankaların hazineye attığı kazıkların devlet hazinesi üzerinde yarattığı olumsuz etkileri iktidar yanlısı veya muhalif herkesin görmesi söylemesi gerekir. cünkü o paralarda bir yerlerden alınarak ödenmiştir. devlet hala boprc aldığı o paralara faiz ödemeye devam etmektedir.
bunlar gözle gözüken somut olaylardır.

Dışarıdan ucuz para getirip burada pahalı satıyor sözünüze ben toptan karshı cıkmadım. gelen paraların tamamının böyle değerlendirilmesi mumkun değildir ama varsayalım ki öyle olsun, ozaman özel sektörün dısarıya borcundan fazla içeriden de alacagı var demektir. borc yükü söylenirken aynı parayı hem iç borc hemde dısh borc diye iki kez göstermenin mantığı nedir? bunu sorguladım.


Köşeli parantez başlığı sadece bana değil, herkese acıktır.Ben ilginc bulduğum yazıları orada paylashıyorum. oraya astığım yazılara hiç bakmadığınız belli oluyor.
cünkü orada Oktay ekşinin kıbrıs ile ilgili bir yazısı var söylermisiniz bu kişi dediğiniz gibi kalemini kırmışmıdır?
Ahmet Hakanın kandıradan mesaj var yazısı, içerideki paşaların mektubunu içermektedir. o yazıyı buraya asarak paşaların düşüncelerinin yayılmasına katkı sağlıyorum. söylermisiniz, bu nasıl taraf olmaktır?
yalcın küçükle ilgi yazılar var. oradaki iddialar kendi kitabından alınmadır, zaten TV de kendiside o bilgileri doğruluyor.
cidden merak ediyorum siz bu yazıları hiç okudunuz mu? yada başlıklarına baktınız mı? ki, beni ergenekon konusunda kalem kırmışların yazılarını asmakla sucladınız
Ergenekon konusu henüz ortada yokken ve alevlenmeden cok once milliyetcilik- ulusalcılık üzerine yazılarımı okursanız o konuya yaklashımımı da görebilirsiniz. Son dönemlerde her taşın altından ip lilerin cıkması ulusalcılık konusuna şüphe ile yaklaşmakta ne kadar haklı olduğumu göstermektedir.
Gecen hafta Kanal 24 te acaba isimli bir proğramda 68 liler ile ilgili yayın vardı.
Proğrama katılanlardan birisi de eski dev-genc başkanı ertugrul kurkcuydu.
Belki bu kişiyi siz bilmezsiniz, döneminde teslim olarak ölümden kıl payı kurtulmuş bir solcudur.
Konuşmasının bir yerinde benim cok dikkatimi çeken önemli bir noktaya işaret etti. Kısaca Mealen şöyle diyordu; '' 80 ihtilalinden sonra ortam yatışınca sosyalistler aralarında 3 e ayrılmışlardır. 1- gurup bundan sonra siyaseti legal partiler kurarak, diğer partiler gibi normal zeminlerde yapmayı tercih edenlerdir. 2 gurup sosyalistler( kendisini bu gurupta sayıyordu), eskiden olduğu gibi eylemler yaparak halkı uyarmak ve devrim yolu ile iktidara gelmek isteyenler
3. guruptakiler ise , asker polis gibi güvenlik güçleri içerisine sızarak devleti içeriden ele geçirmek isteyenlerdir '' dedi ve '' aslında en zor olan 3. yoldur, bu işin bir noktadan sonra tıkanacagı kesindir cunku ordunun ideolojisi bellidir ve değişmez'' demişti.
acaba kürkcunun bu sözlerinden ne anlamak, nasıl yorumlamak gerekir.