PDA

View Full Version : Ergenekon İddianamesinden basında yer bulanlar


mustafa06
08-15-2008, 07:14 AM
Basında hemen hergün iddianname ve eklerinden ilginc belgeler acıklanmaktadır.
Bunlardan dikkat cekici olanları bu başlıkta paylaşalım istedim.

mustafa06
08-15-2008, 07:15 AM
radikal gazetesinden,
15/08/2008

Ergenekon’dan dokuz şirkete büyük gözaltı

Ergenekon'un, Albayraklar, Koç ve Sabancı gibi dev kuruluşlar da dahil, dokuz büyük şirketi izlemek için büyük bir hazırlık yaptığı anlaşıldı. Örgüt, bu şirketleri izlemek için MOSSAD tasarımı bir istihbarat aracının benzeri yapmayı hedeflemiş



ANKARA - Ergenekon davasının iddianamesinde yer alan belgeler, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin de içinde yeraldığı 9 büyük şirketi izlemek için büyük bir hazırlık yapıldığını da ortaya koydu. Bu şirketleri izlemek için İsrail/MOSSAD tarafından tasarlandığı belirtilen bir istihbarat aracının oluşturulmasının hedeflendiği de ortaya çıkıyor.

Ergenekon davasının sanıkları arasında yeralan ve ”silahlı terör örgütüne üye olma, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek"le suçlanan Ferudun Refik Nuhoğlu’nun dijital ortamda yer alan belgeleri de iddianamenin ekleri arasında yer aldı. Dijital ortamda yer alan bir belge, Türkiye’nin önde gelen büyük şirketlerinin gözetim altında tutulması için ajan filmlerindeki dinleme/takip araçlarını aratmayan düzeneklerle donatılmış bir ”istihbarat aracı"nın yapımı için hazırlıklara ilişkin dokümanlar da yer aldı. Aracın anlatıldığı bölümde ise söz konusu istihbarat aracının 1996 yılında İsrail/MOSSAD’ın tasarlandığı da özellikle belirtiliyor.

Belgelere göre, izlenmek için hazırlık yapılan şirketler şöyle: İDA Danışmanlık, Eko Gıda, Albayrak Şti. Muhasebe, Uzan, Koç ile Sabancı şirketleri, Kayalar Group, Tansaş, ve Migros.

Belgede bu şirketlerin hemen altında ”Not: Hacker team kur" ibaresi de yer alıyor. Bu nota göre, bu şirketler için özel bir hacker timinin kurulması da öngörülmüş.



ŞİRKETLERİ İZLEYECEK ARAÇ DONANIMI



Söz konusu şirketlerin takibi için tam donanımlı bir araç hazırlanması için de hazırlık yapıldığı ortaya çıkıyor. Belgelere göre, söz konusu şirketleri izlemek/takip etmek için gereken araçta bulunması öngörülen cihazlar ve kullanım fonksiyonları aynen şöyle sıralanıyor:

Minibüs için: Türkiye yol radarı ve bilg. programları. Gizli Kameralar. Ses sistemleri. 30-900 mhz vericiler. Tv vericileri (mini). Net için çift yönlü uydu. İnvertör-convertör. Mini ses kayıt cihazları, kamera monitörleri. Uzaktan kumandalı kamyon-jip tarzı taşıma kapasitesi 2 kilo civarı araçlar. Uzaktan kumandalı uçak, kamera monte edilebilir taşıma kap. 4-7 kg. Gece görüş sistemleri. Telefon dinleme sistemleri/ hem GSM hem normal. Elektrik panelleri. Mini rotarlar veya mini çift devir dc motor kumandaları. Gps’i bilgisayara bağla ve netten izleyecek yazılım kur. Bir adet telefonu (hatlı) otomatik cevaplaya ayarla ve gizle içeriyi dinlemek için.

Bir adet iç kamera nete bağlı. Geniş band Am/Fm radio profesyonel. Fm vericiler (mini). Böcekler. Şifreli ses kaydediciler (belli saatte otomatik kayıt yollamaya ayarlı). 1 ad. araç telefonu. 1 ad kayıtlı kamera. Lazer modülatörlü dinleme sistemi. Aracın sallanmaması için ters kriko (elektrikli sabit) çok hassas preanfiler pil tüketimi az. 12 ve 24 volt geniş enerji panelleri. 0-2ghz frekans scanner araştır."



6 ADET C’LOK DA ALINACAK MALZEME ARASINDA



Araç için alınacak malzemenin dolar bazında fiyat dökümün de çıkartıldığı belgelerde görülüyor. Anılacak cihazlar ”Elzemö başlığı altında yer alıyor. Bu malzemeler arasında en dikkat çekici olan ise ”6xC’lok ve malzemeö olarak belirtiliyor ve Ruhsatlı ibaresi yeralıyor. Bunun da dolar bazında fiyatı 20 bin dolar olarak gösteriliyor. Yine alınması elzem listesinde bir jip, bir de 12-14 m’lik 200 bin dolar tutarlı bir yelkenli de yer alıyor.

Minibüsün iç donamımı için 75 bin dolar masraf öngörülüyor. Bunun yanı sıra 30 bin dolar seyir yakıt gıda ve geçiş ücretleri, 2.500 dolar 1 hafta İngiltere gezisi, 3 bin dolar da Moskova için öngörülmüş. Belgelerde, alınan ve harcanan malzemeler kaleminde de şu bilgiler yeralıyor:

3 X Bilgisayar = 4500$, 3XPrinter = 750$, 3 X Fax = 2000$, 2 X Tel santral- 1100$, 2 X Camera = 3400$, 1 X G. Cam tak= 650$, Altıyol büro = 2500$ harcandı aylık masrafı 500 $, Maltepe Ev=11000$ harcandı aylık masrafı 1000$, Cihaz ve malz = 8000$ (elektronik)"

Belgelerden ortaya çıkan tabloya göre, bu şirketlerin izlenmek için Altıyol’da büro kiralanmış ve Maltepe’de de bir ev tutulmuş.



ARAÇ MOSSAD’DAN KOPYALANMIŞ



İstihbarat aracının ayrıntıları ise şöyle anlatılıyor:

”Araç 1996 yılında İsrail/Mossad tarafından tasarlanıp kullanılan bir araçtır. Tüm devreleri ve tam şeması elimizde olmasa dahi, önemli olan büyük bir yüzdesi elimizdedir. Günümüzde emniyet istihbaratının halen kullanmış olduğu araç bu aracın yaklaşık 50 yıl gerisinde olup yakın çevremizde bazı istihbarat görevlisi ve elektronikçiler dahi araç teknolojisi hakkında ayrıntılı bilgiye sahip değildir.

Aracın görünümü isteğe bağlı olarak tasarlanabilir; her tür araca uygulayabilme şansımız olduğu gibi, yoğun kablo ve cihazların montajı, geniş alanda çalışmanın konforu, uzun görevlerde elamanların rahat çalışıp konaklayabilmesi ve kamuflaj için önerimiz minibüs tarzı bir araçtır ki, gelişen teknoloji ve aracın güncellenmesinde bu elzem olacaktır.

Aracımızın 24 saat uydu ve internet bağlantısı olup gereken her şey düşünülmüştür. İçinde istihbarat için gerekli olabilecek her türlü araç olduğu gibi akla hayale gelmeyecek donanımlarda vardır."



ARACIN AKLA HAYALE GELMEYECEK ÖZELLİKLERİ



Aracın, ayrıntılarda belirtildiği gibi ”akla hayale gelmeyecek" özellikleri resimleriyle birlikte tek tek sıralanıyor:

Ev iş yeri gibi sabit telefonları dinleme özelliği
Cep dinleme özelliği
İnternal ve external kamera(her yere dönebilen)
Sadece belli bir yönü ve kişileri dinlemeye yönelik tasarlanmış casus dinleme cihazlar
Yerleştirebileceğimiz verici devresine sahip çok ufak kamera sistemleriyle gözlem ve kayıt yapabilme yeteneği
İnfrared (Kızılötesi) gece görüş sisteme (Ayrıca İnfrared aydınlatma sistemi)
Lazer teknolojisi kullanılarak hiçbir ek cihaz kullanmadan 800 metreden hassas dinleme ve kayıt yapabilme imkanı
Ev-iş yeri gibi telefonların dinlenmesinde otomatik. Kayıt yapıp programlanan saatte hattı kesip bizim belirlediğimiz bir numaraya kayıt yollayabilme özelliği
GPS teknolojisi ile aracın tam mevkiini veya tam koordinatlarını hatasız tespit edebilme imkanı
Profesyonel maket bir araç üzerine yerleştirilmiş kamera ve dinleme cihazlarıyla insanın yakalamayacağı bölgelerde bile dinleme ve gözleme imkanı. (anka)

mustafa06
08-15-2008, 07:28 AM
Ergenekon'daki MİT belgeleri sahte
14.08.2008 radikal,

Ergenekon’un son ek klasöründe gündemi günlerce meşgul eden MİT belgelerinin, Cumhuriyet savcılığı ile MİT arasında yapılan yazışmalar sonucu sahte olduğu anlaşıldı



İSTANBUL - Ergenekon soruşturması sırasında sanıkların ev ve işyerlerinde bulunan, gazetelerde geniş yer alan ve ülkenin gündemini günlerce meşgul eden MİT belgelerinin sahte olduğu anlaşıldı.

Önce Ergenekon iddianamesi, daha sonra ek delil klasörleri açıklandı. 441 delil klasöründe çok sayıda resmi belge vardı. Bunlardan bazıları çok çarpıcı bilgiler içeren MİT belgeleriydi. Sabancı suikastıyla Susurluk sanıklarının karanlık bağlantıları, günlerce gazetelerin manşetlerinde yer almıştı. Yine bazı gazetecilerin MİT, CIA ajanı olduğuyla ilgili ‘resmi evrak’ çok sayıda spekülasyona neden olmuştu. Gazetecilerin isimleri uzun bir liste olarak verilmişti.

Bir başka ‘MİT belgesi’nde ise Uğur Mumcu’nun Türkiye’ye denizden botlarla sızan İsrailli bir ekip tarafından öldürüldüğü anlatılıyordu. Bu belgelerde MİT yöneticilerinin imzaları vardı. Yeni tamamlanan Ergenekon davasının 442. klasöründe bu belgelerle ilgili Cumhuriyet savcılığı ile MİT arasında yazışmalar yer aldı. İddialar günlerce ülke gündemini sarstıktan sonra avukatlara verilen bu klasörde MİT kendisine gönderilen belgelerin çoğunun sahte olduğunu resmi bir yazıyla savcılığa bildirmiş. Bu arada Ergenekon yapılanmasıyla ilgili iddianame ve eklerinde yer alan bazı belgelerin de 2002 yılında imzasız bir mektup ve altı CD halinde MİT’e gönderildiği belirlendi. 442. ve sonuncu CD’de sahte oldukları anlatılan sahte belgeler şöyle:



Belgeye imza yapıştırmışlar



Veli Küçük’ün evinde ele geçirilen ve ‘MİT Müsteşarı Sönmez Köksal’ imzalı 1993 tarihli belgede Mumcu’nun CIA denetiminde İsrail’de eğitim gören bir timin öldürdüğü belirtiliyordu. MİTin savcıya gönderdiği cevaba göre, belgeyi ilk olarak İran’da yayımlanan Cumhur-i İslami gazetesi yayımladı. O dönem Türk basını cinayetin İran bağlantıları üzerinde duruyordu. 1996’da Aydınlık’ın Ankara temsilcisi Hikmet Çiçek, belgenin sahte olup olmadığını sormak için MİT’e gönderdi. İncelemede belgedeki ‘Sönmez Köksal’ imzasının doğru olduğu ancak başka belgeden alınarak yazının altına monte edildiği saptandı. MİT’in yanıtına göre MİT antetli kağıtlar yazışmalarda kullanıldığı için kolayca bulunup, çoğaltılabiliyordu. Belge şöyle yorumlandı: ”Suikastın gerçekleştirildiği tarih itibarıyla, faillerin tespitine ilişkin hedef saptırmak amacıyla yapıldığı izlenimi edinilmiştir.”



2002’de gelen imzasız mektuplar



MİT’in savcıya gönderdiği cevaba göre Ergenekon operasyonunda ele geçirilen ve örgütün temel belgelerinden olan bazı dokümanlar belgeler 2002 yılında imzasız bir mektup ve altı CD halinde MİT’e gönderilmiş. İçlerinde MİT’le ilgili eleştirilere yer verilen dokümanlar şöyle:

Reaksiyon Etnik / Fundamentalist, Bölücü / Yıkıcı Unsurlar Analiz ve Tasfiye Projesi, İstanbul-Kasım 1999’ başlıklı metin. ‘Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi İstanbul - 29 / 10 / 1999 başlıklı belgede, Ergenekon yapılanması içinde yer alacak personel seçimine özen gösterilmesi aksi halde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın içinde bulunduğu sorun ve çelişkilerin Ergenekon bünyesine taşınacağı yazıyor. isimli dokümandaysa MİT’in Türkiye’nin geleceği ve güvenliğiyle ilgili konularda aymazlık ve sorumsuzluk içinde olduğu öne sürülüyor.



Sabancı suikastı senaryosu



Doğu Perinçek’te bulunan yine MİT imzalı bir belgede Sabancı suikastının Abdullah Çatlı, Hüseyin Kocadağ ve Hüseyin Pepekal tarafından organize edildiği yazıyordu. Bu iddia Tuncay Güney tarafından da dile getirilmiş, onun evindeki belgeler arasından da çıkmıştı. MİT bu belgeyle ilgili cevabında ”Yazılardaki sayıların bizim kullandığımız sistemle ilgisinin olmadığı, makama hitap tarzının teşkilatımızın yazışma kurallarına uymadığı, yazının sonunda yer alan 413-914 Dinçer Bozak (Kd.Bnb) ve 210 - 719 Yusuf Balbay (İstihda Yrd) ibarelerinin teşkilatımızla ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır” dedi.

Ayrıca Ümit Oğuztan’dan ele geçirilen ‘Abdullah Çatlı’ isimli belgenin ilk 11 sayfasının MİT’in bu konuda hazırladığı belgeyle aynı olduğu, bu sayfadan sonra bazı bölümlerde farklılık olduğu ve eklemeler yapıldığı anlaşıldı.



Ajan gazetecilerin listesi!


Söz konusu belge ilk olarak 2001 yılında bir mahkeme kanalıyla MİT’e soruldu. Aydınlık dergisinde yayınlanan bir haber üzerine MİT dava açtı. Dava sürerken mahkeme önüne gelen ‘MİT Medya ve Ajan Gazeteciler’ başlıklı belgeyi MİT’e sordu. MİT, böyle bir belge hazırlamadıklarını mahkemeye iletti. Aynı rapor Ergenekon operasyonu sırasında Veli Küçük, Ümit Oğuztan ve Hikmet Çiçek’te de çıktı. MİT, cevabında ayrıca söz konusu belgenin 2002 yılında imzasız bir mektupla kendilerine gönderildiğini bildirdi.



1. ve 2. MİT raporları hayali



Sanık Ümit Oğuztan’ın evinde 1997’de Tempo’da yayımlanan ‘1. MİT raporu’ olarak anılan belge ele geçirildi. MİT, savcıya gönderdiği cevapta böyle bir raporun kayıtlarında olmadığı belirtirken, belgenin eski elemanları Mehmet Eymür’ün prensiplere aykırı olarak emir ve izne dayanmadan etüt olduğunu ifade etti. Sanıklardan Adnan Akfırat’ın evinde geçirilen bir başka belgede ‘2. MİT raporu’ ifadesi yer alıyordu. Söz konusu belgeyi daha önce İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de açıklamıştı. MİT, kayıtlarında böyle bir belgenin olmadığını belirtti

Şehbir
08-15-2008, 12:00 PM
Basında hemen hergün iddianname ve eklerinden ilginc belgeler acıklanmaktadır.
Bunlardan dikkat cekici olanları bu başlıkta paylaşalım istedim.

BOMBALAR ASPARAGAS ÇIKTI HOCAM..

mustafa06
08-15-2008, 12:48 PM
BOMBALAR ASPARAGAS ÇIKTI HOCAM..

Hocam hangisi?

Mit belgelerinin sahteliğimi? yoksa sahte değilde gercekmiymiş :)

Casusluk için sistem kurma yazısımı?

Valla bilemem iki haberde radikaldendi ve ikisi içinde iddianamelerinin ekilerinden diye belirtiliyor.

zaten bigün o ekleri indirecem de cok büyük dosyalar yav, değmez diye indirmiyom.

Şehbir
08-15-2008, 12:54 PM
Hocam hangisi?

Mit belgelerinin sahteliğimi? yoksa sahte değilde gercekmiymiş :)

Casusluk aracı hikayesimi?

YANLIŞ YERE Mİ DALDIM HOCAM BEN ??

280 EL BOMBASINDAN BAHSETMİŞTİM.

AMA HERHALDE YANLIŞ YERE YAZDIM..

EEE BU KADAR ÇOK ERGENEKON BAŞLIĞI OLUNCA BAZI UFAK TEFEK HATALAR OLABİLİYOR..

PARDON HOCAM..

mustafa06
08-15-2008, 01:21 PM
YANLIŞ YERE Mİ DALDIM HOCAM BEN ??

280 EL BOMBASINDAN BAHSETMİŞTİM.

AMA HERHALDE YANLIŞ YERE YAZDIM..

EEE BU KADAR ÇOK ERGENEKON BAŞLIĞI OLUNCA BAZI UFAK TEFEK HATALAR OLABİLİYOR..

PARDON HOCAM..

haaa anladım ama benim cevapta iyi oldu dimii :)

Valla olabilir zaten o konuda cekince koymuştum. cünkü hürriyetin verdiği böyle bir haberi zaman gazetesinin balıklama atlayıp mermiler ve yakalanan silahları veripte 280 el bombasını vermemesi bana garip gelmişti.
kokusu yakında cıkar.

Basını şöyle bir taradım yeni bir bilgiye rastlamadım Yani herkes kendi mevziinde duruyor.
Asparagas olduğunu nereden öğrendin?

mustafa06
08-16-2008, 09:50 AM
Danıştay tetikçisi Arslan, Ergenekon sanığının avukatı

Danıştay saldırısına ışık tutan Ergenekon iddianamesi, çarpıcı bir bağlantıyı gözler önüne serdi. Danıştay tetikçisi avukat Alparslan Arslan, örgütün tutuklu sanıkları arasında yer alan Kuvayı Milliye Derneği Başkan Yardımcısı Hüseyin Görüm'ün avukatlığını yapmış.



İddianamenin ek klasörleri arasında yer alan belgeye göre Görüm, 15 Nisan 2004'te Taran Tarım Hayvancılık ve Gıda Ürünleri Sanayi Tic. Ltd. isimli şirketteki yetkilerini, bir vekaletle Rasim Görüm'e devrediyor. Vekalet evrakına avukat olarak imzayı da Danıştay saldırganı atıyor. Arslan'ın kaşesi ve avukatlık bürosunun adresi evrakta ayrıntılı şekilde belirtiliyor.


Danıştay saldırısından 2 yıl önce Ergenekon sanıklarına avukatlık yapmış

Danıştay saldırganı Alparslan Arslan ile Ergenekon terör örgütü arasında bir bağlantı daha ortaya çıktı. Ergenekon sanıklarında ele geçirilen ve davanın ek klasörleri arasında yer alan belgeler, karanlık ilişkiye ışık tutuyor. Bunlardan biri Kuvayı Milliye Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Görüm'e ait. Halen tutuklu bulunan Görüm, 15 Nisan 2004 tarihinde Taran Tarım Hayvancılık ve Gıda Ürünleri Sanayi Tic. Ltd. isimli şirketteki yetkilerini, bir vekaletle Rasim Görüm'e devrediyor. Buna resmiyet kazandıran evraktaki hukukçu, Danıştay tetikçisi avukat Alparslan Arslan. Derneğin merkezinde bulunan belgede avukat Alparslan Arslan'ın adı, soyadı, imzası, kaşesi, avukatlık bürosu adresi ve telefonları yer alıyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün inceleyerek Alparslan Arslan'a ait olduğunu kesinleştirdiği evrak, şu kayıtla mahkeme dosyasına girdi: "15.04.2004 tarihli belgedir başlıklı dokümanda Hüseyin Görüm isimli şahsın, Taran Tarım Hayvancılık ve Gıda Ürünleri Sanayi Tic. Ltd. Şirketi vekili olarak Rasim Görüm isimli şahsı temsilci ve vekil tayin etmesi ile ilgili belge olduğu, bu belgede Danıştay saldırısını gerçekleştiren avukat Alparslan Arslan'ın isim ve imzasının bulunduğu, ayrıca bu belge üzerine kaşesini bastığı, belgeye hukukilik kazandırdığı görülmüştür."

Hüseyin Görüm, Enez'deki fabrikayı devretti

"Belgedir" başlığını taşıyan ve altında avukat Alparslan Arslan'ın isim, imza ve kaşesi ile Hüseyin Görüm'ün isim ve imzasını taşıyan belgede şu ifadeler yer alıyor: "Edirne ili Keşan ilçesi Barağı köyü eski Enez yolu mevkii 16-0040 pafta 11 parselde kayıtlı 102 bin 900 metrekare yüzölçümlü gayrimenkul üzerine kurulu bulunan Keşanlı Süt Ürünleri Fabrikası'nın ve mütemmim cüzü ile sosyal tesislerin, demirbaşların, makine, teçhizat, alet, araçlar ve trafiğe kayıtlı muhtelif cins ve modeldeki hususi ve ticari araçlar gibi menkul mallarını; işbu işletmenin sahibi bulunan Taran Tarım Hayvancılık ve Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin münferiden temsile yetkili şirket müdürü olan Suat Salih Kerküklü'nün tarafıma verdiği Kadıköy 8. Noterliği'nin 30.03.2004 tarih ve 9885 yevmiye numaralı vekaletnamesi gereğince iş takiplerini yapmaya, bilumum bayilerle bilumum anlaşmalar yapmaya ve imzalamaya, toplamaya, ruhsatlar almaya, yönetmeye, yürütmeye aylık 600 USD (Altı yüz Amerikan Doları) ödemek koşuluyla Rasim Görüm'ü temsilci ve vekil tayin ettim."


zaman 16.08.2008


..........

Redd-i İlhak
08-19-2008, 06:32 AM
..........

Forum.uz 'un sevilen değerli kalemlerinden Mustafa06 'nın Ergenekon İddianamesine girdiği haberi Türkiye'de büyük yankı yarattı !

Mustafa06 hakkında iddianamede yer alan göze çarpan en önemli iddia ise yeni doğan torunlarının isimlerinin Ergenekon Terör Örgütü kurucularının adlarıyla aynı olması... :rolleyes:


bla bla bla bla .... :rolleyes:

Şehbir
08-19-2008, 08:54 AM
"Eyüp Ergenekon İlköğretim Okulu"
artık yok!

İstanbul Eyüp'te, 1997 yılından beri "Eyüp Ergenekon İlköğretim Okulu" adıyla eğitim veren okul, 'Ergenekon' ismini taşıdığı için maziye karıştı. Eyüp Ergenekon İlköğretim Okulu, il milli eğitim müdürlüğünün sessiz sedasız aldığı bir kararla Nişancı Şehit Er Eyüp Beyazıt İlköğretim Okulu'na devredilmiştir. Veliler isim değişikliği ve devredilme işleminin ne gerekçeyle yapıldığını öğrenmeye çalışmışlar, ama henüz bir sonuç alamamışlardır. Elbette onlara verilecek hiçbir cevabın bundan sonra herhangi bir anlamı olamaz. Amaç bellidir. "Eyüp Ergenekon İlköğretim Okulu" nun ismi "Ergenekon" kelimesinden dolayı değiştirilmiştir. Bu ise basit bir işlem değildir. Türk kültür ve tarihine yönelik bir projenin resmen icrasıdır. Her şeyden önce bu Türk tarihine ve folkloruna yönelik kabulü mümkün olmayan bir hakarettir.
Jivkov da Bulgaristan'da aynı şeyi yapmıştı!
Türkiye'de "Ergenekon" isminin okullara verilmez olması verilenlerin de isimlerinin değiştirilmiş olması sanıldığının ötesinde bir anlam taşımaktadır. Bilindiği gibi Türk tarihini, geleneğini ve kimliğini yansıtan ne varsa kazınması komşu birçok ülkede bugün hâlâ geçerli olan bir kültür siyasetidir. Bulgaristan'da yaşayan Türk asıllıların Türk ismi alma suçunu (!) işlemelerinden dolayı nasıl bir zulme tabi tutulduklarını yakın geçmişte yaşayanlar çok iyi hatırlayacaklardır. Yunanistan ile diğer birçok ülkede de "Türk" kavramına ve kültürüne karşı nasıl bir alerji duyulduğu bilinmektedir. O halde aynı anlama gelecek tavırları Türkiye'de yapmak ne demektir? Bunu çok iyi düşünmek gerekir. "Ergenekon" ismini -hangi nedenle olursa olsun- bir okuldan kaldırmakla Jivkof'un Türkçe olan adları değiştirmesi arasında herhangi bir fark görenler bunu bize anlatmalılar.
Jivkof, bugün Türkiye'de olanı biteni görseydi, herhalde "Peki benim Bulgaristan'da Türk adlarını değiştirmeme niçin karşı çıkmıştınız?" sorusunu birilerine sorardı. Üstelik Jivkof tek tek insanların isimlerini değiştirmişti, sizse toptan bir millete ait olan ortak destanın adını kaldırıyorsunuz!

Kavramların değeri!
Devlet olmak güç, millet olmak kültür gerektirir. Bu nedenle bağımsız ülkeler, bağımsızlıklarını devamlı kılabilmek için kendilerine ait gelenek, tarih, millet, destan, simge ve kimlik inşa etmek gereğini duyarlar. Kendi destanlarını kendi elleriyle mahkûm ederek ya da unutturarak tarihteki şerefli yerini almış olan bir millet yoktur!
Kelimelerin, deyimlerin, efsanelerin, masalların ve ideallerin yenilgisi aslında halkların yenilgisidir. Bireyler için olduğu kadar toplumlar için de rüyalar, hayaller, ütopyalar, masallar, mitler ve destanlar büyük değer taşır. Onun için büyük siyasi liderler halklarını kurtarmaya onlar rüyalarını, ideallerini ve efsanelerini unutmuşlarsa, onları yeniden hatırlatarak başlarlar: "Geçmişte başardınız. Yine başarabilirsiniz!".
Milletlerin dirilmesinde ve geleceklerine güvenle bakabilmelerinde gelenek, görenek, töre, anane, folklor ve efsaneler büyük rol oynar. Destanlar, bugünkü nesilleri atalarıyla, yani dünkü kökleriyle buluştururlar. Köklerin dallar için anlamı neyse destanların nesiller için anlamı da odur. Dallar köklerinden beslenir ya da kurur. Türk milleti büyük bir millettir. Bunun nedeni de büyük destanlar yaratabilmiş, yani köklerinden beslenebilmiş bir millet olmasıdır!
Destan kaybı iman kaybı kadar önemlidir!
Türkiye'nin yeni yöneticileri destan yaratmak bir yana atalarının destanlarını hoyratça aşağılamakta ve mahkûm etmekte dahi bir sakınca görmemektedir. Hâlbuki destan kaybı iman kaybı kadar önemlidir. Son zamanlarda "Ergenekon Destanı" nın başına gelenler düşünüldüğünde ne dediğimiz çok daha iyi anlaşılır.
Türklüğün var oluş ile diriliş destanı olan Ergenekon'u suçla, suçluyla, çeteyle, mafyayla, terörle bir arada anmak, acaba ne anlama gelmektedir? Acaba bugün Ergenekon denilince insanların aklına Türklerin diriliş ve var oluş destanı mı, yoksa bir suç örgütü mü gelmektedir? Elbette "Ergenekon" bugün hemen herkesin aklına hiç tereddütsüz "terör, çete ve mafya" gibi suçla ilgili örgütlenmeleri getirmektedir. Binlerce yıllık bir destan böylece süfli bir siyasetin kurbanı haline getirilmiş olmaktadır. Kendi destanını, tarihini, kimliğini ve inançlarını ancak ruhen hasarlı olanlar mahkûm edebilirler. Bu tam anlamıyla kendinden kaçış, kendisini başkası sanmak demektir. Unutmamak gerekir ki, kendinden kaçış deliliğin bir numaralı emaresidir.
Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ

Şehbir
08-19-2008, 09:02 AM
"Eyüp Ergenekon İlköğretim Okulu"
artık yok!

İstanbul Eyüp'te, 1997 yılından beri "Eyüp Ergenekon İlköğretim Okulu" adıyla eğitim veren okul, 'Ergenekon' ismini taşıdığı için maziye karıştı. Eyüp Ergenekon İlköğretim Okulu, il milli eğitim müdürlüğünün sessiz sedasız aldığı bir kararla Nişancı Şehit Er Eyüp Beyazıt İlköğretim Okulu'na devredilmiştir. Veliler isim değişikliği ve devredilme işleminin ne gerekçeyle yapıldığını öğrenmeye çalışmışlar, ama henüz bir sonuç alamamışlardır. Elbette onlara verilecek hiçbir cevabın bundan sonra herhangi bir anlamı olamaz. Amaç bellidir. "Eyüp Ergenekon İlköğretim Okulu" nun ismi "Ergenekon" kelimesinden dolayı değiştirilmiştir. Bu ise basit bir işlem değildir. Türk kültür ve tarihine yönelik bir projenin resmen icrasıdır. Her şeyden önce bu Türk tarihine ve folkloruna yönelik kabulü mümkün olmayan bir hakarettir.
Jivkov da Bulgaristan'da aynı şeyi yapmıştı!
Türkiye'de "Ergenekon" isminin okullara verilmez olması verilenlerin de isimlerinin değiştirilmiş olması sanıldığının ötesinde bir anlam taşımaktadır. Bilindiği gibi Türk tarihini, geleneğini ve kimliğini yansıtan ne varsa kazınması komşu birçok ülkede bugün hâlâ geçerli olan bir kültür siyasetidir. Bulgaristan'da yaşayan Türk asıllıların Türk ismi alma suçunu (!) işlemelerinden dolayı nasıl bir zulme tabi tutulduklarını yakın geçmişte yaşayanlar çok iyi hatırlayacaklardır. Yunanistan ile diğer birçok ülkede de "Türk" kavramına ve kültürüne karşı nasıl bir alerji duyulduğu bilinmektedir. O halde aynı anlama gelecek tavırları Türkiye'de yapmak ne demektir? Bunu çok iyi düşünmek gerekir. "Ergenekon" ismini -hangi nedenle olursa olsun- bir okuldan kaldırmakla Jivkof'un Türkçe olan adları değiştirmesi arasında herhangi bir fark görenler bunu bize anlatmalılar.
Jivkof, bugün Türkiye'de olanı biteni görseydi, herhalde "Peki benim Bulgaristan'da Türk adlarını değiştirmeme niçin karşı çıkmıştınız?" sorusunu birilerine sorardı. Üstelik Jivkof tek tek insanların isimlerini değiştirmişti, sizse toptan bir millete ait olan ortak destanın adını kaldırıyorsunuz!

Kavramların değeri!
Devlet olmak güç, millet olmak kültür gerektirir. Bu nedenle bağımsız ülkeler, bağımsızlıklarını devamlı kılabilmek için kendilerine ait gelenek, tarih, millet, destan, simge ve kimlik inşa etmek gereğini duyarlar. Kendi destanlarını kendi elleriyle mahkûm ederek ya da unutturarak tarihteki şerefli yerini almış olan bir millet yoktur!
Kelimelerin, deyimlerin, efsanelerin, masalların ve ideallerin yenilgisi aslında halkların yenilgisidir. Bireyler için olduğu kadar toplumlar için de rüyalar, hayaller, ütopyalar, masallar, mitler ve destanlar büyük değer taşır. Onun için büyük siyasi liderler halklarını kurtarmaya onlar rüyalarını, ideallerini ve efsanelerini unutmuşlarsa, onları yeniden hatırlatarak başlarlar: "Geçmişte başardınız. Yine başarabilirsiniz!".
Milletlerin dirilmesinde ve geleceklerine güvenle bakabilmelerinde gelenek, görenek, töre, anane, folklor ve efsaneler büyük rol oynar. Destanlar, bugünkü nesilleri atalarıyla, yani dünkü kökleriyle buluştururlar. Köklerin dallar için anlamı neyse destanların nesiller için anlamı da odur. Dallar köklerinden beslenir ya da kurur. Türk milleti büyük bir millettir. Bunun nedeni de büyük destanlar yaratabilmiş, yani köklerinden beslenebilmiş bir millet olmasıdır!
Destan kaybı iman kaybı kadar önemlidir!
Türkiye'nin yeni yöneticileri destan yaratmak bir yana atalarının destanlarını hoyratça aşağılamakta ve mahkûm etmekte dahi bir sakınca görmemektedir. Hâlbuki destan kaybı iman kaybı kadar önemlidir. Son zamanlarda "Ergenekon Destanı" nın başına gelenler düşünüldüğünde ne dediğimiz çok daha iyi anlaşılır.
Türklüğün var oluş ile diriliş destanı olan Ergenekon'u suçla, suçluyla, çeteyle, mafyayla, terörle bir arada anmak, acaba ne anlama gelmektedir? Acaba bugün Ergenekon denilince insanların aklına Türklerin diriliş ve var oluş destanı mı, yoksa bir suç örgütü mü gelmektedir? Elbette "Ergenekon" bugün hemen herkesin aklına hiç tereddütsüz "terör, çete ve mafya" gibi suçla ilgili örgütlenmeleri getirmektedir. Binlerce yıllık bir destan böylece süfli bir siyasetin kurbanı haline getirilmiş olmaktadır. Kendi destanını, tarihini, kimliğini ve inançlarını ancak ruhen hasarlı olanlar mahkûm edebilirler. Bu tam anlamıyla kendinden kaçış, kendisini başkası sanmak demektir. Unutmamak gerekir ki, kendinden kaçış deliliğin bir numaralı emaresidir.
Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ


VAY CANINA,


DESENİZE Kİ, TARİHTE Kİ, KADİM TÜRK DESTANI'NI DAHİ, BU GİDİŞLE KİTAPLARDAN SİLECEKLER.

ANCAK, BİLİNMESİ VE ASLA UNUTULMAMASI GEREKEN BİR NOKTA VAR.

BU DEVİRDE TÜRKLER, SOYUT İYİ NİYETTEN ZİYADE, SOMUT KÖTÜ TESİR VE SONUÇLARA BAKARAK KARAR VERİRLER.

ONUN İÇİN DİR Kİ, BU ERGENEKON İSMİ VE ONU KİMLERİN NE İÇİN, KULANDIKLAR ÇOK VE DERİNDEN İRDELENİP, KUSURU GÖRÜLENLER TESPİT İLE HAKLARINDA GEREKLİ KAMU VİCDAN MUHASEBESİ MUHAKKAK YAPILACAKTIR..

Redd-i İlhak
08-19-2008, 09:28 AM
bana ciddi şekilde durmadan ergenekon ile ilgili mailler geliyor

medyakronik adresinden ve adını bilmediğim bi çok adresten ergekon ile ilgili mailler alıyorum

bu mailler size de geliyor mu?

yoksa herkese yollanan ve bi propaganda amaçlı mailler mi bunlar?

Şehbir
08-19-2008, 10:52 AM
bana ciddi şekilde durmadan ergenekon ile ilgili mailler alıyorum

medyakronik adresinden ve adını bilmediğim bi çok adresten ergekon ile ilgili mailler alıyorum

bu mailler size de geliyor mu?

yoksa herkese yollanan ve bi propaganda amaçlı mailler mi bunlar?

GÜNDE EN AZ 30 - 40 TANE.

KİMİ LEYHTE KİMİ ALEYHTE, OKUMADAN DİREK ÇÖPE YOLLUYORUM..

BU ARADA CİDDİ OLANLAR VAR VE LEYHTE VE ALEYHTE. ONLARLA DA GÖRÜŞ TEATİSİNDE BULUNUYORUM...

mustafa06
08-19-2008, 01:12 PM
Forum.uz 'un sevilen değerli kalemlerinden Mustafa06 'nın Ergenekon İddianamesine girdiği haberi Türkiye'de büyük yankı yarattı !

Mustafa06 hakkında iddianamede yer alan göze çarpan en önemli iddia ise yeni doğan torunlarının isimlerinin Ergenekon Terör Örgütü kurucularının adlarıyla aynı olması... :rolleyes:


bla bla bla bla .... :rolleyes:

Yok yanıldın, alaka kurulamamış cünkü benim torunlar çift isimli :)