View Full Version : ERGENEKON İddianamesi Geyikleri
chepny
08-06-2008, 05:47 AM
Ahmet Hakan bugünkü köşesinde "ERGENEKON İddianamesi Geyikleri" başlıklı bir kitap yazılsa...
Hiç kuşkunuz olmasın...
Acayip oylumlu, çok eğlenceli müthiş bir kitap çıkar ortaya...
demiş ve kendisine en komik gelen örneği koymuş.
Kitabın en matrak bölümü ise, Ergenekon tutuklusu Fikri Albay’ın evinde bulunan bir belgenin yer aldığı bölüm olur...
Fikri Albay’ın evinde ne türden bir belge mi bulunmuş?
Cevap veriyorum:
Yaşar Büyükanıt Paşa ile Başbakan Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen gizli bir görüşmenin tutanakları...
Belgeye göre...
"Gizli görüşme" aşağı yukarı şöyle bir havada cereyan etmiş:
YAŞAR PAŞA: Sayın Başbakan! Sizi hangi yabancı güçlerin buralara getirdiğini biliyoruz... Memleketi satmaya çalıştığınızın da farkındayız... Ama şunu bilin ki: Bizi satın alamayacaksınız...
TAYYİP ERDOĞAN: (Kara Murat’a ayar veren Bizans Tekfuru’nun küstah adamı edasıyla) Ha! Ha! Ha! Daha fazla direnme Yaşar Paşa! Artık bu memleket bizden sorulur... Her yeri ele geçirdik... Bir tek siz kaldınız... Gideceğin başka bir yer yok... Sen de bize katıl...
YAŞAR PAŞA: Asla ve kata... Tek kişi kalsam bile sizin saflarınıza geçmem...
TAYYİP ERDOĞAN: İnat etme Yaşar Paşa...
YAŞAR PAŞA: Burada daha fazla duramam...
TAYYİP ERDOĞAN: Hata yapıyorsun Paşa... Pişman olacaksın...
Görüldüğü gibi...
Yaşar Paşa "Fatih’in fedaisi Kara Murat" rolünde... Tayyip Erdoğan ise "Bizans Tekfuru’nun Osmanlı’daki adamı" rolünde...
* * *
Çok değil birazcık akıl, izan ve irfan süzgecinden geçirildiğinde...
Fikri Albay’ın evinde ele geçirilen bu belgeye yapılacak tek bir hareket var:
Buruşturup çöp sepetine fırlatmak...
Ancak...
Sevgili kahraman savcımız Zekeriya Öz, "Tamek’se koy sepete" yöntemine gösterdiği sadakatten milim taviz vermediği için...
Bu gerzek metni, "Ergenekon İddianamesi"nin "Ekler" bölümüne büyük bir titizlik ve özenle yerleştirmiş...
Peki bu durumda kafa bulmazsın da ne yaparsın?
Gerçi "Ergenekon İddianamesi"ne vahiy muamelesi çeken bazı demokrat kalemlerimiz, "Sulandırma arkadaşım sulandırma" diyerek meselenin ciddiyetine dikkat çekebilirler...
Onlar için hazırladığım, "Ben ne yapayım birader? Malzeme sulu" şeklinde bir yanıt, çıkınımda saklıdır... Şimdi ey forum sakinleri!
Biz de ergenekon iddianamesindeki diğer geyikleri bu başlıkta inceleyelim :D
Kur_Sad
08-06-2008, 08:39 AM
yav hakkaten çok komik olmuş il okuyunca baya gülmüştüm :lol:
hsr_1979
08-06-2008, 09:33 AM
YAŞAR PAŞA: Sayın Başbakan! Sizi hangi yabancı güçlerin buralara getirdiğini biliyoruz... Memleketi satmaya çalıştığınızın da farkındayız... Ama şunu bilin ki: Bizi satın alamayacaksınız...
Eğer doğru ise Anayasal Görevini yerine getirmediği için yaşar paşayı Görevi ihmal, rte yi vatana ihanetten yargılamak lazım.
chepny
08-09-2008, 01:54 PM
Abdullah Gül de Ergenekon'da (http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Abdullah_Gul_de_Ergenekonda_1 92949_1&Newsid=192949)
İddianamede bir ben yokum :(
Şehbir
08-09-2008, 01:56 PM
Abdullah Gül de Ergenekon'da (http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Abdullah_Gul_de_Ergenekonda_1 92949_1&Newsid=192949)
İddianamede bir ben yokum :(
DAHA BAŞLIĞI GÖRMEMİŞLERDİR..
yavuz
08-09-2008, 02:05 PM
Ahmet Hakan'ın yazdığı bu şeyden çok, böyle şeyler yazacak ve yazdığını da yayınlatabilecek yüzü nereden bulduğuna güldüm...
Not: Ben bu lafları ediyorum da, 18 yaşının altındayım, beni de tutuklamazlar herhalde? Gençliğime güveniyorum bir tek. :? :lol:
Şehbir
08-09-2008, 02:14 PM
Ahmet Hakan'ın yazdığı bu şeyden çok, böyle şeyler yazacak ve yazdığını da yayınlatabilecek yüzü nereden bulduğuna güldüm...
Not: Ben bu lafları ediyorum da, 18 yaşının altındayım, beni de tutuklamazlar herhalde? Gençliğime güveniyorum bir tek. :? :lol:
BEN ŞAHİTLİK EDERİM...
yavuz
08-09-2008, 02:29 PM
BEN ŞAHİTLİK EDERİM...
Birşey olursa "o daha küçücük çocuk, ne dediğini bilmez, aklı ermiyor" filan deyin. :)
BOZ-OK
08-10-2008, 11:28 AM
Maksat geyige katki olsun... :-)
28 Şubat’ın mimarı taksicilermiş!
Ortalık belgeden geçilmiyor .. Savcı eline geçen bütün kağıtları Ergenekon dosyasına koymuş.. On binlerce doküman..
Bunlar gerçek belge mi?
Çetecilerin hazırladığı uyduruk tutanaklar mı?
Kim yazmış, niye yazmış belli değil.. Bir kısmı gizli.. Çok gizli, hemen yakılması gereken cinsten.. Oku ve imha et..
Görevimiz tehlikedeki gibi..
Tanıklar var, gizli tanıklar var.. Bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de gazetelere konuşan gizli tanıklar çıktı..
Yakın tarihimizdeki her olay, bu adı sanı belli olmayan tanıklar sayesinde çözülüyor!
Mesela 28 Şubat postmodern darbesi..
Mimarı kimmiş biliyor musunuz?
Taksiciler..
Gülmeyin..
Taksiciler..
Yeni Şafak bu haberi manşetten verdi.. Gizli tanık Yeni Şafak’a konuşmuş..
Birlikte okuyalım mı?
***
“Ergenekon soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan bir gizli tanık 28 Şubat döneminde kurulan çirkin tezgahların, Fadime Şahin-Müslüm Gündüz ve Ali-Emire Kalkancı skandallarının perde arkasını gözler önüne serdi.
İşte Yeni Şafak’a konuşan tanığın açıklamaları:
“Refah Partisi’nin giderek oylarının arttığını, bunun hiçbir şekilde önüne geçilemediğini düşünen darbeciler, büyük şehirlerde, toplumun nabzını en iyi tutan meslek grubu olan taksicilerle görüşüp tahlil yaptılar.
Taksiye binip şoförlere Refah Partililerin yaptığı iddia edilen yolsuzlukları anlattılar. “Bunlar Türkiye’yi İran’a çevirecek” dediler. Gördüler ki bu iddiaları taksiciler ciddiye almıyor. Sonra taksicilere “falanca tarikatın şeyhi, kadınlara kızlara tecavüz etmiş” şeklinde hayali hikayeler anlattılar. Taksiciler buna çok sinirlendi. “Vay namussuz şerefsizler” dediler.
“Ha demek ki toplumun en hassas tarafı burası namus, belden aşağı mevzular. Hemen bu yönde senaryolar hazırlamak için kollar sıvandı”
***
Yani taksiciler, vay namussuzlar şerefsizler demese tarikat, şeyh skandalları yaşanmayacakmış!
28 Şubat da olmayacaktı tabii..
Şimdi 28 Şubat’ın fikir babasını, gerçek mimarını öğrendiniz mi?
Kimmiş?
Taksiciler!
***
Vallahi pazar şakası falan değil.. Yeni Şafak uzun uzun yazdı.. Darbeciler ne yapalım diye kıvranırken fikir taksicilerden çıkmış..
Çünkü taksiciler ne yolsuzluklara inanmışlar ne de şeriat gelecek iddialarına..
Ama şeyhler tarikatlarda kızlarımıza tecavüz ediyor denilince kan beyinlerine çıkmış..
Darbeciler de toplumun nabzını yakaladık demişler..
Hemen uyduruk müritlerle uyduruk tarikat liderleri bulunup yatağa sokulmuş.. Tanklar da aynı anda Sincan’a doğru harekete geçmiş..
***
Bu öyküden şunu mu anlayalım..
Bir: Darbe yapacaksan taksiye bineceksin.. Bu şart.. Makam arabaları ile dolaşarak darbe olmuyor..
İki: Mutlaka taksiciye danışacaksın, taksicinin fikrini alacaksın.. Yöntemi en iyi onlar biliyor..
Üç: Yapacağın darbeyi belden aşağı senaryoların üzerine kuracaksın.. Yoksa halk başka şeylere aldırmıyor..
İçinde tecavüz falan olacak..
***
Sizin kafanızda böyle bir senaryo yok mu? Zırva mırva fark etmez.. Yollayın bir gazeteye, gizli tanık anlatıyor diye yayınlasınlar.. Tam zamanı! Ne versen gidiyor!
Konu başlığını vereyim..
“Eskiden darbeciler halkın nabzını mahalle bakkalları sayesinde tutuyordu.. Yerlerini süper marketler alınca nabız tutamaz oldular, bu yüzden darbe yapamıyorlar.”
Altını da siz doldurun!
binbirincigece
08-10-2008, 12:23 PM
Veli Küçük; Bahçeli'yi 5. kattan atacakmış. Şimdi tüm araştırmalar bu binanın nerede ve hangi bina olduğuna yoğunlaştırıldı. Ayrıca Küçük; Bahçeliyi camdan attıktan sonra da partinin başına Ümit Özdağı getirecekmiş.
Küçük: Bahçeli’yi 5. kattan atacağım (http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=976695&Kategori=siyaset&Date=10.08.2008&b=K%FC%E7%FCk:%20Bah%E7eli%92yi%20%205.%20kattan%2 0ataca%F0%FDm&ver=16)
Şehbir
08-10-2008, 02:36 PM
Veli Küçük; Bahçeli'yi 5. kattan atacakmış. Şimdi tüm araştırmalar bu binanın nerede ve hangi bina olduğuna yoğunlaştırıldı. Ayrıca Küçük; Bahçeliyi camdan attıktan sonra da partinin başına Ümit Özdağı getirecekmiş.
Küçük: Bahçeli’yi 5. kattan atacağım (http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=976695&Kategori=siyaset&Date=10.08.2008&b=K%FC%E7%FCk:%20Bah%E7eli%92yi%20%205.%20kattan%2 0ataca%F0%FDm&ver=16)
Müslüm'ün koynundan Ergenekon'a
http://www.haber7.com/haber/20080808/Muslumun-koynundan-Ergenekona.php (mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000609/!x-usc:http://www.haber7.com/haber/20080808/Muslumun-koynundan-Ergenekona.php)
http://img369.imageshack.us/img369/2564/59184789av6.jpg (http://imageshack.us)
Ağustos 2008 07:00
28 Şubat sürecinin baş kahramanı Fadime Şahin'in bu iş için kiralanan bir telekız olduğu ileri sürüldü. Ergenekon'a da giren olay kadının 12 yılık kronolijisi...
Müslüm'ün koynundan Ergenekon'a (mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000609/!x-usc:http://www.haber7.com/haber/20080808/Muslumun-koynundan-Ergenekona.php)
'Fadime telekız, Kalkancı alkolikti!' (mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000609/!x-usc:http://www.haber7.com/haber/20080807/Fadime-telekiz-Kalkanci-alkolikti.php)
Ersin Çelik'in haberi
Refahyol iktidarının yıpratılması sürecinde bir anda ortaya çıkarak inançlı insanları töhmet altında bırakan, medyanın cilaladığı Müslüm Gündüz, Fadime Şahin Ali Kalkancı üçlüsü hakkında dün ortaya atılan iddia o korkunç günlerin acısını çeken insanların adeta kanını dondurdu.
28 Şubat sürecinde, Aczimendi Tarikatı'nın ağına düşüp iğfal edilmiş mağdur kızı olarak tanınan Fadime Şahin'in aslında pavyonda çalışan bir telekız, TV ekranlarını uzun süre meşgul eden 'irtica' haberlerinin başlıca konuğu, Fadime Şahin'in "Bana tecavüz etti" dediği sahte Şeyh Ali Kalkancı'nın da işsiz güçsüz bir alkolik olduğu Yeni Şafak'ın yayınladığı Ergenekon davasına gizli tanık olan kişinin ifadelerinde yer aldı…
Potsmodern darbeye zemin hazırlayanların çirkin oyunlarını yayınlayan Yeni Şafak Gazetesi'nin haberindeki Ergenekon iddianamesine ifade veren gizli tanığın iddiaları irtica yaygarasıyla inançlı insanları karalayarak 28 Şubat askeri müdahalesine zemin hazırlamak üzere kurulan kirli tezgahı yıllar sonra aydınlatacak cinsten...
Gizli sanığın iddiları, 1995 seçimlerinde aldığı yüzde 21'lik oy oranı ile Türkiye siyasetini planlayan güçlerinin hesaplarını alt üst eden Refah Partisi'nin, Tansu Çiller'li DYP ile Muhsin Yazıcıoğlu'nun dışarıdan verdiği destekle kurduğu Refah-Yol Hükümeti'nin yıpratılmasında etkili olan Fadime Şahin odaklı kirli tezgahın eksik olan yap-bozu tamamlar mı bilinmez ama 12 yıl önce yaşanan süreç zihinlerden asla çıkmayacak gibi...
Ekranlara çıkıp tabiri caizse Levent Kırca gibi rol kesen Fadime Şahin'i, Şahin'in kızlığını bozduğuna ilişkin iddiaları soran muhabirin mikrofonunu, "Sen yolunu Allah'a adamış bir tarikat liderine nasıl böyle bir soru sorarsın" bakışlarıyla elinin tersi ile tokatlayan Ali Kalkancı ve tabii, basıldığı 20'li yaşlardaki Fadime Şahin'i '20 yıllık karım' diye tanıtıp, yarı çıplak halde gazeteci ve polislerin doldurduğu evde güç bela mintanına ulaşıp "Ne oluyor! Ne oluyor!" şeklinde feryat eden Müslüm Gündüz'ün bu ülkenin başına ördüğü çorabı unutmak mümkün değil.
http://img517.imageshack.us/img517/3780/40221806uo9.jpg (http://imageshack.us)O AĞLADIKÇA İKTİDARA DİŞ BİLENİYORDU
28 Şubat sürecinde 'Işık söndürme eylemlerinden' kat be kat etkili olan Fadime Şahin vakası zihinlerde ciddi bir yer kaplarken Türk televizyon tarihinde de çok önemli izler bıraktı. Müslüm Gündüz'le basılma olayından sonra bir anda yıldızı parlayan Fadime Şahin çıktığı İnterstar televizyonunda, "Yağmurdan kaçarken doluya tutuldum" diyerek bu yollara nasıl düştüğünü gözyaşları içinde anlatıyor, Türkiye televizyon tarihi de hala kırılamayan bir reyting rekoru ile tanışıyordu.
Tüm ülke, önce Ali Kalkancı sonra da Müslüm Gündüz tarafından, inançları doğrultusundaki hedefleri istismar edilerek kandırılıp iğfal edilen, gözü yaşlı, mazlum, hıçkırıkları yürek parçalayan bu genç kızı gündemine almıştı ve akıllarda da bir takım soru işaretleri oluşuyordu. İktidarda muhafazakar insanlardan oluşan bir hükümet, ekranda düştüğü boşluktan kurtulmak için sığındığı cemaatin liderleri tarafından tecavüz edilen masum bir kız. Yani tam anlamıyla; "Vay şerefsizler vay! Ne varsa bu hacı hocalarda var" denilecek bir ortam oluşmuştu… Fadime Şahin ağlıyor, medyanın ateşlediği halk, iktidardakilerle eş tuttuğu Ali Kalkancı ve Müslüm Gündüz'e lanetler yağdırıyordu… Darbeye giden süreçte plan hızla işliyordu.
Ekranda doğru düzgün cümleler kuramayan, kekeleyen, zaman zaman tekleyen Fadime Şahin, o gün Ali Kalkancı'nın kendisini kullanılmış bir mendil gibi buruşturulup attığını ifade ederken, yıllar sonra, Fadime Şahin'in post modern süreçte iktidara ateş püskürenlerin 'sahte vicdan mekanizması' olduğu anlaşılıyordu.
İĞFAL EDİLEN FADİME'NİN ACILARI RAYTİNG REKORU KIRDI
Müslüm Gündüz'le basıldıktan sonra canlı yayınlara çıkan Fadime Şahin MİLLİYET HALA DAHA ETKİSİNDE!
İktidarı değiştiren olayların başında gelen Fadime Şahin olayının Cumhuriyet Tarihinin en büyük davası olarak bakılan Ergenekon davası ile kesişmesi bir anlamda sürpriz olsa da, aklıselim yorumcular yıllardan beri bu olayların düzemce bir komplo olduğunu yazıp çizdiler defalarca. Tamer Korkmaz, Mehmet Barlas, Fehmi Koru (Taha Kıvanç) ve Ekrem Duman'lı gibi yazarlar defalarca bu konuyu böyle ele alırken, Milliyet Gazetesi'nin uzun zamandan beri ekranlarda gösterimde olan 'ceza' klipinde Fadime Şahin ve Aczimendi olaylarına göndermeler yapması da yadırganmadı değil… , cinci hoca olarak bilinip ilk ve son resmi eşi tarafından seks manyağı olarak tanımlanan Ali Kalkancı ile karşılaşmasının isteyerek olmadığını söylemişti. "Bu acıyı 2.5 senedir çekiyorum. Dindardım, liseyi bitirdikten sonra bunu ilerletmek için Fatih'teki Ali Kalkancı hocanın dergahına gittim. O dergaha gitmekle hayatım sona ermiş oldu. Dergahta baştaki kişi hipnotizmayı, büyüyü, sihiri, cinleri, hepsini kullanıp oradakileri kendisine bağlıyor. Oturak gibi bir şey oluyor, kadınlar etrafından dönüyor. Güzel bulduğu kızları nikahına alıyor. Bana `Senin kaderinde üç evlilik var, biri de benim' dedi. Beni zorla nikahına aldı. Bunun birçok kişiyle mafyayla ilişkisi vardı. Elinde bir milletvekilinin kızı bile var. Bana `Yasemin adındaki kız beni şikayet etti, sonra kendi zararlı çıktı' diyerek, ölümle tehdit etti." diyen Fadime Şahin, Kalkancı'nın bir sene dört ay önce telefon konuşmasında kendisini boşadığını, bu nikahı ailesine açıklayamadığını iki ay bekledikten sonra Siirt'teki Ulucami İmamı Şeyh Muhammed Bedrettin Sancar'a olayı anlattığını fakat Kalkancı'nın onun uyarılarına kulak asmadığını söylüyordu. Altına pembe far çektiği yaşlı gözleri ile…
ŞÖFOR ADAYLIĞINDAN MÜSLÜM GÜNDÜZ'ÜN NİKAHINA
Hüseyin Üzmez'in Erenköy'deki evinde Müslüm Gündüz'le basılan ve Gündüz'ün "Ne oluyor! Ne oluyor!" replikleri arasında medyaya 'ailem' diye tanıttığı Fadime Şahin, Gündüz'le tanışmalarını ise şöyle anlatmıştı: "Bir sürücü kursunda tanıştığım imam, Gündüz'ün telefonunu verdi. Telefon açtığımda gayri ihtiyari sorunumdan bahsettim. `Allah rızası için gittiğim biri bana zarar verdi, yardım edin' dedim. Onun yapacağı yardım da dua etmektir. Bu şekilde Gündüz'ü dört ay önce ablasının evinde gördüm. Ablasının evinde ilkin `Sen benim kızım yerindesin, torunum yaşındasın, bir sahtekara rast gelmişsin' dedi. Daha sonra yanına duasını almak için gittiğim de `Sende büyü var, seni iyileştirmek için nikah yapmam gerekir. Nikahlıyken sana dokunmayacağım, ama dua etmem için yalnız kalmamız lazım' dedi. Beni kullanmak istediğine inanamadım, kıyafetine aldandım. Nikahımızda şahitlik yapmak üzere kendi tarikatından iki talebesini getirdi. Onları `Elazığ'daki eşim Saniye benle İstanbul'a geldi, ama nikahımız şüpheye düştü. Bu yüzden tekrar nikah yapıyoruz' diye kandırdı."
POLİSLERE; 'NEREDE KALDINIZ' FIRÇASI
Gündüz'le Fadime Şahin'in basılma görüntüleri basın tarihinde de bir ilk olmuştu. Bir süredir yaptıkları zikirlerle gündemde olan Aczimendi Tarikatı'nın lideri İstanbul'un en lüks semtlerindeki 'emanet bir evde' genç bir kızla basılmıştı. Ve ilk defa polisle medya ortak bir operasyon düzenlemişti. Aşağıda da izleyeceğiniz görüntülerde, Müslüm Gündüz yarı çıplak hali ile yüzünü ellerinin arasına almış genç bir kızın uygunsuz uygun hali bir iktidarın yıkılmasına giden yolun asfaltlanmış şekliydi… Bu basılmayla ilgili en ilginç iddia ise Tamer Korkmaz'ın Zaman Gazetesi'nde yayınlanan bir yazısında geçiyordu. Kameraların yarı çıplak görüntülediği Müslüm Gündüz baskın için gelen polislere 'nerede kaldınız' diye çıkışmıştı.
Şehbir
08-10-2008, 02:37 PM
http://img369.imageshack.us/img369/3802/26785188qo7.jpg (http://imageshack.us)
ÖNCE AÇILDI SONRA "FLAŞ! FLAŞ!" DİYE MAGAZİN HABERİ OLDU
Fadime Şahin'in türbanının bağlama biçimi ve altına taktığı bone kısa sürede tesettür aleminde -hala daha vazgeçilmeyen- moda olurken Şahin, 28 Şubat sürecinin gerçekleşmesinden hemen sonra Hürriyet'ten Ayşe Arman'a konuştu. Yaşadığı olaylar yüzünden hayata küsüp evinden çıkmayan bir kişi olup çıktığını söyleyen bir yıl öncesinin sansasyonel kızı Fadime Şahin; "Mutsuzum, yalnızım ve çok sıkılıyorum. Çünkü sürekli evde hapisim. Ya kitap okuyorum ya da yazı yazıyorum..." diyordu. Yazıyorum diyordu çünkü Fadime Şahin yaşadığı 'kötü anıları(!)' kitaplaştırma fırsatını tepmemişti. "Sahte tarikatın perde arkası" isimli anılarından oluşan bir kitap çıkaran Şahin'in daha sonra açılıp saçalarını sarıya boyattığı ile geldi gündeme. Bir zamanlar çektiği acılarını gündeme getirip gözyaşlarını reytinge çeviren medya şimdi de sarı saçlı Fadime Şahin'e kilitlenmişti. Adı bile reyting sayacının ibresini şaşırtıyordu. İnançları uğruna tecavüze uğrayan 'cahil saf kız' psikolojik bunalıma girmiş ve yeni bir sayfa açmıştı kendisine. Şahin'in koruma kalkanları bu psikolojik durumu yorumlarken, sosyolojik tespit yapanlar ise bu tarz aldanmaların toplumlarda ciddi travmalara yola açtığının tespitini yapıyordu. Daha sonra Fadime Şahin'in psikolojik bunalımları devam etti. Örtünme biçimi idol olan Şahin önce başını açmış şimdi de şarkıcılığa soyunuyordu. Şarkıcı olacağı iddiaları çok inandırıcı olmasa da 28 Şubat sürecinde malum medyanın en büyük kozu olan Fadime Şahin, "Flaş! Flaş!" diye sunulan magazin haberlerine düşmüştü artık. Ama Şahin'i herhangi bir sahnede elinde mikrofonla, "Ne acılar çektim ben. Hey Hey! Şimdi bana mutluluk yakışır" şarkısını söylerken gören ya da duyan olmadı. Sarıya boyalı saçları ve dar kot pantolonu ile arabasına binerken görüntülenen, yoksul aile çocuğu Fadime Şahin'in, önce sarı saçlarını bukleleştirip Antalya'ya yerleştiği daha sonra da Armutlu'da bir yazlıkta ikamet ettiği bilgisi kaldı elde sadece.
O'NA BENZETİLMEK BİLE İSYAN ETTİRDİ
En son, Fatih Altaylı'nın programında Atatürk'ü sevmiyorum. Humeyni'yi seviyorum diyerek bir anda 'gündem olan' Nuray Canan Bezirgan'ın "Ben Fadime Şahin değilim" diye ettiği serzenişlerle akıllara gelen Fadime Şahin'in, din konusunda eğitim almış bir konsomatris olduğunun ortaya çıkması ile Türkiye istemese de 12 yıl öncesine gitti. Kısaca Sisi olarak tanınan ve 90'lı yıllar boyunca 'Travestiler Kraliçesi' olarak anılan Seyhan Soylu'nun büyük paralar vaat ederek, hemen bir tesettür mağazasına götürüp, iki takım tesettür kıyafeti ve renk renk eşarplar alarak, 28 Şubat sürecini başlatan Aczimendi liderlerine pazarladığı kadın Fadime Şahin'i şimdi de bu haliyle tanıdık.
ZİHİNLERİ ZORLAYAN BİLGİ
İstanbul'a göç etmiş yoksul bir ailenin genç kızıyken içine düştüğü bunalımlardan kurtulmak için dine sarılan, sığındığı tarikatın sözde lideri tarafından 1 buçuk yıl nikahında kalan ve daha sonra sığındığı diğer bir limanda afişe olan Fadime Şahin'in darbe yapacak ortamı hazırlamak için kiralanan bir telekız olması, aklı zorlayan bir olay gibi görünse de, Ergenekon iddianamesi ile gün yüzüne çıkan bilgiler Fadime Şahin olayının aslında böyle çirkin bir tezgah olduğuna inandırtmaya yetiyor.
REYTİNGİNDEN BİZ DE NASPİLENDİK
Dün Yeni Şafak'tan alıntılayarak verdiğimiz, 'Fadime telekız, Kalkancı alkolikti!' haberi, Şahin'in tıpkı çıktığı televizyon programlarına tavan yaptırdığı bize de tavan yaptırdı! 500'ün üstünde yorum alan bu haber 130 bin kereye yakın okundu.
(Haber 7)
Şehbir
08-10-2008, 02:44 PM
http://img517.imageshack.us/img517/9741/60432719lg3.jpg (http://imageshack.us)Türkeş öldü mü, öldürüldü mü?
08 Ağustos 2008 / 06:52
Ergenekon iddianamesinden yansıyan bilgiler, hakkında soru sorulmayan 2 kritik ölüm olayında gerçeğin ne olduğu konusunda akıllara bazı sorular getirdi
Türkeş öldü mü, öldürüldü mü?
Yazının sonunda iki kritik soru soracağız.
Ergenekon davasına konu olan iddianameden medyaya yansıyanlar kamuoyunu şaşırtmaya devam ediyor.
Türkiye'nin son çeyrek asrında yaşanıp da faili ya meçhul kalan, ya da faili malum olduğu halde işin aslı astarının yansıtıldığı olmadığı anlaşılan birçok olayın sır perdesine iddianamede yer veriliyor.
İddianamenin hazırlanma sürecindeki uzunluğu eleştirenler ve 'göreceksiniz fos çıkacak' diyenler bile son günlerde seslerini biraz kısmış görünüyorlar.
Davaya konu olan iddialar eğer mahkeme sürecinde kesinlik kazanır ve zanlıların suçu sabit olursa, bu davanın sadece Türk hukuk tarihi açısından değil, dünya hukuk tarihi açısından da önemli bir yer edineceğinde kuşku yoktur.
Türkiye'nin kaderinde rol oynayan olayların, Türkiye'nin bölgedeki konumu itibariyle dünyadaki gelişmeleri de yakından ilgilendirdiği göz önüne alınırsa, davaya konu iddiaların kesinlik kazanması durumunda bu dava asrın davaları arasında kesinlikle yer alacaktır.
Örneğin Özal'ın zamansız, şüpheli bir ölüme kurban gitmesi sadece Türkiye'nin mi meselesidir? Özal ömrünün son yıllarında masasında tuttuğu projelerle dünyanın akışında söz sahibi olan bir liderdi. Özal'ın hayatına şaibeli bir ölümle son verenler, sadece Türkiye'yi sevilen bir liderden mahrum etmiyorlar, Türkiye'yi uluslar arası arenada bir aktör olmaktan çıkarıp saf dışı bırakmayı amaçlıyorlardı. 10. Cumhurbaşkanı Sayın Sezer'in bir defa bile olsun ABD başkentine gitmediği, görev yaptığı 7 yıl içinde AB ülkelerinde temas trafiği yürütmediği göz önünde tutulursa, Özal'ın neden saf dışı bırakıldığını ve kaybının ülkemize nelere mal olduğunu daha iyi anlarsınız.
Önceki gün bir gazete Ergenekon iddianamesinden yola çıkarak, "Özal suikastında tetiği Ergenekon çekti" başlıklı habere yer vermiş. Özal'ın ölümündeki şüphe konusu ilk defa benim yaptığım bir programda gündeme geldiği için, bu haber doğal olarak daha fazla ilgimizi çekti.
Şarapçı şeyh…
Dün yine bir gazete, ekonomik icraatlarındaki başarısı daha sonraki yıllarda Erbakan karşıtlarınca da itiraf edilen Prof. Dr. Necmettin Erbakan Başkanlığındaki 54. Hükümetin (yaygın adıyla Refah – Yol Hükümeti'nin) devrilmesine neden olan sürece zemin hazırlayan Fadime Şahin – Ali Kalkancı olaylarının tezgâh olduğuna yer verdi. İddiaya göre, meğer bayan bu olaylarda kullanılmak üzere tesettür giydirilmiş gazino konsomatrisiymiş.
Yine iddiaya göre Kalkancı da alkolikmiş.
O günlerde çalıştığım televizyon kanalına, ağabeyinin bu tür söylentilerle mağdur edildiğini söylemek ve ne kadar dindar bir kişi olduğunu anlatmak için Kalkancı'nın kardeşi olduğunu iddia eden bir kişi gelmişti. Kendisine, şeyh olduğunu iddia ettiği ağabeyinin Kur'an okumasını bilip bilmediğini, en azından bir Yasin ezberinde mi diye sorduğumu hatırlıyorum. Cevap olumsuzdu.
O günlerde Fadime Şahin, Müslüm Gündüz'le ilişkisinin ayrıntılarını anlattığı bir kitap hazırlamıştı. O tarihlerde bir yayınevi sahibi ile sohbet ederken, Fadime Şahin'in kitap taslağının önce kendilerine geldiğini, basılmaya değer bulmadıklarını, daha sonra başkaları tarafından basılan haline göz attıklarında, kendilerine gelen taslaktan farklı olduğunu ve cinsel ayrıntılara daha fazla yer verildiğini fark ettiklerini söyledi.
Neresinden baksanız, dört başı mamur bir kamuoyu oluşturma süreci yürütmüş dönemin perde arkasındaki aktörler. Bir eli kilisede, bir eli sahte şeyhlerde, bir eli göz boyaması için medya içinde, bir eli tetikte oldukça karanlık ilişkiler yumağı var karşımızda… Tüm bunları yapanların içeri alınanlar olduğunu söylemiyorum. Tüm bunlar bu ülkede oldu, birileri yaptı, araştırılsın ve gerçekler ortaya çıksın diyorum.
Tarihi 2 soru…
Yazının bu noktasında sizleri daha fazla sıkmadan tarihi iki soru sormak istiyorum. Özellikle ikinci soru, sanırım şimdiye kadar ilk defa sorulmuş olacak.
Birinci soru şu…
28 Şubat sürecinin en netameli günlerinde MHP lideri Alparslan Türkeş'i aniden kaybettik. Alparslan Türkeş o tarihlerde, demokrasimiz üzerinde esen ters rüzgârlara rağmen oldukça aklıselim bir politika izliyordu. Sayın Türkeş'in asker kökenli olduğunu ve ömrünün sonuna kadar bir ayağının ordu içinde bulunduğunu düşünürsek, kendisinin o dönemdeki yaklaşımı, Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt Paşa'nın günümüzde birileri tarafından çok eleştirilen demokratik duruşuna yakın bir duruştu. Cuntanın eğilimleri istikametinde değil, parlamentonun saygınlığının zedelenmemesi istikametinde hareket ediyordu.
İşte tam da o günlerde Alparslan Türkeş, 5 Nisan tarihinde Ankara Hilton Oteli'nde katıldığı bir nişan merasimi dönüşü özel aracında saat 22.30 sıralarında fenalaştı. Araba ile hastaneye götürülürken yanında bulunanlara "Arabanın camını açın, daraldım" diyen Türkeş'in yüzü sarardı, nefesi sıkıştı. Bir tıp merkezi'nde yapılan ilk müdahaleler sonuç vermeyince, korumaları tarafından acil olarak saat 23.15 sıralarında Bayındır Tıp Merkezi'ne getirildi. Nöbetçi Doktor Sertaç Yıldırım'ın yaptığı açıklamaya göre Alparslan Türkeş'in hastaneye getirildiğinde kalbi tamamen durmuştu. Kendisine masaj ve şok tedavisi uygulandı. Yoğun bakımı sırasında bir ara kalbi yeniden çalışır gibi olduysa da alınan bütün tıbbî tedbirlere rağmen Türkeş'in vefatına engel olunamadı.
Soru şu; O kritik süreçte demokrasi yanlısı aklıselim bir çizgi takip eden ve suyun akıtılmak istendiği ters istikamette hareket etmeyen Alparslan Türkeş gerçekten normal bir şekil de mi öldü, yoksa siyasi duruşu birilerinin oyununu bozduğu için kuşkulu bir ölüme mi kurban gitti? Bu ani kalp krizinin nedeni acaba neydi? Ergenekon'un son dönemde MHP'nin iç işlerine de el attığı şeklinde basına yansıyan haberleri okuyunca, Türkeş'in o dönemdeki varlığı kimleri rahatsız etmiş olabilir şeklindeki bir soru ister istemez akıllara geliyor.
Bir de, önceki geceki Genelkurmay açıklamasında yer aldığı gibi, Sayın Büyükanıt'a görev süresi içinde 4 kez ciddi suikast teşebbüsünde bulunulduğu, ya da, kendinden önceki Genelkurmay Başkanı Sayın Özkök'ün zehirlenme endişesiyle evden sefertası ile yemek götürmek zorunda kaldığı düşünülürse, bu tür sorular daha anlam kazanıyor. Yani hedeflerine ulaşmak için her şeyi göze almış insan öğütücü bir mekanizma var karşımızda.
Sorulmayan asıl soru…
İkinci kritik sorumuz şu;
Hatırlanacağı gibi, Mehmet Kutlular'ın kızı Vildan Kutlular 1995 yılında eroin komasına girerek öldü. Bu olay dindar kesimleri karalamak ve gözden düşürmek için kullanıldı. Bu ölüme ilişkin tereddütlerim hiç eksilmedi. Sayın Kutluların kızının daha önce kullanmadığı halde ya zorla eroin enjekte edilerek öldürüldüğünü, ya da böyle bir sonuca yavaş yavaş ulaşmak için etrafına kötü arkadaşlar sardırıldığını düşündüm ve malum akıbetin planlı hazırlandığı kuşkusu yaşadım. Nitekim babası arkadaşlarını suçladı.
Vildan Kutluların ölümünden sorumlu tutulan Hayri Adıgüzel daha sonra kendisi de eroinden öldü. Vildan'ın kız arkadaşı Burcu Gelegen de apartmanın üçüncü katından aşağı çakıldı.
Vildan Kutlular olayının yaşandığı dönemdeki ülke konjonktürüne bakılırsa ve belli kesimlerin yıpratılması için o dönemde ne oyunlar oynandığını bugün daha iyi görünce, insan neden olmasın ki diye sormadan edemiyor.
Kimse ortaya çıkıp, her şeyden bu kadar da kuşku normal değil demesin. Karargâha evinden sefertası ile yemek götürmek zorunda kalan Genelkurmay başkanının bulunduğu, 32 sene içinde iki sevilen başbakanını karanlık bir şekilde ölüme yolcu eden, şu an görevdekini de ortadan kaldırmak için bin bir tezgâh kurulan bir ülkede yaşıyoruz. Görülen hiçbir şey yansıtıldığı gibi değil… Birçok olay kurgu bu ülkede…
Sayın Cumhurbaşkanı ve ailesini içinde bulunduğumuz kritik süreçte tatil yaparken görüntülemek için çırpınan ve iğne deliğinden fotoğraf çekmeye çalışan gazetecilere, bırakın bu işleri de, biraz da yukarıdaki konuları araştırın, ülke aydınlansın ve daha yaşanılabilecek hale gelsin çağrısı yapıyoruz.
Hakikati araştırmak gazetecilerin görevi değil mi?
Kaldı ki adalet ve insaf herkese lazım…
OSMAN ÖZSOY
http://www.habername.com/news_detail.php?id=5731 (mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000620/!x-usc:http://www.habername.com/news_detail.php?id=5731)
Şehbir
08-10-2008, 02:51 PM
JİTEM'in korumalı maaşlı yazarıymış
07 Ağustos 2008 17:55
Yazar Ergun Poyraz'ın 'istihbari amaçlı araştırmalarında kullanılması' için JİTEM'den düzenli para aldığına dair belgeler Perinçek'ten çıktı. İşte o belge:
Poyraz'a biri Astsubay ikisi Uzman Çavuş üç de koruma tahsis edilmiş..
Ergenekon törer örgütü soruşturmasının tutuklu sanıklarından yazar Ergun Poyraz'ın JİTEM'den düzenli olarak para aldığı ve JİTEM tarafından kendisine koruma tahsis edildiğine dair iddialar İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in odasında ele geçirilen CD'lerdeki belgelerle gözler önüne serildi. Poyraz'a 'istihbari amaçlı araştırmalarda kullanılması nedeniyle' düzenli olarak ödenen paralarla ilgili tutanaklar Ergenekon iddianamesinin 441 klasörlük belgeleri arasında yerini aldı.
'İSTİHBARAT' ÜCRETİ
DOĞU Perinçek'in işyerinde ele geçirilen Princo marka P420281107130821 seri numaralı CD içerisinde '(90) Tutanak (Ergun Poyraz) 1 milyar.doc.'' adlı dosyada 5 adet tutanak çıktı. Bu belgelerin Ergun Poyraz'a 'istihbarat amaçlı çalışma' karşılığı JİTEM tarafından değişik tarihlerde ödenen paralarla ilgili detaylar olduğu görüldü. Poyraz'a ödenen paralarla ilgili tutanaklarda 'Araştırmacı-yazar Ergun Poyraz'ın istihbari amaçlı araştırmalarında kullanılması nedeniyle İstihbarat Başkanlığı kasasından' ibaresi dikkat çekti.
http://img369.imageshack.us/img369/8328/36413076kk9.jpg (http://imageshack.us)
TANIDIK İMZALAR VAR
POYRAZ'A İstihbarat Başkanlığı kasasından 1 Temmuz 2004'te 1.000.000.000 (mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000627/!x-usc:http://1.0.0.0/) TL (Bir milyar), 28 Ocak 2004'te 850 YTL, yine 28 Ocak 2004'te 250 dolar ve 18 Aralık 2003'te 750 YTL verildiğine dair tutanaklar bulundu. Poyraz'a verilen paralarla ilgili tutulan belgelerde bazı Jandarma İstihbarat görevlilerinin imzalarıyla birlikte onaylayan olarak Eruygur dönemi Jandarma İstihbarat Başkanı ve Ergenekon firarisi emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ile Ergenekon tutuklusu Jandarma İstihbarat Teknik Takip Başkanı emekli Albay Atilla Uğur'un imzaları bulunuyor.
KİTAPLARI DELİL SAYILMIŞTI
ERGUN Poyraz, yazdığı kitapların Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından AK Parti hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili iddianameye girmesiyle dikkat çekmişti.
http://img118.imageshack.us/img118/4615/47612568yk7.jpg (http://imageshack.us)
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ve eski TBMM Başkanı Bülent Arınç için 'Musa'nın Çocukları' başlığı altında üçlü dizi kitap yayınlayan Ergun Poyraz, Erbakan döneminden itibaren çıkardığı bütün kitaplarda Milli Görüş ve Fethullah Gülen cemaatlerine yönelik ağır eleştiriler taşıyan kitaplar yazdı. Poyraz'ın yazdığı ''Refah'ın Gerçek Yüzü'' adlı kitap RP'nin kapatılma davasında delil olarak kullanıldı. AK Parti'nin kapatılma davasında ise Poyraz'ın ''Patlak Ampul'' adlı kitabı davada delil olarak kullanıldı.
Star gazetesi
chepny
08-10-2008, 03:04 PM
Bence ergenekon'un gizli lideri Fadime Şahin. Baksanıza 28 şubat postmodern darbesini o yaptırmış.:mrgreen:
Bana sorarsanız son süreçte Fadime Şahin kendisi aktif rol almadığı için ergenekon başarısızlığa uğradı :lol:
Şehbir
08-10-2008, 03:12 PM
Bence ergenekon'un gizli lideri Fadime Şahin. Baksanıza 28 şubat postmodern darbesini o yaptırmış.:mrgreen:
Bana sorarsanız son süreçte Fadime Şahin kendisi aktif rol almadığı için ergenekon başarısızlığa uğradı :lol:
YENİ İSMİ ''FATOŞ MUHABBET'' OLSUN O ZAMAN..
Şehbir
08-12-2008, 02:47 PM
http://img241.imageshack.us/img241/5928/69016842qa8.jpg (http://imageshack.us)
Koç Adası'nda saklamışlar
Ergenekon Terör Örgütü iddianamesinin ek klasöründe yer alan bir belgeye göre, 'Sabancı'nın katili' Fehriye Erdal, Koç'un adasında saklanmış Ergenekon Terör Örgütü iddianamesinin ek klasörlerinde yer alan belgelerdeki şok iddialar bitmiyor. Delil belgelerinde geçen bir iddia da şöyle: "Koç, Sabancı suikastından haberdardı ancak haber vermedi. Koç, Fehriye Erdal'ı adasında sakladı." Ergenekon sanıkları ile ilişki içinde olduğu ortaya çıkan Koç'lar, sanıklara da sahip çıkmıştı.
"ÇATLI İLE CIA'Cİ SUBAYLAR ORGANİZE ETTİ"
İşçi Partisi'nde yapılan aramalarda ortaya çıkan ve Ergenekon iddianamesinin 416 numaralı delil klasöründe yer alan 10 sayfalık belgede, Özdemir Sabancı suikastını Susurluk'taki kazada ölen Abdullah Çatlı ile Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı içindeki CIA'ci subayların organize ettiği iddia ediliyor. Cinayetin Dev-Sol'un üzerine kalacak şekilde düzenlendiği kaydediliyor. DHKP-C örgütünün lideri Dursun Karataş'ın para karşılığında olayı üstlendiği anlatılan belgede, Rahmi Koç'un yanı sıra eski Başbakanlar Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller ve Çiller'in eşi Özer Çiller'in de adı sıkça geçiyor. Belgede aynen şu ifadeler geçiyor:
CİNAYETİN ASKER AYAĞINDA KİMLER VAR?
"Başta Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın adamı Hüseyin P. Hüseyin P., Karataş'a parayı bizzat götürdü, verdi. Karataş'a, Yunanistan'da Muhaberat elemanı olarak görev yapan, Atina'daki Arap Öğrenciler Birliği Başkanı olan Suriyeli ile birlikte gitti. Para Hollanda Guldeni olarak verildi. Yunanistan'dan Fransa'ya geçerek parayı verdiler. Karataş'ın parayı Gulden olarak istemesi üzerine küçük çaplı bir kriz çıktı. Türkiye'de o kadar Gulden bulunamadı. Hollanda'dan bir şirket aracılığıyla City Bank üzerinden Yunanistan'a parayı transfer ettiler. Hüseyin P. o sıra Atina'da idi."
TETİĞİ P. ÇEKTİ
"Sabancı'ya karşı suikastın organizasyonu Abdullah Çatlı'ya verildi. Çatlı bunun yanı sıra silahları içeriye sokacak ve işi Dev Sol'cuların üzerine kalacak şekilde tertipleyecekti. Cinayet günü Çatlı ile Özel Harpçi esrarengiz yüzbaşı Hüseyin P. ve 3 adamıyla Baltalimanı'nda Oba Restoran'ta buluştular. Çay içtikten sonra arabaya binip Sabancı Center'in karşısındaki İETT garajına girdiler.
Çatlı önceden İETT garajının müdürünü ayarlamıştı. Hüseyin P. ve adamları cep telefonlarını, özel bir kanaldan haberleştikleri telsizleri arabada bırakıp binaya girdiler. Tetiği Hüseyin P. çekti. Suikastı gerçekleştirdikten sonra garaja tekrar gelen 5 kişi, Sarıyer'e araçla gittikten sonra dağıldı."
ÇİLLER KİMİN YAPTIĞINI BİLİYOR
"Çiller'in ve kocasının cinayetten haberi vardı. Ya onlar istedi ya da göz yumdular. Sabancı suikastının amacını ve çok ayrıntılı olmasa da kimin yaptığını biliyor."
"SABANCI ÇİLLER'İ REDDETTİ"
"Sabancı, silah fabrikası kurup orduya mal satmak için hazırlık yapıyordu. Koç'a bu alanda da rakip olmak için. Özer Çiller, Sabancı'ya ortak olma önerisi götürdü. İsrail patentiyle yapmayı teklif etti. Montajı Türkiye'de olacaktı. Sabancı, Özer Çiller'in bu kadar güçlenmesinin kendini rahatsız edeceğini gördü ve istemedi. Mesut Yılmaz da Sabancı'nın Çiller'le ortak olmasını istemedi. Sabancı, Çiller'in bu teklifine karşı durdu ve ANAP'la birlikte davrandı. Işın Çelebi'yi yönetime aldı."
RAHMİ KOÇ'UN ERGENEKON İLİŞKİSİ
İddianamede Rahmi Koç'un isminin geçtiği de biliniyor. İddianamede, Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç'un Ergenekon Terör Örgütü üyeleriyle yaptığı görüşmeler yer alıyor. Rahmi Koç, Ergenekon tutuklusu emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile buluşmak istemiş, Ergenekon zanlısı Cumhuriyet gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk'la holding binasında görüşmüş.
KOÇ'UN ERGENEKON TAVRI
Koç Holding yetkililerinin Ergenekon sanıklarına sahip çıkmış olmaları da dikkat çekiyor. Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan ATO Başkanı Sinan Aygün'ü, Yönetim Kurulu Üyesi İnan Kıraç da İlhan Selçuk'u serbest bırakılır bırakılmaz ziyaret ederek, soruşturmaya karşı bir duruş sergilemişti. Koç'un bu tavrı kamuoyunda büyük tepki toplamıştı.
"KOÇ, FEHRİYE ERDAL'I ADASINDA SAKLADI"
"Rahmi Koç'un Sabancı suikastınden haberi var. Haber vermedi. Çatlı, Fehriye ve diğer iki kişinin saklanması için Koç'un adasını kullandı. Çünkü Koç'un adasına polis de asker de operasyon yapamaz. Koç, Çatlı'nın burayı kullandığını biliyor. Ada Marmara'da. Rahmi Koç'un izni olmadan kimse giremez. Adaya rıhtım yapanlar bile malikanenin olduğu bölgeye sokulmuyor. Tel örgüyle çevrilmiş bir alanın içinden dışına çıkamıyorlar. Koç, bildirmedi, çünkü ÖKK'nın operasyonu olduğunu öğrendi."
Kenan Ersözlü
vBulletin® v3.7.3, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.