PDA

View Full Version : Gurbetçilerin yardımları nereye gidiyor?


doranos
09-02-2008, 06:40 AM
Kanal 7 aracılığıyla tanıtım yapan Deniz Feneri Derneği yardım kuruluşunun yöneticileri suçlarını kabul etti.

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=985692&Kategori=yasam&Date=02.09.2008&b=Evet,%20yasadisi%20para%20aktardik&ver=57

Artık yardım yapmak ta zorlaştı.Muhtaçlara yardım yapalım derken paralarımız birkaç şerefsizin cebine giriyor.Avrupalı Türklerin bağış yaparken dikkat etmesi lazım.

chepny
09-02-2008, 08:08 AM
Böyle şeylere oldum olası karşı olmuşumdur. Nietzce ustanın "bir insana yapılacak en büyük kötülük ona acımaktır" sözünü severim. Bu yardım muhabbetleri direkt acıma duygusunun istismarından başka birşey değildir.

TÜRKÇE
09-02-2008, 10:48 AM
Kanal 7 aracılığıyla tanıtım yapan Deniz Feneri Derneği yardım kuruluşunun yöneticileri suçlarını kabul etti.

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=985692&Kategori=yasam&Date=02.09.2008&b=Evet,%20yasadisi%20para%20aktardik&ver=57

Artık yardım yapmak ta zorlaştı.Muhtaçlara yardım yapalım derken paralarımız birkaç şerefsizin cebine giriyor.Avrupalı Türklerin bağış yaparken dikkat etmesi lazım.
aama çokta yardım yaptılar
Raydan çıkmasalar ben seviyorum böyle kuruluşları

TurkKizi1985
09-02-2008, 10:54 AM
Kanal 7 aracılığıyla tanıtım yapan Deniz Feneri Derneği yardım kuruluşunun yöneticileri suçlarını kabul etti.

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=985692&Kategori=yasam&Date=02.09.2008&b=Evet,%20yasadisi%20para%20aktardik&ver=57

Artık yardım yapmak ta zorlaştı.Muhtaçlara yardım yapalım derken paralarımız birkaç şerefsizin cebine giriyor.Avrupalı Türklerin bağış yaparken dikkat etmesi lazım.
Tuh be, benim ailem Deniz fenerine hep guveniyordu....Artik bundan sonra sadece devlet kuruluslarina yardim yapilmali.:rolleyes:

doranos
09-02-2008, 10:58 AM
Böyle şeylere oldum olası karşı olmuşumdur. Nietzce ustanın "bir insana yapılacak en büyük kötülük ona acımaktır" sözünü severim. Bu yardım muhabbetleri direkt acıma duygusunun istismarından başka birşey değildir.
yani muhtaç insanlara yardım yapılması sence yanlış mı?

Şehbir
09-02-2008, 11:22 AM
yani muhtaç insanlara yardım yapılması sence yanlış mı?

BUNUN GÜVENİLİR BİR KURULUŞ TARAFINDAN KOORDİNE EDİLMESİ LAZIM.

HER ÖNÜNE GELEN PARA TOPYAMAMALI..

chepny
09-02-2008, 12:50 PM
yani muhtaç insanlara yardım yapılması sence yanlış mı?
hem yanlış, hem de değil...
Ben kendim şahsen acıma duygusu devredeyse kesinlikle yardım etmeye sıcak bakmıyorum. Acıma duygusu haricinde iyi gerekçelerim var ise seve seve yardım ederim.
Yani "Ben bu insana niçin yardım ediyorum?" sorusuna "Acıdığım için" haricinde bir cevap bulabiliyorsam yardım ederim.

Neyse ben bu konuyu burda keseyim yoksa birazdan saçmalamaya başlayacağım. :lol:

Şehbir
09-02-2008, 01:03 PM
hem yanlış, hem de değil...
Ben kendim şahsen acıma duygusu devredeyse kesinlikle yardım etmeye sıcak bakmıyorum. Acıma duygusu haricinde iyi gerekçelerim var ise seve seve yardım ederim.
Yani "Ben bu insana niçin yardım ediyorum?" sorusuna "Acıdığım için" haricinde bir cevap bulabiliyorsam yardım ederim.

Neyse ben bu konuyu burda keseyim yoksa birazdan saçmalamaya başlayacağım. :lol:

''LAF OLSUN DİYE'' DİYEBİLİRDİN MESELA, AMA UYMADI..

LAZIN DEDİĞİ GİBİ UYSADA ODUN, UYMASA DA..


ÇEPNİ'YE SORU: ÇEBİ'LER AKRABAN YADA HEMŞERİLERİN Mİ ?

chepny
09-02-2008, 01:09 PM
''LAF OLSUN DİYE'' DİYEBİLİRDİN MESELA, AMA UYMADI..

LAZIN DEDİĞİ GİBİ UYSADA ODUN, UYMASA DA..


ÇEPNİ'YE SORU: ÇEBİ'LER AKRABAN YADA HEMŞERİLERİN Mİ ?

Aslında ben gerçekten de yardımdan ziyade insanlara acınmasına karşıyım. İnsan acınacak haldeyse bile acımayacaksın :D

üstad çebi'ler kim yahu?

Şehbir
09-02-2008, 01:12 PM
Aslında ben gerçekten de yardımdan ziyade insanlara acınmasına karşıyım. İnsan acınacak haldeyse bile acımayacaksın :D

üstad çebi'ler kim yahu?

SÜRMENE'Lİ BİR AİLE, DÜN KONUŞUYORDUK MEVZUU AÇILDI.

SÜRMENE'DE DE ÇEPNİ'LER VARMIŞ VE AKRABALARIYMIŞ.

VAR MI BİR İLGİN DİYE MERAK ETTİM..

chepny
09-02-2008, 01:24 PM
SÜRMENE'Lİ BİR AİLE, DÜN KONUŞUYORDUK MEVZUU AÇILDI.

SÜRMENE'DE DE ÇEPNİ'LER VARMIŞ VE AKRABALARIYMIŞ.

VAR MI BİR İLGİN DİYE MERAK ETTİM..
Üstad Çepni Oğuz boylarından birinin adıdır ve Karadeniz'in büyük çoğunluğu Çepnidir. Dolayısıyla bütün Çepnilerle boydaşız, bir bakıma akraba sayılırız :)

Ayrıca Çebilerle hemşeri de sayılırız. Sürmene ile arada 120 km mesafe var sadece :lol:

Redd-i İlhak
09-02-2008, 02:12 PM
İnsanlar Dini Kullanarak İnsanları Dolandırmaya devam ediyor...

Bunları biz söyleyince de Dinsiz ilan ediliyoruz,devam edin...

Şehbir
09-02-2008, 02:32 PM
İnsanlar Dini Kullanarak İnsanları Dolandırmaya devam ediyor...

Bunları biz söyleyince de Dinsiz ilan ediliyoruz,devam edin...


AMA HİÇ BİTMİYOR, HİÇ AKILLANMIYORLAR.

HALA AYNI ŞEYİ YAPMAYA DEVAM EDİYORLAR, DEVLETİN CAMİLERİNDE, DEVLETİN MAAŞLI ELEMANLARI, BUNLARA PARA TOPLAYIP KOMİSYON ALIYORLAR. HEM YURT İÇİNDE, HEM YURT DIŞINDA..

DERNEKLER, VAKIFLAR, FAİZ HARAM DİYEN KAR PAYCILAR.

BU OLUŞUMDA BULUNMAYAN İNSANLARI TENZİH EDERİM..

Redd-i İlhak
09-02-2008, 02:46 PM
BU OLUŞUMDA BULUNMAYAN İNSANLARI TENZİH EDERİM..


e tabii ki mutlaka onları tenzih ediyoruz,gerçek dindarlara sözümüz asla olamaz...

Aybike
09-02-2008, 05:11 PM
deniz feneri önce bir tv programiydi..
sonra dernek oldu..olay su, tv programi derneklesince yasal olarak programa yani dernege gelen paralarin %30 u programindir..Yani yapimcinin :)
Yani yolladiginiz her 100 liranin 30 lirasi yapimcinin cebine iner :)
Deniz feneri programinin isikcisi bile Jeep ile geziyor..
Almanya ofisi yüzde 30 ile yetinmemis anlasilan :)

Ben asla bu dernege yardim etmem..edenleride hep uyardim ama dinletemedim..
Kimse yokmu programida ayni unutmayin..

eflatunn
09-02-2008, 05:36 PM
Kanal 7 aracılığıyla tanıtım yapan Deniz Feneri Derneği yardım kuruluşunun yöneticileri suçlarını kabul etti.

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=985692&Kategori=yasam&Date=02.09.2008&b=Evet,%20yasadisi%20para%20aktardik&ver=57

Artık yardım yapmak ta zorlaştı.Muhtaçlara yardım yapalım derken paralarımız birkaç şerefsizin cebine giriyor.Avrupalı Türklerin bağış yaparken dikkat etmesi lazım.

Yardim etmek,bagista bulunmak... bunlar guzel seyler.Ancak gizli yapildigi,cumle aleme duyurulmadigi,kameralar esliginde govde gosterilerinde bulunulmadigi ve boyle yaparak zaten zor durumda olan o insanlar daha da zor durumlara sokulmadigi zaman.
Yakinda ekranlarda gormeye baslariz kameralar esliginde oruc acmaya gider devlet buyuklerimiz : ''Merhaba ey fakir fukara bak biz geldik,bunlar da kameralar hep beraber reklam oluyoruz'' demek icin.
Bagis yapmak olsun,bir muhtaca yardim etmek olsun cumle aleme duyurulmadan yapilacak islerdir.Bence hayirli olani budur.Geriye kalanlar reklam.

chepny
09-03-2008, 04:06 AM
Bakan var da gören olacak mı


FRANKFURT Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde süren "Deniz Feneri" davası ile ilgili haberleri okurken, aklıma yine o fotoğraf geldi.

Kayseri’de bir cenaze namazı sırasında çekilen fotoğraf.

Hatırladınız mı, hani Hürriyet’te "Dört bakan var bir gören yok" manşeti ile çıkmıştı.

Yurtdışında para toplayarak insanları dolandıran şirketin yöneticisi cenaze namazında, hükümetin 4 bakanı ile birlikte saf tutuyordu.

Şimdi buna benzer başka bir olayla karşı karşıyayız.

Üstelik bu defa durum insani açıdan çok daha vahim.

Güya felakete uğrayanlara yardım amacıyla kurulmuş bir dernek Almanya’da para topluyor.

İnsanların vicdanlarına, yardımseverlik duygularına yönelik kampanyalar düzenleniyor.

Bazı sanatçılar, siyasetçiler iyi niyetle bu kampanyalara katılıyor.

Sonra toplanan paralar, kuryeler aracılığıyla Türkiye’ye gönderiliyor.

Meğer yardım toplama kisvesi altında neler oluyormuş neler.

Türkiye’de kimlerin cebine paralar giriyor, kimlere ne maaşlar ödeniyor, ne yayın organları finanse ediliyormuş.

Yani para her yere gidiyormuş da, gitmediği tek yer, felakete uğrayan insanlar oluyormuş.

* * *

İddia sahibi biz değiliz.

Alman yargısı.

Bunları anlatan, bu dehşet itirafları yapan kişi herhangi bir insan değil.

Almanya’daki derneğin en üst yöneticileri.

Tek tek isim vererek anlatıyor.

Kime ne maaş verildiğini kuruşuna kadar söylüyor.

Parayı kimin nasıl taşıdığını, adres belirterek veriyor.

Ortada, Mercümek olayından beter bir durum var.

Hocayı hapislere kadar götüren finansal dalavereler bunun yanında tinerci çocuk vakası kalır.

Tabii hepimiz soruyoruz.

Şimdi ne olacak?

Yimpaş olayındaki gibi "Görmedim, işitmedim, söylemedim"i mi oynayacağız?

Hadi Alman yargısı bunu yanlarında bırakmayacak.

Orada içimiz rahat.

Ya kendi ülkemizde?

Bunların uzantıları, kuryelerin adresleri? Onlar ne olacak?

Yine cenaze namazlarında birlikte saf mı tutulacak?

Merak ediyoruz, bekliyoruz.

* * *

Dün merak ettim sordum.

Frankfurt’ta görülen davaya Türk medyasının ilgisi neymiş?

Hayret.

Hürriyet ve Milliyet gazetelerinden başka muhabir gönderen gazete yokmuş.

Almanya’da afra tafra atan gazetelerin hiçbiri nedense ilgi göstermemiş.

Neden?

Konuşan dernek yöneticisinin Ergenekon davasını başlatan sözde haham kadar kıymeti yok mu?

Yoksa çocuklar "bizim mahalleden" olduğu için görmezden mi geliyoruz.

Oysa tam aksini yapmak lazım.

Binlerce insanın duyguları insafsızca sömürülmüş.

Hem de nasıl günlerde?

Bir yerde deprem olduğunda, bir yerleri sel götürdüğünde, bir köy, beş on mahalle toprak altında kaldığında.

Yani ülkenin bir köşesinden "Orda kimse var mı" feryatları yükselmeye başladığında ortaya çıkan baykuşlar, işte o vicdanları yiyip bitirmiş.

Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimseye yedirmeyeceğini söyleyen Başbakan’dan, acısı, vicdanı hortumlanan insanlarımızın da hakkını aramasını bekliyoruz.

Yimpaş olayında, "Bize ne, paranızı verirken bize mi sordunuz" dedik.

Eh, hadi öyle olsun.

Ama burada kimseye böyle bir şey söyleyebilir miyiz?

* * *

Dün baktım, Almanya’da inanılmaz itiraflar yapılıyor.

Vicdan sömürücüsü bir çetenin marifetleri tek tek ortaya dökülüyor.

Ama Türkiye’de yine ses yok.

Acaba bunu da mı Ergenekon savcısına yollasak?

Ne dersiniz..

>>> (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9806972.asp?yazarid=10&gid=61&sz=78448)

Şehbir
09-03-2008, 04:21 AM
Bakan var da gören olacak mı


Dün baktım, Almanya’da inanılmaz itiraflar yapılıyor.

Vicdan sömürücüsü bir çetenin marifetleri tek tek ortaya dökülüyor.

Ama Türkiye’de yine ses yok.

Acaba bunu da mı Ergenekon savcısına yollasak?

Ne dersiniz..

>>> (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9806972.asp?yazarid=10&gid=61&sz=78448)


GAZETELERİ GENELDE İNTERNETTEN TAKİP EDERİM.

SABAHLARI HABERLERDEN ÖNCE KÖŞE YAZILARINA BAKARIM.

UZUN ZAMANDIR ERTUĞRUL ÖZKÖK'İN YAZILARININ SADECE ÖZETİNE GÖZ GEZDİRİP GERİSİNİ OKUMAYI KESMİŞTİM.

BU SABAH SAAT 5 CİVARI İDİ GÖRDÜM VE DEVAMINI OKUDUM.

DEDİM Kİ KENDİME ÖYLE B.K'A SARMIŞIZ Kİ, DÜZELECEK HALİMİZ YOK.

NOT: BEN ÖZKÖK'Ü 90 YILLARIN SONUNA KADAR ÇOK BÜYÜK ZEVKLE OKURDUM, PAZAR YAZILARINI OKUMAK EN BÜYÜK ZEVKLERİM ARASINDA İDİ AMA NEDENSE SONRA MEVKİ VE SOSYAL STATÜ O'NUDA KENDİ KARANLIĞI İÇİNE ALDI..

ŞİMDİ KENDİ SAVUNMALARINI YAPARKEN BİLE OKUMAK GELMİYOR İÇİMDEN.

VE DİYORUM Kİ; HER LAFININ ALTINA İMZA ATACAĞIN BİR YAZAR BU KADAR NASIL DEĞİŞİR, O FRANSA'DA OKUYAN PARKALI, ASİ, HAYATI BİR SİGARA İÇİMİ DİLİMİNDE YAŞAYAN, SERSERİ, BİR O KADAR DA VATANPER, BİR O KADAR ROMANTİK ADAM, NASIL BU HALE GELMİŞTİR..

NASIL YERİ GELDİĞİNDE HÜKÜMETLERE KIÇ (ÖZÜR DİLERİM) YALAYICILIĞI YAPMIŞTIR.

HAFSALAM ALMIYOR, BÜNYEM KALDIRMIYOR..

chepny
09-03-2008, 04:40 AM
Bir de bu yorumu okuyun...
Deniz Feneri, ampul gibi ’aydınlatıyor’


OKTAY (Ekşi) Abi dün gündeme getirdi; Deniz Feneri’nin Almanya’daki din üzerinden yaptığı para dolandırıcılığının öyküsünü anlatırken "AKP hükümetlerinin ve özellikle savcılarımızın bu bilgileri ihbar kabul edip etmeyeceğini doğrusu merak ediyoruz" diyordu.

Almanya'daki savcıların gördüğünü Türkiye'deki savcılar ve AKP hükümeti görmüyor

Deniz Feneri ve Almanya bağlantılarını çok yazdık; gerçekten ne AKP iktidarı duydu, ne de Cumhuriyet Savcıları! Deniz Feneri’ne dokunmak biraz değil epeyce ’zor’du.

Kim denetler bilinmez ama Deniz Feneri’nin F. Gülen cemaatinden başka en örgütlü bir ’yardım gücü’ olduğu AKP çevrelerinde dahi konuşuluyor.

Almanya’dan kuryelerle Türkiye’ye gönderilen milyonlarca dolar/marklarla (sonra Eurolar) ilgili Alman Savcılığı’nın ihbardan 1.5 yıl sonra ortaya çıkardığı ’dolandırıcılığı’, o zaman AKP’de bakan olan Erkan Mumcu daha önceden biraz fark etmişti ama gündeme getirmeye nefesi yetmedi; belki de yettirilmedi.

ERBAKAN KURDURDU AKP’NİN ETKİN GÜCÜ OLDU

Milli Görüş, daha doğrusu Erbakan tarafından kurdurulmuştu Deniz Feneri; ancak 2002’deki FP-AKP ayrışımında, kuruluşun yöneticileri Tayyip Erdoğan’ın yanında yer aldılar. Neden mi? Tayyip Bey, televizyoncu olmayan bir gruba Büyükşehir Belediyesi’nin o zamanki yerel televizyonunu vermişti.

AKP döneminde büyüdü, 100 milyon dolarların üzerinde ’ciro’ya sahip oldu. Ankara ve İzmir’de şubeler kurdu. Lojistik hizmetleri için Ümraniye ve Zeytinburnu Belediyeleri, arsalarını ’kaçak’ olarak Deniz Feneri’ne tahsis ettiler. Ankara’dakini de, Esenboğa’ya gelip gidenler görüyorlar.

Cerrahpaşa Camii’nin karşısındaki ’medreseyi’ dahi Deniz Feneri’ne tahsis etti Vakıflar... Deniz Fenercileri bugün ’kamu’ yararına kuruluş olduğu için vergi ödemiyor; çünkü her şeyde vergiden muaf... Araçlarında resmi plaka taşıyor. Neden mi?

’Hayır’ kuruluşu olduğu için...

Derneğin yurtdışındaki örgütlenmesi ise ayrı tüzel kişilik olarak gerçekleşti.

Deniz Feneri hiçbir şeyden çekinmiyor; bugün hálá televizyonlara reklamlar veriyor; kimse de "Almanya’da olanlardan hiç haberiniz yok mu?" diye sormuyor.

İşte organik bağ

DENİZ Feneri’nin, 1996’da Ramazan ayında ’furya halinde’ başlayan yardım programlarıyla gündeme geldi. Bir yıl sonra dernek oldu. 1999 depreminden sonra Almanya’da atladı. Frankfurt’taki duruşma sürerken belirtelim; Almanya’daki Milli Görüş ile Türkiye’deki arasında resmi bir bağlantı olmayacağı gibi aynı durum Deniz Feneri ile söz konusu... Ancak isimler yanyana getirilince iki örgüt arasında organik bir bağ olduğu açıkca görülüyor. Deniz Feneri’nin, 1998’de kurulan Frankfurt’taki merkezi ile Kanal 7’nin adresleri aynı yerde olduğu gibi yönetimi ve çalışanları da aynı kişilerden oluşuyordu. Zaten isimlere bakıldığında bu fark ediliyordu: Zekeriya Kahraman, Mustafa Çelik, İsmail Karahan, Mehmet Gürhan ve Zahit Akman... Büyükşehir Belediyesi, İSMEK adlı meslek eğitim kurslarını kimlere ihale ediyor; Başbakan kimleri medyayı denetlemenin başına getiriyordu? Bu isimler iki yıldan beri neden Almanya’ya gitmeye cesaret edemiyorlar. ’Karagümrük Yanıyor’ dizinden tanınan Uğur Arslan, Türkiye’deki programından sonra Almanya’ya giderek programını orada sürdürmüş; bu sayede ’bedelli askerlik’ten yararlandıktan sonra dönmüştü. Bugün Kanal 7’de yine Ramazan programları yapıyor ve Fox TV’de bir sanatçıyla ’evlilik’ programına çıkıyor.

Erdoğan’dan övgüler

BAŞBAKAN Erdoğan, iki yıl önce AKP grubundaki bir konuşmasında, Güneydoğu bölgesindeki sel felaketinden söz ederken, insanı yardımların bölge halkının mağduriyetini azaltmaya büyük katkıları olduğunu belirttiği Deniz Feneri Derneği ile Kızılay ve bölgede çalışan diğer yardım kuruluşlarına teşekkür ederek, başarılar dilemişti. (Kızılay’ın, Deniz Feneri’nden ne kadar rahatsız olduğunu bir bilseniz...)

Deniz Feneri, yine AKP hükümeti döneminde Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan dernek statüsüne alındı.

Bu durumda, topladığı yardımlardan başka para da toplayabilme olanağına kavuştu ve yaptığı tüm ticari faaliyetlerinde de vergiden muaf oldu.

Yani Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Yeşilay gibi yarı resmi derneklerin yıllardır elde ettiği hakka bir anda kavuşmuş oldu. Böylece AKP’nin devlet imkánlarını kullanarak oluşturduğu ’sadaka kültürü’nün sivil toplum örgütleri arasındaki en güçlü halkasını Türkiye’deki Deniz Feneri oluşturdu.

Aynı ayrıcalık Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne gösterilmedi.

İhbarı, avukat bir Milli Görüşçü yaptı

DENİZ Feneri ile ilgili ihbarı Berlin’den, avukatlık yapan eski Milli Görüş’çü Abdurrahim Vural yaptı. Berlin İslam Cemaati Başkanı olan Vural, bunu bize doğruladı iki yıl kadar önce doğruladı ve "Evet bir yıl önce suç duyurusunu ben yaptım, polis ve savcılığa belge ve bilgiler sundum. Sonunda da iddialarımın doğruluğu ortaya çıktı" dedi.

Vural bugün hálá şöyle konuşuyor:

"Bunların yaptıklarına dayanamadım. Dini duygulara hitap ederek insanları istismar ediyorlardı. Onlara önce yardım ediyorlar, ev tutuyorlar, yemek veriyorlar, giydiriyorlar. Bunu da Kanal 7’de bütün insanların merhamet duygularını istismar edecek şekilde yayınlıyorlar. Ondan sonra gelsin zekát paraları, kurban paraları... Paraları daha sonra da Kanal 7 ve Yimpaş’a aktarıyorlardı. İnsanların dini duygularını kullanarak milyon Euro’lar toplamasının engellenmesini istiyorum. Bu vurguna yeter artık diyorum."

Av. Vural yaptığı çeşitli açıklamalarda Almanya’da Kanal-7 ile iç içe olan ’sözde yardım derneklerinin’ Müslüman ülkelerde (Pakistan, Afganistan, Somali, Eritre, Bosna, Mora, Sudan, Endonezya, Filistin vs. gibi) sel, deprem açlık gibi felaketlerden beslendiğini, bu ekiplerin hemen yardım kampanyası açtıklarını ve bu yolla büyük paralar topladıklarını söylüyor.

Deniz Feneri’nin acaba o zaman Almanya’da kaç üyesi vardı?

Hiç...

Çünkü internetinde üye başvuru formu vardı; ’yalancıktan’da olsa..

Üye olamazdınız...

Kanal 7’nin çalışanları, Deniz Feneri’nin kurucuları idiler. Sayıları da 15’i geçmiyordu.

Tezgah böyle oluşturulmuştu.

Alman Adalet Bakanlığı’nın titiz çalışması sonucu sanıklar yargı önünde.

Duruşmalar üç gündür sürüyor.

Deniz Feneri’nin muhasebecisi Firdevsi Ermiş, ’bülbül gibi’ konuşuyor.

Türkiye’den çok kişiyi korkutuyor.

Bu kuruluşa inanıp yardım edenler de şok geçiriyorlar.

>>> (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9806974.asp?yazarid=42&gid=61&sz=58882)

Redd-i İlhak
09-03-2008, 05:10 AM
Gurbetçilerin yardımları nereye gidiyor?

Nereye gidecek indiregandi :lol:

Şehbir
09-04-2008, 02:33 AM
Yardim etmek,bagista bulunmak... bunlar guzel seyler.Ancak gizli yapildigi,cumle aleme duyurulmadigi,kameralar esliginde govde gosterilerinde bulunulmadigi ve boyle yaparak zaten zor durumda olan o insanlar daha da zor durumlara sokulmadigi zaman.
Yakinda ekranlarda gormeye baslariz kameralar esliginde oruc acmaya gider devlet buyuklerimiz : ''Merhaba ey fakir fukara bak biz geldik,bunlar da kameralar hep beraber reklam oluyoruz'' demek icin.
Bagis yapmak olsun,bir muhtaca yardim etmek olsun cumle aleme duyurulmadan yapilacak islerdir.Bence hayirli olani budur.Geriye kalanlar reklam.


http://img526.imageshack.us/img526/2148/tofdxe8.jpg (http://imageshack.us)


YAV GERÇEKTEN MORALİM ÇOK BOZULDU, ALLAH TOPUNUN BELASINI VERSİN..

ALLAH ONLARI KAHRETSİN..

BU BİR TEMSİLİ RESİM..

BU ÇOCUĞUN VE BU ÇOCUKLARIN HAYALİ SADECE BİR TEKERLEKLİ SANDALYE..

AYAKLARINI İSTEMİYOR VAZ GEÇMİŞ ONLARDAN, KIÇI KIRIK BİR TEKERLEKLİ ARABA İSTİYOR...

LÜTFEN YARDIM EDELİM ONLARA, NE OLUR YERİNE GİDECEĞİNE EMİN OLDUĞUNUZ YARDIMLARI MUHAKKAK YAPIN..

TÜRKÇE
09-04-2008, 03:02 AM
şehbİr Gel İkİmİz Bİr Dernek Kuralim

BöriKhan
09-04-2008, 03:05 AM
Sizde paralarımızı sövüşlemeyin Koyuncu abi :) yardım diye toplayıp altılı ganyana yatırırsınız paraları :))

TÜRKÇE
09-04-2008, 03:10 AM
Sizde paralarımızı sövüşlemeyin Koyuncu abi :) yardım diye toplayıp altılı ganyana yatırırsınız paraları :))
Ganyana paramı yatırırım be. Alırım 100.000 BJK lotu. Rakip hafif. Bjk %70 ihtimalle geçer. SOnra ayak bastı parası gelir. Bjk belki 4-5 maç daha alabilir. 3 ayda en az %30 degerlenecek inş.

Şehbir
09-04-2008, 03:47 AM
şehbİr Gel İkİmİz Bİr Dernek Kuralim

OLUR, İŞE TÜRKİSTAN BÖLÜMÜNDEN BAŞLAYALIM..

TÜRKÇE
09-04-2008, 04:58 AM
OLUR, İŞE TÜRKİSTAN BÖLÜMÜNDEN BAŞLAYALIM..
Bunlar pinti be. Bunladan ne saz olur ne sazan. Ben bildim bileli hala 500doları toplayamadılar
255 dolarda daha

Şehbir
09-04-2008, 05:00 AM
Bunlar pinti be. Bunladan ne saz olur ne sazan. Ben bildim bileli hala 500doları toplayamadılar
255 dolarda daha


ERKEKLER BÖLÜMÜNE SON MESAJA BAK..

yeşil
09-05-2008, 10:10 AM
Ben vereyimde nereye giderse gitsin,benim niyetim yardım deyip geçmeyeceksin.Birileri dindar görünerek ceplerini doldurur.

Şehbir
09-05-2008, 10:34 AM
Deniz Feneri'nden Erdoğan çıktı!

http://img527.imageshack.us/img527/9477/adszwv1.jpg (http://imageshack.us)


http://www9.gazetevatan.com/newpics/news/050920081131004438312_2.jpg

Deniz Baykal, NTV'nin canlı yayında Almanya'da devam eden Deniz Feneri yolsuzluk davasıya ilgili önemli bir açıklamada bulundu...

VATAN

Deniz Baykal, Alman Savcısı'nın hazırladığı iddianamede Başbakan ile ilgili bir bölümü aktararak şunları söyledi:

"Mehmet Gürhan adlı Almanya'da bir organizatör var. Başbakan'ın organizatörü diye biliniyor. Başbakan'ın Almanya'daki pek çok organizasyonunda yer almış ona yakın bir isim.
Alman savcının iddiasına göre, yargılanan dernekten Başbakan Erdoğan'a verilmek üzere Mehmet Gürhan isminde birine büyük miktarda para verilmiştir.http://www9.gazetevatan.com/newpics/news/050920081436257124492_3.jpg (http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=197421)
Mehmet Gürhan da fadesinde bunu doğruluyor. " Evet toplanan parayı Erdoğan'a iletilmek üzere aldım" diyor. Bu para tsunami felaketinden zarar görenler için toplanmış güya. Başbakan bu parayı almış mıdır almamış mıdır açıklamalıdır. Gürhan bu papayı vermiş olsa da olmasa da, orada bazı insanların Başbakan adına para toplaması vahimdir.
Alman savcı bu davayla ilgili Türk hükümeti baskı yapıyor diye açıklama yapıyor. İddianamede bu baskı açıkça belirtiliyor.. Türk hükümeti neden bu davayı bu kadar yakından takip ediyor. Orada bir yolsuzluk incelemesi var. Bırak ne olduğu ortaya çıksın. Niye müdahale etmeye çalışıyorsun. Neden rahatsız oluyorsun? Bunlar açıklanması gereken vahim konulardır!"

http://www9.gazetevatan.com/newpics/news/050920081243360882648_3.jpg (http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Sahtekarlar_bizleri_guzel_ame llerden_soguttular_197302_1&tarih=05.09.2008&Newsid=197302&Categoryid=1)

İŞTE ALMAN SAVCI'NIN İDDİANAMESİNDEKİ ERDOĞAN BÖLÜMÜ!


02.02.05 tarihli 'Empfangsbestitigung 2' olarak nitelendirilen alındı belgesinde (Empfangsbescheinigung) herhangi bir meblağ yazılı olmamasına rağmen Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermiş'ten parayı, Türkiye Başbakanı'na, (2003 yılından bu yana Recep Tayyip Erdoğan) Doğu Asya'daki Tsunami' den zarar görmüş, yardıma muhtaçlara dağıtması için, vermek üzere, aldığını tasdik etmiş. Bu konu, sanık Ermiş' in 7. kez ifadesi alınırken sorulmuş ve doğruluğu tasdik edilmiştir.

Bunun üzerine MindMatics şirketi 22.01. 2008 tarihinde gene yazılı olarak bildiriminde, Derneğin 2006 yılı Eylül ayında 'yardım paraları telefon numarası' için başvuruda bulunduğunu (Telefon Numarası 0900-550202) ve neticede her başarıyla sonuçlanan telefon görüşmesi için son kullanıcıdan, ay sonundaki telefon faturasından 5 ˆ çekildiğini açıklamıştır. Kendi verilerine göre MindMatics, Ağustos 2006 ile Ocak 2007 tarihleri arasında kalan zaman dilimi için Derneğe, 133.000,00 ˆ havale etmiştir.

MindMatics A.Ş. 21.09.2006 tarihinde kendileriyle dernek arasın-da ve Dernek adına Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Gürhan' ın imzalamış olduğu hizmet mukavelesinin bir kopisini göndermiş ve
muhatap olunacak kişinin Mehmet Taşkan olarak verilmiş olduğu-
nu bildirmiştir. Şirket aynı zamanda, Ocak 2007 ie Kasım 2007 arasındaki zaman dilimi için de derneğe gönderilmesi gereken, an-cak henüz havale edilmeyen meblağın 93.107,62 ˆ olduğunu da bildirmiştir. Bu paraya, 24.01.2008 tarihinde haciz kararına istina-den elkonulmuştur.

Yapılan bağış toplama konserlerinden ve büyük miktarda ziyniyet eşyaları ve altınların yardım olarak hibe edilmeleri, ki bunun böyle olduğuna dair emareler, ele geçirilen malzemelerin görülüp göz-den geçirilmesi esnasında dikkat çekmiştir, keş olarak yardımın toplanmış olduğu anlaşılmaktadır. En çok keş yardım paralarının toplanabildiği yerler, yapılan benefis konserleriydi. Savcılık tarafın-dan kendilerine gizlilik vaadi bulunan ve aralarına giren iki sivil po-lis memurunun bildirdiklerine göre, 31.03.2007 tarihinde Ludwisha-fen'deki Eberthalle'de yapılan konserde takriben 2.500 kişi bulun-muş ve gelen insanların para yardımında bulunabilmesi için bütün sandalyaların üzerine zarflar konulmuştu. Bu zarfların ön tarafına para yardımında bulunan kişi adını ve soyadına, kimliğini, yazabi-liyordu. Bu zarflar daha sonra bir asma kilitle kilitlenmiş iki kırmızı renkli metal çataların içine konuluyordu. Bu, veya bunlara benzer, metal çantalar ve zarflar yapılan arama esnasında bulunmuş ve elkonularak emniyet altına alınmıştır. El konulan eşyaların gözden geçirilip değerlendirilmesi sırasında, daha Viyana, Paris, Rotter-dam, Berlin, Münih, Bielefeld ve Nürnberg'te buna benzer konser-lerin planlandığı emareleri görülmüştü.
Sanık Mehmet Taşkan 29.08.2007 tarihli ikinci ifadesinde bununla ilgili olarak şunları ifade etmiştir:

'... takriben 2005 sonlarından 2007' ye kadar aşağı yukarı 10-12 kez benefis konserler yapılmış ve bu konserlerde Deniz feneri e.V. için keş para yardımı toplanmıştı. Normal konserlerde 20.000 - 40.000 ,00 ˆ arasında para yardımı toplanırken, Kurban Bayramı tatil günlerinde bu meblağ, 50.000 ila 120.000,00 arasında değişe-biliyordu. Bu paralar ya Gürhan'a teslim ediliyordu veya Ermiş ve ben, keş para kasalarına paylaşıyorduk. Keş toplanan bu paralar, hiçbir zaman derneğin hesap numaralarına yatırılmadı'.

7. Toplanan Yardım paralarının Kullanılması
a) İşbu iddianamenin başında ve özet olarak yazılanlara dikkat
çekerek ve bayan Jacob' un yaptığı araştırmalar neticesinde, Al-
manya'daki bankalarda bulunan hesap numaralarından 25.01.
2002 ile 09.02.2007 tarihleri arasında kalan zaman diliminde şu
paralar keş çekilmiştir:
Mehmet Gürhan 9.981.000,00 ˆ
Firdevsi Ermiş 4.596.000,00 ˆ
Mehmet Taşkan 500.000,00 ˆ
Firdevsi Ermiş, Mehmet Taşkan,
İzzet Kurum (beraberce) 1.755.000,00 ˆ
Bedrettin Bilgin 50.00,00 ˆ
Yekün 16.882.000,00 ˆ

Demir Kağan
09-05-2008, 02:13 PM
bu almanyadaki deniz feneri ile turkiye'deki deniz feneri dernekleri bir degil.

TÜRKÇE
09-05-2008, 02:14 PM
Evet cezayirdede beşiktaş takımı varmış

Şehbir
09-05-2008, 02:19 PM
bu almanyadaki deniz feneri ile turkiye'deki deniz feneri dernekleri bir degil.

EVET DÜN BİR MAİL ATTIM KENDİLERİNE VE OLAYI SORDUM. HİÇ BİR ALAKALARININ OLMADIĞI YÖNÜNDE BANA TELEFONLA BİLGİ VERDİLER . VE BİR MAIL ATACAKLARINI SÖYLEDİLER...

GOOGLEDE'Kİ ADRESE BAKMAM LAZIM..

Şehbir
09-05-2008, 02:22 PM
EVET DÜN BİR MAİL ATTIM KENDİLERİNE VE OLAYI SORDUM. HİÇ BİR ALAKALARININ OLMADIĞI YÖNÜNDE BANA TELEFONLA BİLGİ VERDİLER . VE BİR MAIL ATACAKLARINI SÖYLEDİLER...

GOOGLEDE'Kİ ADRESE BAKMAM LAZIM..


(mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000544/!x-usc:http://www.denizfeneri.org.tr/bulten/kamuoyuduyurusu/kamuoyuduyurusu.html)
http://forum.arbuz.com/mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000544/!x-usc:http://www.denizfeneri.org.tr/bulten/kamuoyuduyurusu/image/logotrans.gif (mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000544/!x-usc:http://www.denizfeneri.org.tr/?ref=KAMUOYUDUYURUSU)Kamuoyu Duyurusu
http://forum.arbuz.com/mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000544/!x-usc:http://www.denizfeneri.org.tr/bulten/kamuoyuduyurusu/image/duyuruana.jpg (mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000544/!x-usc:http://www.denizfeneri.org.tr/?ref=KAMUOYUDUYURUSU)

DENİZ FENERİ'NDEN KAMUOYUNA DUYURU

Son günlerde, özellikle belirli bazı basın yayın organlarında, Derneğimizin ismi etrafında bir tartışma oluşturularak, halkımızın Deniz Feneri'ne olan sarsılmaz güven ve umut duyguları yıpratılmaya çalışılmaktadır.

Almanya'da faaliyet gösteren Avrupa Deniz Feneri e.V. isimli kuruluşa yönelik Alman makamlarının yürütmekte olduğu bir soruşturma bahane edilerek ve söz konusu kuruluşla isim benzerliğimizden yola çıkılarak, Deniz Feneri Derneğimiz haksız ithamlarla suçlanmakta, mesnetsiz bir kampanyanın hedefi kılınmak istenmektedir.

Bu gelişmeler karşısında, şu hususları Türk Milleti'nin dikkatine sunmak isteriz:

Deniz Feneri Derneği, 1998 yılında insani yardım yapmak ve yoksullukla mücadele etmek üzere kurulmuştur.

Derneğimiz, ısrarla ve inatla yardım çalışmalarında sadece yoksulluk unsuruna öncelik vermekte, başta ülkemiz olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun, açlık, kıtlık, doğal afetlerin yaşandığı her coğrafyaya bağışçıları ile gönüllülerinden aldığı cesaret ve teşvikle yardıma koşmakta, dünyanın dört bir yanında, başta BM gibi uluslararası kuruluşlar olmak üzere pek çok Sivil Toplum Örgütü ile işbirliği yapmakta, ülkesini ve bayrağını en güzel şekilde temsil etmektedir.

Çalışmalarıyla pek çok sivil toplum kuruluşuna örnek olan Deniz Feneri Derneği yurtdışındaki sivil toplum kuruluşlarından İçişleri Bakanlığı'nın izinleri çerçevesinde bağış kabul etmekte olup; bu çerçevede Almanya'da kurulu bulunan Almanya Deniz Feneri e.V.'den de aynı prosedürler çerçevesinde destek almıştır.

Bu yardımlar dışında söz konusu bu oluşum ile hiç bir organik ilişki söz konusu olmamıştır. Deniz Feneri Derneği'nin yurtdışında şube ve temsilciliği yoktur.

Bazı medya kuruluşlarının Almanya Deniz Feneri e.v. isimli kuruluşla ilgili hukuki sürece dair verdikleri haberlerde Derneğimizin adı, logosu, sloganı, telefonları, lojistik binaları, giydirme araçları, fotoğraf ve filmlerini kullandıkları görülerek, bu medya kuruluşları ihtarlar ile uyarılmışlardır. Uyarılarımızı dikkate almayarak binlerce bağışçımızın derneğimize olan güven duygularını zedeleyici nitelikte yayın yapmaya devam eden bir televizyon aleyhine Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/645 Müt. Sayılı dosyası ile tekzip davası açılmış ve 22.05.2007 tarihli karar ile bahsi geçen televizyon aleyhine tekzip kararı verilmiştir. Uyarılarımıza rağmen aynı şekilde haksız yere gerçeğe aykırı yayın yapan kuruluşlara yönelik hukuk mücadelemiz devam edecektir.
Deniz Feneri Derneği; ülkemizin içinden geçmekte olduğu siyasi süreç ve ısınan politik ortamda, günlük ideolojik kavgalar ve siyasi amaç ve çıkarlar çerçevesinde planlı hareket eden ve bu çerçevede Deniz Feneri Derneği'ni amaçlarına alet etmek isteyen çevrelerin kuru gürültü ve iftira kampanyalarına, tehdit ve yıldırma çabalarına asla aldırmayacaktır.

Yoksullukla mücadelemizde on yıldır bizi destekleyen, azdan az, çoktan çok vererek merhametini emanet etmiş cömert bağışçılarımıza ve fedakâr gönüllülerimize şu mesajı ulaştırmak isteriz:

Deniz Feneri başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere resmi makamların yapmakta olduğu sürekli denetimlere ilave olarak uluslararası bağımsız denetim kuruluşunca da denetlenmektedir.

Müsterih olunuz. Bağışlarınızla coşan bu nehrin yoksula ulaşmayan tek damlası, heba edilen tek bir yudumu yoktur. Biz elimize geçen ve harcadığımız her kuruşun hesabını yapıyor ve sizin başınızı öne eğdirmeyip, gönlünüze en ufak bir şüphe düşürmeyecek bilinçle çalışmalarımızı daha yüksek azimle sürdürüyoruz. Yeryüzünde son yoksula ulaşıncaya kadar çalışacağız.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur

DENİZ FENERİ DERNEĞİ

***
http://forum.arbuz.com/mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000544/!x-usc:http://www.denizfeneri.org.tr/bulten/kamuoyuduyurusu/image/logotrans.gif (mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000544/!x-usc:http://www.denizfeneri.org.tr/?ref=KAMUOYUDUYURUSU)
Deniz Feneri Derneği;
- Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan dernektir.
- Türkiye'nin ISO 9001 kalite belgesine sahip ilk yardım kuruluşudur.
- Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi'ne (ECOSOC) Özel Danışman Statüsü'nde üyedir.
- BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ile çalışmalar yapmaktadır.
- Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) ile işbirliği yapmaktadır.
- Uluslararası Kızıllhaç ve Kızılay Federasyonu Afet Müdahale Prensipleri'ni (Code of Conduct) imzalamıştır.
- Tüm parasal hareketlerini bankalar üzerinden yapmakta, ayni malzeme bağışlarında barkot sistemi kullanmaktadır.


Detaylı Bilgi İçin Web Sitemize Tıklayın (mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000544/!x-usc:http://www.denizfeneri.org.tr/?ref=KAMUOYUDUYURUSU)
Bağımsız Denetim Raporlarını görmek için tıklayın. (mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000544/!x-usc:http://www.denizfeneri.org.tr/icerik.aspx?kod=BAGIMSIZDENETIM&ref=KAMUOYUDUYURUSU)
Bu e-posta [EMAIL] adresine, denizfeneri.org.tr (mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000544/!x-usc:http://denizfeneri.org.tr/) sitesine kayıtlı olduğunuz için gönderilmiştir.

E-posta gönderimlerini iptal etmek için tıklayın.
(mhtml:{72EE1CBA-CCDF-4484-8797-63895B88423F}mid://00000544/!x-usc:http://www.denizfeneri.org.tr/mailiptal.aspx?email=[EMAIL])
© 2008, Bütün hakları saklıdır - Deniz Feneri Derneği - 10. Yıl Cad. Cinoğlu Çıkmazı No:4 34020 Zeytinburnu İstanbul

Aybike
09-05-2008, 04:15 PM
Nasil ilgileri olmaz ya..
Tr deki kurucular ayni,almanyadaki kurucularda ayni hihihihih..ne salaklar ya..paralari baskalari yemesin diye kuruculari bile ayni yapmislar.:)

Şehbir
09-06-2008, 07:25 PM
Vurdukça, biz güçleniyoruz

7 Eylül 2008http://www.hurriyet.com.tr/_np/6936/6376936.jpgBaşbakan Tayyip Erdoğan, Almanya’daki Deniz Feneri Derneği iddianamesini sayfalarına taşıyan Doğan Grubu’nu ve CHP Lideri Baykal’ı iftira kampanyası başlatmakla suçladı.

GÜNGÖREN İLÇE KONGRESİ'NDEN FOTOĞRAFLAR (http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=15818&rid=2)
Erdoğan Güngören İlçe Teşkilatı kongresinde, "Artık saygılı götürmek, gizli götürmek yok" diyerek, şunları söyledi:

İftira kampanyaları

Son zamanlarda Ak Parti (http://www.hurriyet.com.tr/index/ak_parti/) üzerinde yalan yanlış iftira kampanyalarıyla bir şeyler yapmanın gayreti içine girdiler. Bunu Doğan Medya Grubu, yani açık söylüyorum Aydın Doğan Grubu üstlenmiş vaziyette. Cumhuriyet Halk Partisi’yle beraber bu kampanyayı sürdürüyor.

Saygılı götürmek yok

Ak Parti (http://www.hurriyet.com.tr/index/ak_parti/), bundan önceki siyasi partilerden değil. Tayyip Erdoğan (http://www.hurriyet.com.tr/index/recep_tayyip_erdoğan/) da o alışılmış başbakanlardan değil. Bunu böyle bileceksin. Onlar Aydın Doğan’la pazarlığa oturmuş olabilirler. Ama Tayyip Erdoğan (http://www.hurriyet.com.tr/index/recep_tayyip_erdoğan/)’ı pazarlığa oturtamadığın için bu kırgınlıkları yapıyorsun. Şu ana kadar olan kampanyalarının ardında yatan açık gerçek budur. Açık söylüyorum şimdi: Hilton’dur. Hilton Oteli’nde istediği plan tadilatlarını bana ve benim belediye başkanıma yaptıramadığı için, bu adımları atmaktadır. Bizzat bana bunu teklif etmiştir. Bizzat belediye başkanıma bunu teklif etmiştir ve istediğini alamadığı için de bu kampanyalarını sürdürmektedir. Bundan sonrasını artık ’Saygılı götürelim, gizli götürelim’ yok. Her şeyi açık ve net millete duyuracağız.

Çamurları kabullenemeyiz

(Baykal’ı kast ediyor) O medya grubuyla birleşik sürdürdükleri kampanyada Almanya’daki bu Deniz Feneri Derneği’yle alakalı şeylerin içerisine benim adımı koyuyor. Başbakan Tayyip Erdoğan (http://www.hurriyet.com.tr/index/recep_tayyip_erdoğan/) olarak bana teslim edilmiş olan bir para mı var? Ben böyle bir para mı almışım? Ben şimdi Doğan Grubu’na da Aydın Doğan’a sesleniyorum: Eğer bunu ispat edemezseniz, bakın ahlaki değerler noktasında nasibini almamış birisisiniz. Tayyip Erdoğan (http://www.hurriyet.com.tr/index/recep_tayyip_erdoğan/) ne böyle bir para almıştır ne böyle bir paranın sahibiyle tanışmıştır. Asla tsunamiyle alakalı Tayyip Erdoğan (http://www.hurriyet.com.tr/index/recep_tayyip_erdoğan/)’ın eli, akçeli işe karışmamıştır. Başbakanlığın hesabı vardır. Başbakanlığın hesabına yatırmak isteyenler yatırmışlardır ve oradan da Kızılay’a gitmiştir. Kızılay eliyle o paralar Açeh’e yardım olarak, dağıtılmıştır. Olayın aslı budur. Birileri bizim adımızı, Başbakanlığın makamını nitekim şu anda Almanca yazılar da geldi, adımızı vererek orada bu tür şeyler yapmış olabilirler. Ama sen nasıl olur da bizim adımızı, ismimizi kullanırsın? Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na sen nasıl olur da bir çamur atmaya yeltenirsin? Kusura bakma Aydın Doğan, sen bütün çamurları kabullenebilirsin ama biz kabullenemeyiz.

Anlamak mümkün değil

Bir diğer konu. Yine aynı grubun yayın organında o da şu. Diyor ki, ’Efendim Alman makamlarına baskı yapmış. Lafa bak. Nitekim bu gün Alman savcı aynı gazetede bakıyorsun bir başka köşesinde de ’Bize hiçbir Türk makamından baskı gelmemiştir. Zaten bize de kimse baskı yapamaz’ diye açıklama yapıyor. Bunlar ne garip insanlar ya anlamak mümkün değil. Hak yerini er geç bulacak Vurdukça güçleniyoruz. Onlar bize iftira atıyor, biz güçleniyoruz.

Şehbir
09-06-2008, 07:28 PM
Başbakan tedirginlikten saldırganlaştı


http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/baykal_banner1.jpg (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9839388.asp?gid=0&srid=0&oid=0&l=1)


Ardıç AYTALAR/İSTANBULhttp://www.hurriyet.com.tr/_np/6938/6376938.jpgCHP Lideri Deniz Baykal, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın demokratik basını içine sindiremediğini belirterek eziklik ve tedirginlik sebebiyle saldırganlaştığını söyledi.

Baykal şöyle konuştu: "Bunun altında bu eziklik yatıyor. Yayın organları, bu gerçeği yansıtmakla görevlidir. Almanya’da bir iddianame vardır. Bu sözleri Türk halkına duyurmak her gazetenin görevidir. Başbakan bu görev yerine getirildi diye kimseye kızmaya, vay sen bana şöyle yapmıştın, böyle yapmıştın diye olayı çığırından çıkarmaya yetkili değildir. Ortada bir iddia var. Bu iddianın Türk kamuoyuna yansıtılması bir basın görevidir. Ha bu iddianın cevabını başbakan verirse, cevabı da hiç kuşku yok basın tarafından değerlendirilecektir. Başbakan çıksın cevabını söylesin hepimiz de öğrenelim. Gerçek ortadadır. AKP (http://www.hurriyet.com.tr/index/AKP/)’nin organize ettiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu gerçek ortaya çıkıyor. Bu gerçek ortaya çıkınca da Başbakan büyük tepki gösteriyor."

Sabah ve ATV ihalesini hatırlatan Baykal şöyle devam etti: "Bu iki kuruluşun satışı, iki kamu bankasından sağlanan kredilerle gerçekleştirilmiştir. Krediler tartışmalıdır. Tartışmalı süreç sonunda iki yayın organı Sayın Başbakanın damadının genel müdür olduğu firmanın ve Sayın Başbakanın kontrolüne geçmiştir. Bir süreden beri medya kuşatması sistematik olarak götürülmekteydi. Son olayla da bir noktaya çekilmiştir. Tartışmalar Başbakanı ciddi şekilde rahatsız etmiştir."

AKP (http://www.hurriyet.com.tr/index/AKP/)’nin himayesinde yolsuzluk

Yolsuzlukların AKP (http://www.hurriyet.com.tr/index/AKP/)’nin himayesinde olduğunun ortaya çıktığını belirten Baykal sözlerini şöyle sürdürdü: "Deniz Feneri’yle ilgili Alman savcılığının ortaya koyduğu iddianame kamuoyuna yansımıştır. Ortada bir iddianame vardır. İddianame Alman savcılığının iddianamesidir. İddianamede iki temel unsur kendisini göstermektedir. Bir Türk hükümeti bu konuda Alman savcılığına müdahale etmek ve tutuklananların tahliyesini sağlamak için girişimlerde bulunulmuştur ifadesi iddianamede yeralan ifadedir. Alman savcılığı Türk hükümeti bize baskı yapmıştır demektedir. Resmi iddianamesinde bunu geçirmektedir. Anlaşılıyor ki Türk Hükümeti, bu Deniz Feneri davasının Almanya’daki yürütülüş biçimiyle yakından ilgilidir ve ona müdahale etme ihtiyacı içindedir. Bu Alman savcılığının iddiası ve tespitidir" CHP (http://www.hurriyet.com.tr/index/CHP/) Lideri, ayrıca tutuklu bulunan iki kişinin Başbakan Erdoğan (http://www.hurriyet.com.tr/index/recep_tayyip_erdoğan/)’a iletilmek üzere başka bir tutuklu sanığa verdiğinin iddianamede yer aldığını söyledi.

Şehbir
09-06-2008, 07:30 PM
Ertuğrul ÖZKÖK (http://www.hurriyet.com.tr/index/ertuğrul_özkök)





http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/10b.jpg Sanırdım ki o hesap soracak


İNANÇ hırsızları, vatandaşın dayanışma duygusunu çalıyor.Başbakan bizi ahlaksızlıkla suçluyor.

Alman Mahkemesi, inanç hortumcularını yargılıyor.

Başbakan yine dönüp bize "Ahlaksız" diyor.

Alman savcının iddianamesinde dernek yetkililerinden birinin, paraların bir kısmını Başbakanlığa ilettiğini yazıyor.

Bunun bir de belgesini dosyaya koyuyor.

Ülkenin anamuhalefet partisi başkanı, bunu basın toplantısında açıklıyor.

Bunu da Doğan Grubu’na ait olmayan NTV televizyonu canlı yayınlıyor.

Başbakan dönüp yine bize "Ahlaksız" diyor.

Hatta gazeteyi yapan bizlere değil, sahibi Aydın Doğan’a yükleniyor.

Bu bana kurtla kuzu hikáyesini hatırlattı.

Hani şu akarsuyun alt tarafında su içen kuzuya, "Suyumu kirletme" diyen kurdun hikáyesi.

Kuzu, "Ben akan suyun alt tarafındayım, senin suyunu nasıl kirletirim" diye sorunca kurt ne cevap veriyordu:

"Ben seni yemeye karar verdim. Gerisi bahane..."

Başbakan herhalde basın özgürlüğünü yemeye karar verdi ki, sıra bahane aramaya kalmış.

Bulduğu bahane de, Deniz Feneri yolsuzluğu.

Yani mümin vatandaşın yardımlaşma duygusunu sömürenlere, çalanlara moral verecek bir konuşma.

* * *

Haberlere bir daha baktım.

Başbakan niye bu kadar öfkeli, onu anlamaya çalıştım.

Deniz Baykal’ın açıkladığı iddianamede ne deniyor?

Bazı uyanıklar, yardım için toplanan parayı Başbakanlığa gönderdiklerini söylemişler.

Bunun için bir de makbuz vermişler.

Erdoğan buna niye bu kadar öfkeleniyor?

Başbakan, "Ben para almadım" diyorsa, iş onun için daha da vahim demektir.

Demek ki Almanya’daki üçkáğıtçılar ile buradaki işbirlikçileri, bir tezgáh kurmuşlar ve buna Başbakanlığın adını da karıştırmışlar.

Sizce böyle bir olayda Başbakan kimin yanında olmalı?

Vicdan hırsızının mı?

Yoksa bu haberi veren gazetelerin mi?

Mantık ve vicdan şunu söylüyor.

Başbakan böyle bir olayda, kendi adını da hırsızlıklarına karıştıranları yargılayan mahkemenin ve bu haberleri yayınlayıp işi takip eden gazetelerin, televizyonların yanında olmalı.

Eğer o para Başbakanlığa iletilmediyse, Erdoğan’ın bizden önce onların karşısına dikilmesi, "Benim adımı ne hakla kullanıyorsunuz" diyerek bir dava da kendisinin açması gerekmez mi?

Ama o ne yapıyor?

Vicdan hırsızına kol kanat gerip bize bağırıyor.

Bağırmak da ne, hakaret ediyor.

Ahlaktan söz ediyor.

Ahlaksız burada değil Almanya’da ve sizin adınızı da kullanıp müminlerden para topluyor.

Kızılacak adam orada, suyu kirleten adam orada Sayın Başbakan.

* * *

Dünkü konuşma bir kere daha gösterdi ki, Başbakanımız eleştiriyi sevmiyor.

Başbakanımızın itiraza tahammülü yok.

Başbakanımız, "Bizim çocuklar, biraderler suç işlemez, bizim tarafta yolsuzluk olmaz" düşüncesini iman haline getirmiş.

Belediyelerden, yandaş gibi görünen derneklerden, iş çevrelerinden gelen pis kokulara burnunu tıkıyor.

Başbakanımız alışmış, alıştırılmış.Biat istiyor.

Her taraf sütliman olsun, kol kırılınca yen içinde kalsın istiyor.

Ama bu çağ, iletişim çağı.

Hiçbir şey gizli kalmıyor.

Bizde kalsa da, elálemde kalmıyor.

Burada sorulmayan hesap, başka yerde mutlaka soruluyor.

Ahlaksızlık, yolsuzluk yerelleşirken, hukuk, hesap sorma, ceza verme küreselleşiyor.

Elinizdeki bütün devlet imkánlarını kullanarak burada basını sustursanız da, sınırın öte tarafında küresel bir yargılama başlıyor.

Anlayacağınız, ne bahane uydurursa uydursun, kurt kuzuyu yiyemiyor...

Ve Başbakan’a son bir cümle...

Türkiye, Erivan’da tarihi bir geceye hazırlanıyor.

Hepimiz umutla barışmayı bekliyoruz.

Böyle bir günde hem Cumhurbaşkanı’ndan, hem Türk milletinden, hem de Türk Milli Takımı’ndan rol çalmanın bir manası var mı?

Şehbir
09-06-2008, 07:34 PM
Ahlak konusunda sicil amirim Başbakan değil

7 Eylül 2008http://www.hurriyet.com.tr/_np/6934/6376934.jpgBaşbakan’ın konuşmasını hayretle dinledim.Sadece hayretle değil, aynı zamanda Türkiye’de basın özgürlüğünün geleceği açısından da çok derin bir endişeyle dinledim.

Deniz Feneri ile ilgili haberleri gazetelerden, televizyonlardan izliyorum.

Neymiş olay?

İnsani yardım toplama amacıyla kurulmuş bir dernek, topladığı paraları, birtakım şirketler aracılığıyla şahıslara vermiş.

Tabii bu çok önemli bir olay.

Çağımızda insani dayanışmayı, yardımlaşmayı sağlayan kuruluşların büyük sorumlulukları var.

İnsanlardaki yardım duygusunu istismar etmek, bana göre günahların en büyüğüdür.

Çünkü o duyguyu yok ettiğiniz, yardımlaşma amacıyla çalışan insanlara ve kuruluşlara olan güveni sarstığınız takdirde insanlığa çok büyük zarar vermiş olursunuz.

Bu olayı kim ortaya çıkarmış?

Alman polisi ve makamları.

Kim yargılıyor?

Alman yargısı.

Peki bizim gazetelerimiz, televizyonlarımız ne yapıyor?

Mahkemenin safahatı hakkında bilgi veriyor.

Başbakan kime kızıyor?

Bu haberleri veren gazetelere ve televizyonlara.

Hatta onlara da değil, direkt beni hedef alıp bana kızıyor.

Tarih, demokrasi

değil diktatörler

sayfasına yazar

Bunun bir mantığı var mı?

Şahsıma karşı bu saldırıyı mantıkla, vicdanla, adalet duygusuyla izahı mümkün mü?

Sanıklardan biri, toplanan paraların Başbakan’a verilmek üzere birisi tarafından alındığını söylüyor.

Bu ifade tutanağa da geçmiş.

Peki bu ifadeyi kim dile getiriyor?

Anamuhalefet partisi başkanı.

Hem de nerede?

Televizyonlarda canlı yayında.

Tekrarlayayım.

İddia sahibi Alman yargısı.

İddiayı Türkiye’de dile getiren, anamuhalefet partisi başkanı.

Bunu yayınlayan NTV Televizyonu.

Söyler misiniz ben bunun neresindeyim?

Kendi gazetelerime bakıyorum, hepsi bunu Deniz Baykal (http://www.hurriyet.com.tr/index/deniz_baykal/)’a atfen vermişler.

Başbakan bize yükleniyor.

Herhalde bu yolla susturmak istiyorlar.

Devlet bütün kurumlarıyla ellerinde.

Bize yapmadıkları kötülüğü bırakmayabilirler.

Zaten yapıyorlar ve yapmaya devam edecekler.

Ama hür basını susturmaya tam teşebbüs eden bir başbakanı tarih, demokrasi defterine değil, diktatörler sayfasına yazar.

Ahlakımın

hesabını alnımın

akıyla veririm

İddia sahibi ben değilim, ama Başbakan bunun hesabını senden sorarım diyor.

İddia doğru çıkmazsa, seni ahlaksız ilan ederim diyor.

Ben bu yaşıma kadar ahlakımla ve şerefimle geldim.

Ahlakım konusunda sicil amirim Başbakan değildir.

Ahlakımın hesabını hem bu dünyada hem öteki dünyada alnımın akıyla veririm.

Bir başka nokta daha var ki, bundan söz etmekten hicap duyuyorum.

Başbakan, gazetelerde ne zaman hoşuna gitmeyen bir haber görse hemen Hilton ipine sarılıyor.

Kendisine açık açık şunu söylüyorum:

Hilton konusunda yasalara aykırı bir talebim varsa, bunu reddetmek kamu otoritesinin görevidir.

Ama vatandaş olarak haklı bir talepte bulunuyor ve bunu yerine getirmiyorsa, bu da suçtur.

Türk kanunları, başbakanlara suç işleme hakkı vermiyor.

Bir de şunu merak ediyorum:

Hilton konusu Başbakan’ı neden bu kadar ilgilendiriyor?

Ben Hilton konusunun İstanbul (http://www.hurriyet.com.tr/index/istanbul/) Belediyesi’nin yetki sınırları içinde olduğunu sanıyordum.

Yoksa İstanbul (http://www.hurriyet.com.tr/index/istanbul/) Belediyesi’nin yönetimi de mi Başbakanlığa geçti?

Her fırsatta Hilton’u diline dolamasından, bu konuyu artık şantaj aracı haline getirdiği sonucunu çıkarıyorum.

Şantaj

Başbakanlara

yakışmaz

Şantaj, başbakanlara yakışan bir şey değildir.

Ayrıca suçtur.

Yine de benim açımdan bu konuşmanın asıl vahim yanı, basın özgürlüğüne yönelik ağır tehdidin artık iyice su yüzüne çıkmış olmasıdır.

Başbakanımız eleştirilmekten hoşlanmıyor.

Hoşlanmayabilir.

Ama elindeki gücü de kullanıp bunu şantaj aracı haline getirme hakkı yoktur.

Bana göre bu tutumu ağır bir anayasal suçtur.

Çünkü Anayasamız, basın özgürlüğünü teminat altına almıştır.

Dünkü konuşması Türk basın tarihinde çok tehlikeli bir dönemin başladığının en somut işaretidir.

Şimdiye kadar ellerinden gelen baskıyı yapıyorlardı. Demek ki baskıları daha da ağırlaşacak.

Benim söyleyeceğim bundan ibarettir.

Şehbir
09-06-2008, 07:38 PM
http://img48.imageshack.us/img48/9762/62745609ms0.gif (http://imageshack.us)


Yazmayalım mı

7 Eylül 2008http://www.hurriyet.com.tr/_np/6933/6376933.jpgBaşbakan Tayyip Erdoğan, dün Almanya Deniz Feneri e.V. davasının iddianamesinde kendisine para gönderildiği yolundaki iddiaların iftira olduğunu söyledi. Erdoğan, bu iddiaların üzerine gideceğine, yine hedef şaşırtarak bunları gündeme getiren ve haber yapan gazeteleri ve iddiaların, doğru olup olmadığını soran CHP Lideri Baykal’ı çok ağır bir dille suçladı.

Frankfurt Bölge Mahkemesi’nde görülen Almanya Deniz Feneri e.V. davasının 6350 Js 203391/06 No’lu iddianamesinde, ’Türk hükümeti tarafından defalarca siyasi etki yapılmaya çalışıldığı’ vurgulanıyor. Ayrıca Euro 7 Genel Müdürü Mehmet Gürhan, parayı, Türkiye Başbakanı’na, tsunamiden zarar görmüşlere dağıtması için, vermek üzere aldığını söylüyor. İşte o bölümler:

İDDİANAME SAYFA 42

Tutukluluğa mani olunmaya çalışıldı

C) Siyasi yönü

(Dosyanın 1432, 1723, 2034. sayfaları)

EURO 7 nin kuruluşunun nedeni, sanık Ermiş’in görüşüne göre, Almanya’da yaşayan Türklere Milli Görüş’ün ve daha sonraları AKP (http://www.hurriyet.com.tr/index/AKP/) nin siyasetini aşılamakmış. Şirketler de, para kazanmak için kurulmuşlar. Frankfurt am Main’da kurulan şirketlerin amacı, elde edilen paraları yıkamaya ve daha sonraları da islamın yaygınlaştırılmasına yönelikmiş. Bundan herhangi birisinin kendine maddi avantaj sağlayıp sağlamadığını bilmiyormuş, ancak tahmin ediyormuş. Şirket sahipleri, Türkiye’deki iktidarla iç içeymişler, Milli Görüş ve AKP (http://www.hurriyet.com.tr/index/AKP/)’ nin siyasetine sıkı sıkıya bağlıymışlar.

Soruşturma davası süresince, soruşturmalara defalarca siyasi etki yapılmaya, bilhassa Türk Hükümeti tarafından devam etmekte olan tutukluluğa mani olunmaya çalışılmıştır.

İDDİANAME SAYFA 164

Başbakan için para alındı

02.02.05 tarihli ’Empfangsbestitigung 2’ olarak nitelendirilen alındı belgesinde (Empfangsbescheinigung) herhangi bir meblağ yazılı olmamasına rağmen Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermiş’ten parayı, Türkiye Başbakanı’na, (2003 yılından bu yana Recep Tayyip Erdoğan) Doğu Asya’daki tsunamiden zarar görmüş, yardıma muhtaçlara dağıtması için, vermek üzere, aldığını tasdik etmiş.Bu konu, sanık Ermiş’ in 7. kez ifadesi alınırken sorulmuş ve doğruluğu tasdik edilmiştir

Şehbir
09-06-2008, 07:48 PM
Tüm yollar Kanal 7’ye çıkıyor

http://www9.gazetevatan.com/newpics/news/060920082337494421067.jpgAlmanya’daki Deniz Feneri davasının savcıları Kanal 7’nin Eyüp’teki binasının para aktarma ve naylon makbuz temin etmede kullandığını saptadı.

Almanya’daki Deniz Feneri davasının savcıları, toplanan milyonlarca euro’luk yardımın “usulsüz kullanımıyla” ilgili Türkiye’deki isimlerin rolünü ortaya koymak için çalışıyor. Salı günü yapılacak duruşmada özellikle Almanya’daki Euro 7 ve çok sayıdaki şirkette ortaklığı bulunan Kanal 7 yöneticileriyle ilgili iddialar gündeme gelecek. Sanıkların itiraflarında yer alan “Paraları İstanbul Eyüp’teki Kanal 7 binasının üçüncü katında Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’a teslim edip, buradan naylon bağış makbuzları alıyorduk” ifadesinin tüm gözlerin Türkiye’ye çevrilmesine neden olacağı belirtiliyor. İddianamede, dosyanın ’gereğinin yapılması için’ Türkiye’ye gönderilmesine de neden olacak ilginç bağlantılar şöyle:

Almanya’da aynı adres

Frankfurt Savcılığı soruşturma sırasında Almanya’daki Deniz Feneri Derneği ile Kanal 7 ’nin Almanya yayınını yapan Euro 7 adlı şirketin aynı binada bulunduğunu saptadı. İdidanemede, ”Yimpaş Verwaltungs GmbH’nın merkezi ile, halen aranan Faik Gürler’in yazıhanesi, Deniz Feneri e.V. ve Kanal 7 Int. gibi te-

levizyon’un yeri de, aynı binada, 60388 Frank-furt am Main, Flinschstrasse 45 adresindedir“ deniliyor. Bu binanın 3. katında Deniz Feneri’nin muhasebecileri bulunuyordu.

Eyüp’teki 3. kat

İddianame incelendiğinde Türkiye’deki Kanal 7 binasının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Paraların ve makbuzların teslim edildiği yer olarak Defterdar Mahallesi Otakılar Caddesi No:60 Eyüp adresi gösteriliyor. Sanık Mustafa Taşkan’ın ifadesi şöyle: “2004 yılı Kasım ayında Türkiye’ye gittiğimde Zekeriya Karaman’a 200 bin Euro götürdüm. Kendisine bu parayı, İstanbul’da, bürosunun bulunduğu Kanal 7’nin de aynı yerde olduğu, 3. katta verdim. Parayı verdiğimde yanımızda kimse yoktu. Parayı, beyaz renkli bir zarfın içinde eline verdim.”

Naylon belgeler

İddinamedeki bir diğer sanık Firdevsi Ermiş ise ifadesinde bavul dolusu makbuzu yine 3. kattan aldığını itiraf ediyor: “Yardım alındı makbuzları Türkiye’de düzenlendi. Bizzat kendim bir bavul dolusu “Alındı Makbuzu” nu Almanya’ya getirdim. Hepsinde tarih ve meblağ yerleri boş bırakılmıştı. Bunları İstanbul’da Kanal 7’nin binasında, 3. katta Harun Kapıyoldaş’tan teslim aldım.“

Kanal 7, 18 kez geçiyor

Söz konusu davada Kanal 7’nin bağlantıları sadece 3. katla sınırlı değil. 193 sayfadan oluşan iddianamede tam 18 kez İstanbul’daki Kanal 7’nin adı geçiyor. Sanıklardan Firdevsi Ermiş ifadesinde Kanal 7 ile ilgili şunları söyledi: ”Anadolu Tekstil’e giden paralar, gayri resmi muhasebeye yardım olarak geçti. Faturalar, hakkında ayrıca soruşturma açılan Harun Kapıyoldaş tarafından Türkiye’deki Kanal 7’den şahsen alınıp getirildi. Sadece zaruri durumlarda faturalar faxla geliyordu.

Çok yakın ilişkiler

İddinamede Türkiye bağlantıları ile ilgili Kanal 7 ilişkisi olduğu söyleniyor ve bu saptama şu ifadelerle anlatılıyor: “Yapılan soruşturma ve araştırmaların neticelerinden, Almanya’daki Deniz Feneri ve Türkiye’deki Deniz Feneri’nde olduğu gibi Almanya’daki Kanal 7 ile Türkiye’deki Kanal 7 televizyon yayınları sorumlularının çok yakın ilişkilerinin olduğu ortaya çıkmıştır.” Bu saptamadan sonra iddianemede Türkiye’deki Kanal ile Almanya’daki Kanal 7’nin ortaklık yapısı bütün detayları ile anlatılıyor.

VATAN iddianamede adı geçen kişilerin İstanbul Ticaret Odası kayıtlarını incelediğindi. Üç ismin ortağı olduğu şirketlere gidildiğinde Kanal 7 binası ile karşılaştı.

Adımız geçmiyor

Kanal 7 bütün bu iddilara karşılık yazılı bir açıklama yaptı. İddinamede İstanbul’daki Kanal’inin 18 kez adı geçmesine rağmen Kanal 7 açıklamasında “Yürütülen davada hiçbir şekilde adı geçmediği gibi ilgisi dahi olmayan kişi ve kuruluşlara da sardırılması, bu iftira kampanyasının başka amaç ve hedefleri vurmaya yönelik olduğunu ortaya koymuştur” ifadesi kullanıldı.


Karaman imzalamadı

Sanık Ermiş’in ifadelerine göre paralar, Türküye’ye götürülüp orada ortak olan ve aynı zamanda Yeni Dünya İletişim’in Genel Müdürü olan, hakkında ayrıca soruşturma yapılan Zekeriya Karaman’a veriliyordu. Bizzat kendisi de takriben on kez Zekeriya Karaman’a para götürmüş (4 Temmuz 2007 tarihli ifade tutanağı, sayfa 12 ve devamı). Paranın Zekeriya Karaman’a teslim edildi-ğine dair ondan imza istenmiş, ancak kendisi o kadar imza atmak istemediğinden, bazan sanık Mehmet Gürhan’ın amcası) olan Hakkı Sadal’ın imza atmasını rica etmiş. Ssanki parayı kendisi değil, Hakkı Sadal teslim almış gibi görünüyordu (4 temuz 2007 tarihli ifade tutanağı, sayfa 47).

Şehbir
09-08-2008, 06:47 AM
Deniz Feneri soruşturmasını sürdüren Alman Savcı Doris Möeller Scheu: "Uluslararası hukuksal yaptırımlardan faydalanarak Recep Tayip Erdoğan'ın ifadesinin alınmasını talep edeceğiz"


BURAK ERDOĞAN'IN KURYELİĞİ ÜZERİNDE DURULUYOR
Savcılık, izleme sırasında Tayyip Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan'ın aynı binadaki Deniz Feneri ve Kanal 7'ye sık sık gittiğini saptadı. Bu saptama, Burak Erdoğan'la ilgili kurye kuşkusunun kamuoyuna yansımasına neden oldu. Frankfurt Savcılığı, kara para aklama ve dolandırıcılık suçlamalarıyla açtığı soruşturmayla ilgili Türk makamlarından bazı talepleri içeren bir dosyayı Ankara'ya gönderdi. Dışişleri Bakanlığı'na iletilen dosya Adalet Bakanlığı'nca incelendikten sonra Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK)'a devredildi. Dosya MASAK'ta yıllardır bekletiliyor.

İÇ İÇE İLİŞKİLER
Frankfurt'ta kapılar kırılarak girilen binada çok sayıda belgeye el konulmuştu. Operasyonun nedeni Deniz Feneri Derneği'nin topladığı 16 milyon Euro'nun 8 milyon Eurosunu Kanal 7'nin Avrupa bürosuna aktarmasıydı. Frankfurt Savcılığı'nın baskında gözaltına aldığı dört zanlıdan üçünün, hem Deniz Feneri Derneği'nde hem de paraların aktarıldığı Kanal 7 ve YİMPAŞ Grubu şirketlerinde yöneticilik yaptığı açıklandı.

Kanal 7, 1995 yılında, Almanya'da Media 7 GmbH adıyla bir şirket kurdu. Gurbetçileri dolandıran Yimpaş'tan Media 7'ye, Media 7'den de Kanal 7'ye yüz binlerce dolar aktarıldı. Paralarını Yimpaş'a ve patronu Dursun Uyar'a kaptıran gurbetçiler perişan olurken, onların paraları ile Media7 ve Kanal 7 palazlandı. Bu operasyonda görev yapan isimler daha sonra Deniz Feneri Derneği'nin Avrupa merkezinde bir araya geldiler.

Gurbetçi paralarını hortumlayan Yimpaş'ın ortak olduğu Media 7 daha sonra iflas ettiğini açıkladı. O dönemde şirketin başında son operasyonda tutuklanan Mehmet Gürhan ve arkadaşları vardı. Bu isimler aynı zamanda Kanal 7'nin de yönetiminde görev yaptılar. Hortumlanan paralar Kanal 7'ye akıyordu. Media 7 iflas edince yerine Euro 7 kuruldu.

Mehmet Gürhan Euro 7'nin de ortağı. Mehmet Gürhan son operasyonda Deniz Feneri'nin topladığı yardım paralarını Euro 7'ye aktardığı için tutuklandı. Aslında Almanya'da başlatılan operasyonunun Türkiye'ye uzanan ilişkiler zincirinde hep aynı isimler ve bu isimlere ait şirketler var.


BURAK ERDOĞAN SIK SIK GİDİP GELİYORDU
Ön soruşturması yapılan davada Deniz Feneri Avrupa Başkanı ve Kanal 7 Avrupa Genel Müdürü Mehmet Gürhan'ın ve muhasebe sorumlusu Firdevsi Ermiş'in de ifadeleri alındı.

Önceleri taksicilik yapan Mehmet Gürhan'ın Frankfurt'ta 17 taksiden olusan taksi filosunu nasıl elde ettiği ve Frankfurt yakınlarındaki Dietzenbach kasabasındaki daire ve villa gibi gayrimenkullerin kaynağı soruldu. Frankfurt savcısının yaptığı araştırmaya göre Tayyip Erdoğan'ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan'ın da çeşitli zamanlarda Frankfurt Deniz Feneri ve Kanal 7'ye gelip gittiği belirlendi. Savcılık, araştırmanın en az bir yıl süreceğini, iki kamyon dolusu dosyanın incelenmesinin zaman alacağını, açıkladı.

Ayrıca İzmir limanında bulunan Atlas isimli gemiye el konulabileceğini, bunun için de Frankfurt savcılığı nezdinde ön çalışmaların tamamlandığını belirten savcılık, ileriki günlerde bir grup Alman avukatın, Ankara'daki Alman Büyükelçiliği ile işbirliği yaparak, gemiye el konulması için hareket edilecek.

KOSOVA'DA ARAŞTIRMA
Federal Kriminal Dairesi Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Avusturya ve İngiltere'nin yanı sıra Kosova, Türkiye ve Endonezya'da topladığı bilgilerle makbuzları karşılaştırdı.

Savcılık, Kosova'dan gelen ilk makbuzlarla Deniz Feneri'nin kayıtlarında yer alan; Kosova'da fakir köylere dağıtıldığı ileri sürülen yardımlara ilişkin makbuzların ilk karşılaştırmasında söz konusu Deniz Feneri'nin hibe ettiği miktarlar ve kişilerin hayal ürünü olduğunun belirlendiğini açıkladı.
Alman ve Kosova polisinin işbirliğiyle Deniz Feneri'nin makbuzlarda verdiği adres ve köylere gidildi. Buna göre 28 köyün muhtarı ile yapılan görüşmelerde söz konusu makbuzlarda yer alan bu isimlere ait kayıtlar bulunamadı. Kosova'daki muhtarlar, Alman İnterpol yetkililerine, "Hayatımızda ne Deniz Feneri duyduk, ne de sözü edilen kişiler köylerimizde var" dediler. Alman polisi, Kosova'nın yanı sıra Pakistan'da da araştırmalarını sürdürüyor. Pakistan'daki araştırmalarda Deniz Feneri'nin kayıtlarında yer alan üniversite yapımı işi de uydurma çıktı. Konu edilen üniversite ile ilgili hiçbir şeye rastlanamadı.

Fatih'te muhtarların düzenledikleri sahte yardıma muhtaç kişiler ve yardım edildiği şeklindeki belgeler ayni zamanda araştırmanın diğer bir kanadını oluşturuyor.

AKP'DEN ADAY OLACAKTI
Mehmet Gürhan'ın Almanya'daki bütün hesaplarına el konulduğunu, bütün mal varlığının satışının durdurulduğunu belirten savcı Doris Möeller-Scheü şöyle diyor:

"Mehmet Gürhan aldığımız bilgilere göre Türkiye'de Temmuz ayında yapılacak seçimlerde AKP'den milletvekilliğine aday gösterilecekti. İncelediğimizde şahsın, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerini Ankara'ya giderek bizzat gerçekleştirdiğini tespit ettik. Erdoğan ailesi ile sıkı ilişkilerde olan Mehmet Gürhan'ın İzmir limanında demirleyen ve İtalya'dan Türkiye'ye gurbetçi taşımak için alınan geminin Deniz Feneri'ne yapılan bağışlarla alındığını tespit ettik. Ayrıca uluslararası hukuksal yaptırımlardan faydalanarak Recep Tayyip Erdoğan'ın ifadesinin alınmasını talep edeceğiz.

"1992 yılında 2000 Mark karşılığı taksi şoförlüğü yapan Gürhan'ın 1,5 milyon Euro değerindeki filosuna nasıl sahip olduğunu, bir villa ve 4 daireden oluşan 4,5 milyon Euro'luk mülkiyeti nasıl ve hangi parayla aldığını Gürhan'dan sorduk. Gürhan gibi avukatları da çelişkili açıklamalarda bulundular."


BURAK ERDOĞAN'IN KURYELİĞİ ÜZERİNDE DURULUYOR
Frankfurt Savcılığı'nın 2007 yılının Nisan ayında başlattığı soruşturmada, en çok Mehmet Gürhan ile Türkiye arasındaki para trafiği üzerinde duruluyor. Buna göre Deniz Feneri Almanya'dan Türkiye'deki bazı banka hesaplarına yüklü miktarlarda paralar transfer ediliyor. Para transferlerinde üst düzey bir bürokratın Ziraat Bankası hesaplarının kullanıldığı, savcılık tarafından belirleniyor. Bu konu, Ankara'ya gönderilen ve şu anda MASAK'ta bulunan dosyaya da yansıtılıyor.

Alman savcılığı, bu para hareketlerinin yaşandığı dönemde bir başka noktaya dikkat çekiyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan, tam da bu dönemde Deniz Feneri ve Kanal 7 Almanya'nın bulunduğu binaya sık sık gidip geliyor. Savcılığın bu ziyaretleri önemsemesi ve para transferleriyle aynı döneme denk geldiğine dikkat çekmesi, gazetecilerin de dikkatini çekiyor. Akşam ve Güneş gazeteleri internet siteleri gibi bazı yayın organlarında, "Burak Erdoğan kurye mi?" soruları ortaya atılıyor. Burak Erdoğan'ın Başbakan'ın oğlu olarak VIP salonlarını kullanması, üstünün veya eşyalarının aranmaması gibi özellikler de bu soruların dayanağı olarak değerlendiriliyor

NativeAmerican
09-08-2008, 06:49 AM
offf basbakan cidden gidici (:
guya inancli bir de hani... paralari yerken inancini unutuyor bunlar (:

Şehbir
09-08-2008, 07:03 AM
Baykal: Para Başbakan için alınmış

http://img160.imageshack.us/img160/338/31320217ik5.jpg (http://imageshack.us)


http://www.hurriyet.com.tr/_np/7902/5987902.jpg

CHP lideri Deniz Baykal, canlı yayında önemli açıklamalarda bulundu. İşte Baykal'ın açıklamasından satırbaşları:

- Karşı karşıya olduğumuz olayın ilk ayağı Deniz Feneri yolsuzluk olayı diğeri de basın özgürlüğü konusudur.

- Deniz Feneri yolsuzluğu son dönemde yapılan araştırmalar sonucunda Alman yargı organları marifetiyle ortaya konulmuştur. Deniz Feneri insanlardan yardım toplamaktadır ve topladıkları yardımı insanı amaçlar için kullanacaklarını ifade etmektedir.

- İnsanlar yardımseverlik duyguları vatan duyguları içinde ve dini dayanışma duygularını değerlendirerek bu yardımları gerçekleştirmişlerdir.

- 41 milyon 600 bin Euro’luk kaynakların, Almanya’dan Türkiye’ye aktarıldığı, aktarma işinde seferber edildiği ki bu hukuk dışı bir uygulamadır. Almanya’daki yardım paralarının Türkiye’ye intikal ettirildiği Alman Savcılığı tarafından tespit edilmiştir.

- Türkiye’de tanınan kişilerin kaynak aktarma süresince sorumluluk üstlendiği ifade edilmektedir. İnsanların duyguları istismar edilerek para toplanmıştır. Bu çok önemli bir tablodur. Bir süre önce belli şirketler gelir vaat ederek yanıltarak aldatarak yine dini duyguları istismar ederek böyle yardım toplamışlardı, ama onların aslında bir yolsuzluk mekanizması olduğu ortaya çıkmıştır. Ama bu yardım adı altında değil, yatırım için toplanmıştı.

OLAYIN TÜRKİYE'Yİ İLGİLENDİREN BOYUTU VAR

- Bunun gerçekleştiğini biz nereden öğreniyoruz. Almanya’dan öğreniyoruz. Olay orada gerçekleşiyor ama bir ayağıda Türkiye’de. Türkiye’yi ilgilendiren bir boyutu olduğu çok açıktır.

- Ancak Türkiye’de hukuk soruşturmalar etkin şekilde işlememiştir. Biz bilgilerimizi iddianameden alıyoruz.

İDDİANAME ELİMİZDE

- Sanıklar Türk olduğu ve Almancaları çok parlak olmadığı için iddiaları doğru anlayabilsinler, doğru yargılanabilsin diye, resmi bir Türkçe iddianame hazırlamıştır ve bu bizim elimizdedir. Bu iddianamede, ”Milli görüş ve AKP (http://www.hurriyet.com.tr/index/AKP/)’nin siyasetine bağlıymışlar. Soruşturmalara defalarca siyasi etki yapılmaya çalışılmıştır” Bunu alman savcı söylüyor. Bu alman Savcının iddiası. Nerede görüyoruz hazırlanmış iddianamede görüyoruz. Yani burada Türk hükümeti ilgili diyor.

- Toplanan paralardan belli bir meblağ tutuklu sanıklardan Mehmet Gürhan’a, Başbakan’a verilmek üzere teslim edilmiştir deniliyor. Bunu parayı teslim eden söylüyor. 7 defa soruluyor evet diyor.

- Bu dünyanın her yerinde bomba haberdir. Bunu kimse görmezden gelemez. Alman Savcılığı'nın resmi iddianamesinde, Türkiye Başbakanı’na tutuklu sanıklar 'evet bu parayı verdim' diyorsa, savcıda bunu iddianamesine alıyorsa bu haberdir.

- Basın özgürlüğü olan bir ülkede bunun örtbas edilmesi söz konusu olabilir mi ? Olay budur. Ortada Deniz Feneri derneği var, Alman Savcılığı'nın soruşturması var. Bunların hepsi çok önemli bunu görmezlikten gelmek mümkün mü ?

- Şaşırtıcı olan bunun hala Türkiye’ye yansıtılamamış olmasıdır.

- Mehmet Gürhan ben bunun için aldım diyor. Kilit isim o. Başbakan 'tanımıyorum' dedi. 2 gazetemiz bu askerlik fotoğrafı mı diye Evrensel gazetesi Organize işler bunlar diye haber yaptı. Cumhuriyet Gazetesi de bu resmi koydu. Başbakan ile yan yana bulunduğu bir fotoğraf. Bu kişi AKP (http://www.hurriyet.com.tr/index/AKP/)’nin yurtdışı ziyaretlerine irtibatta olduğu birisi. AKP (http://www.hurriyet.com.tr/index/AKP/)’li bir çok kişi onu çok iyi tanır. Evinde yatan kişiler vardır.

- Şimdi bu fotoğraf Türkiye’deki ana medya da neden yayınlanmıyor? Sorulması gereken soru bu bütün ayrıntılar neden kapsamlı şekilde ortaya konulmamıştır?

- Böyle demokrasi böyle basın özgürlüğü olur mu ? Bu acı bir tablodur. Olayın bir boyutu bu. Deniz Feneri yolsuzluğu, Almanya’da Türklerin içine girdiği bir yolsuzluk bunların hepsi ortaya çıkmıştır ve bu konuda Türk yargı makamlarının şu ana kadar somut hiçbir adım atmamış olması. Niçin acaba? Bir hukuk devletinde böyle bir konu Almanya ayağında mı yakalayacak ?

BAŞBAKAN ÇOK TELAŞLANDI

- İkinci boyutu da şu. Başbakan bu tablo karşısında çok telaşlandı.

- Başbakan panikte ve telaşta. Şimdi diyor ki 'bunları nasıl haber yaparsınız?' Burada yeterinde yapılmaması sorundur. Bu yönüyle ciddi bir basın özgürlüğü konusunda tehlikedeyiz. Buna Başbakan mı karar verecek. Başbakan’ı üzecek haber yapılacak yapılmayacak. Böyle hukuk devlet basın özgürlüğü olur mu?

- Türk basının da oto sansür oluşmaya başlamasından korkuyorum. Böyle bir şey olamaz. Türkiye bu hale hiç gelmemişti. Gerçekler açıkça ortaya çıkacak. Deniz Feneri soruşturmasını neden örtbas etmeye çalışıyor Başbakan ?

- İlişkiler yakınlıklar temaslar ortada.

- Türkiye gerizekalı mı? Bu olaylar yaşanacak. Konuşulmayacak. Susturacaklar. Korkutacaklar. Başbakan şimdi bunu deniyor.

BAŞBAKAN ŞANTAJ YAPIYOR

- 'Sayın Aydın Doğan’a bir hafta süre veriyorum diyor. Eğer beni kızdıran yayınlar yapmaya devam edersen neler yapacağım sana diyor. Bir haftada kendini toparla diyor. Eğer beklediğim yayınları yaparsan üzerine gitmem diyor.' Nedir bu? Bunun adı hukukta şantajdır.

- 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir bunun cezası. Başbakan’a şantaj yapmak yakışır mı? Bu konuları haber yapma manşet mi yok diyor. Niye alınmasını sağladım Sabah ile ATV’yi gerekli sonuçlar çıkaramıyor musun diyor. Bu olayın temel ikinci boyutudur.

- Dün akşam sayın Doğan, 'Ben rafineri için ruhsat istedim' diyor. Bana 'Hayır biz onu bizim Çalık’a vereceğiz, sen o işten vazgeç' dediğini söylüyor. Sayın Doğan 'O da girsin bende gireyim' diyor, 'Hayır hayır bu işin içinde Putin (http://www.hurriyet.com.tr/index/Putin/) var, Berlusconi var diyor. O nedenle sana veremeyiz' diyor. 'Onlar bu işi götürecek onlara vereceğim' diyor. Bu olaylar yaşanıyor, ortaya konuyor ve hiçbir şey olmamış gibi hayat devam ediyor.

- Başbakan Türkiye’deki rafineri kurma girişimiyle ilgili olan yabancı devlet adamlarını da onların isimlerini de işin içine sokarak bir gruba nasıl destek olduğu ilan ediyor. Yani gerçekten inanılır gibi bir manzara değil.

PARA KENDİSİNE GELMİŞ Mİ GELMEMİŞ Mİ? AÇIKLASIN

- Bu tablo karşısında Başbakan işin esasıyla ilgili olarak kamuoyuna net açıklamalar yapmalıdır. Deniz Feneri konusunda ilişkisi var mıdır yok mudur? Mehmet Gürhan’ı tanıyor mu, tanımıyor mu? Para kendisine mi gelmiş midir gelmemiş midir? Gelen para kullanıldı mı kullanılmadı mı?

- Bunlar aydınlatılmalıdır. Gerçi tanıyıp tanımama konusunda Başbakan’ın söylemlerine güvenilmiyor. Bunu bildiğimiz halde sormaktan kendimi alamıyoruz.

- Bu Putin-Berlusconi işini birde Başbakan’ın ağzından dinlemek isteriz.

- Bütün bu yönleriyle Türkiye bir demokrasi kriz içerisindedir. Başbakanlar Türkiye’yi kimin ne yapacağını kimin ne okuyacağını öğreneceğini kendileri kararlaştırarak yönetmek konusunda olamazlar.

- Sayın Erdoğan böyle müdahale hakkının olmadığını anlamalıdır. Bu yaşanan olayların özellikle yolsuzluk boyutu en kısa zamanda ortaya çıkmalıdır.

- Olay bir şahsi kavga değildir.

KONU MECLİS'E GELECEK

- Meclis’in açılmasıyla birlikte bu konuyu Meclis’e de götüreceğiz. Türkiye’nin sindirilmesine sessiz kalamayız. Bu süreci dışardan seyredemeyiz. Biz mücadelemizi direncimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.

- Olay AKP-CHP olayı değildir.

- Bütün bunlar Türkiye’deki dokunulmazlık olayının çözülmemesi ile ilgilidir. Milletvekilliği dokunulmazlığı olayı bozuyor. Dürüstlüğü tahrip ediyor. Virüstür o. Kendisine bir hayat alanı bulduğu zaman topluma da yayınlanıyor.

Şehbir
09-10-2008, 01:50 AM
offf basbakan cidden gidici (:
guya inancli bir de hani... paralari yerken inancini unutuyor bunlar (:

İLGİNEN ARKADAŞLAR İÇİN DENİZ FENERİ İDDİANEMESİ EKTEDİR..

Demir Kağan
09-10-2008, 06:39 AM
su deniz feneri'nin basina "almanya" deniz feneri diye bir ek kelime koysaniz da, turkiye'deki deniz feneri dernegi'nin adini kirletmeseniz.

Şehbir
09-10-2008, 07:17 AM
su deniz feneri'nin basina "almanya" deniz feneri diye bir ek kelime koysaniz da, turkiye'deki deniz feneri dernegi'nin adini kirletmeseniz.

NİYE DEMİR ?

HEPSİ İÇİÇE..

YUKARDA FARKETTİYSEN AÇIKLAMALARINI ASTIM..

AMA KANITLAR AYNI ŞEYİ SÖYLEMİYOR..

BİR KAÇ GÜN DAHA BEKLE BAKALIM..

Şehbir
09-10-2008, 07:31 AM
http://img74.imageshack.us/img74/4629/56168510ws4.jpg (http://imageshack.us)




BILGINIZ OLSUN

DENIZFENERI DERNEGI VERGIDEN YUZDE YUZ MUAF ....
MEHMETCIK VAKFI ISE %5 MUAF !!!

***


Hükümetin, bazı tarikat ve cemaatlere yapılan bağışlara vergi muafiyeti getirdiği ortaya çıktı
AKP'den tarikat teşviki

* AKP döneminde yapılan iki düzenlemeyle bazı tarikat ve cemaatlerin vakıf ve derneklerine yapılan bağışların tamamı vergiden muaf hale getirilirken, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Mehmetçik Vakfı gibi çağdaş kurumlarda bu oran, o da hükümetin iznine bağlı kalmak şartıyla yüzde 5 olarak uygulanıyor.

MURAT KIŞLALI
ANKARA - AKP döneminde yapılan düzenlemelerle, bazı tarikat ve cemaatlerin vakıf ve derneklerine yapılan bağışların tamamının vergiden muaf hale getirildiği ortaya çıktı. Buna karşın Mehmetçik Vakfı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği gibi vakıf ve derneklere yapılan bağışlarda ise ancak Bakanlar Kurulu izni veya ''kamu yararı olması'' şartıyla ve sadece ''yüzde 5'lik bir vergi indirimi'' sağlanıyor.


İsmail Ağa Cemaati'nin önde gelenlerinden Cüppeli Ahmet Hoca lakabıyla bilinen Ahmet Ünlü 'nün Malta'ya yaptığı gezide mayolu fotoğraflarının ortaya çıkmasının ardından, Türkiye'de faaliyet gösteren tarikat ve cemaatlerin maddi kaynakları bir kez daha gündeme geldi.

AKP hükümeti, 2 Ocak 2004'te yürürlüğe giren 5035 sayılı ve 31 Aralık 2004'te yürürlüğe giren 5281 sayılı yasalar ile Gelir Vergisi Yasası'nın 40/10. maddesini değiştirdi. Yasada yapılan değişiklik sonucu, ''Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara, Maliye Bakanlığı'nca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedelinin tamamının, beyanname veren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince gider olarak indirilebilmesi' ' sağlandı.
'Bağışlar KDV'den de muaf'

Böylece faaliyet konusu içine ''gıda bankacılığı'' ibaresini ekleyen tarikat ve cemaatlerin vakıf ve derneklerine yapılacak ''gıda, temizlik, giyecek ve yakacak'' bağışları, tamamıyla vergiden düşülüyor.

Buna göre gelir beyannamesi veren tüm gerçek kişi ve kurumlar, bağış yapmaları durumunda bu kapsama girerken, yapılan bağışlar KDV'den de muaf tutuluyor. Ayrıca ''gıda bankacılığı'' yapan vakıfa Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınması veya derneğin ''kamu yararlı dernek'' olması da gerekmiyor.


Mevcut mevzuata göre, sadece Bakanlar Kurulu tarafından ''vergi muafiyeti'' tanınan vakıflar ile ''kamu yararına çalıştığı tespit edilen'' derneklere yapılan bağışlarda, sözkonusu bağışın yüzde 5'ini aşmayan kısmı vergiden düşülebiliyor. Bu oran kalkınmada öncelikli yörelerde yüzde 10'a çıkabiliyor.
Faydalanamayanlar

AKP'nin ''yüzde 100 vergi muafiyetinden yararlanamayan' ' çağdaş vakıf ve dernekler arasında ''Atatürkçü Düşünce Derneği, Türk Silahlı Kuvvetler Vakfı, Mehmetçik Vakfı, Anne ve Çocuklarını Eğitim Vakfı, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Çocuk Esirgeme Kurumu'' da yer alıyor.

Redd-i İlhak
09-10-2008, 07:35 AM
Halkımız Bunların Hiçbirini Hak Etmiyor ama Halkımız Herşeyi Hak Ediyor...

Şehbir
09-10-2008, 07:38 AM
Halkımız Bunların Hiçbirini Hak Etmiyor ama Halkımız Herşeyi Hak Ediyor...

İRONİK OLMUŞ..

Redd-i İlhak
09-10-2008, 07:52 AM
İRONİK OLMUŞ..

ironik ve çok doğru...

Demir Kağan
09-10-2008, 10:27 AM
Mehmetcik vakfinin hangi vakifla birlikte anildigina bakin.. :lool:

"Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği"

Şehbir
09-10-2008, 11:01 AM
http://img355.imageshack.us/img355/4702/96880694jq4.jpg (http://imageshack.us)

TÜRKÇE
09-10-2008, 11:34 AM
Ya nerden biliyorsun Gümüşhanelinin iftirası düzmecesi olmadığını şehbir
Her gazateye yazılana bakma

Şehbir
09-10-2008, 12:48 PM
Ya nerden biliyorsun Gümüşhanelinin iftirası düzmecesi olmadığını şehbir
Her gazateye yazılana bakma


SEN NİYE BİLDİKLERİNİ YAZMIYORSUN ?

Aybike
09-10-2008, 03:09 PM
su deniz feneri'nin basina "almanya" deniz feneri diye bir ek kelime koysaniz da, turkiye'deki deniz feneri dernegi'nin adini kirletmeseniz.


Frankfurttaki deniz fenri baskinida ordaydim..Deniz feneri dernegi nerde biliyonmu?
Bizim sirketten 2 km uzakliktaki bir binada,o bina ne binasi biliyonmi? KANAL 7 :)
Baskinda cok sasirip disari firlamistik..69 savci ve 156 polis ile basildi..Ve ilk görüntüleri biz cekip tr ye yolladik..
Bak demir dernek ayni dernek..:)Ve o anki kuruclarindan biri su an bizde haber spikeri BÜLENT ÖVER :) Anlattiklarini bir duysan...

al sana birde resmi..Ortadaki beyaz gömlekli kisa sortlu bey bülent över..:)
bana martaval okumasinlar dernek ayni dernek..Logo ayni..Slogan ayni..sunucular ayni.kurucular ayni..eeeeee??????
dünkü aciklamada zaten döt oldular hihihiihhi :)

Redd-i İlhak
09-10-2008, 03:12 PM
Frankfurttaki deniz fenri baskinida ordaydim..Deniz feneri dernegi nerde biliyonmu?
Bizim sirketten 2 km uzakliktaki bir binada,o bina ne binasi biliyonmi? KANAL 7 :)
Baskinda cok sasirip disari firlamistik..69 savci ve 156 polis ile basildi..Ve ilk görüntüleri biz cekip tr ye yolladik..
Bak demir dernek ayni dernek..:)Ve o anki kuruclarindan biri su an bizde haber spikeri BÜLENT ÖVER :) Anlattiklarini bir duysan...

al sana birde resmi..Ortadaki beyaz gömlekli kisa sortlu bey bülent över..:)
bana martaval okumasinlar dernek ayni dernek..Logo ayni..Slogan ayni..sunucular ayni.kurucular ayni..eeeeee??????
dünkü aciklamada zaten döt oldular hihihiihhi :)

ya ablacım boşver bunlara ne desek anlamazlar :mrgreen: alanen belli ama işte işlerine gelmiyor ;)

Aybike
09-10-2008, 03:14 PM
Gelmez..Panik oldular..:)Cünkü cok aleni ,ortada..
Secimler güme gidebilir...halk uyanabilir..birsey yapmalari lazim ama ne????? :)

Beni tanirsiniz bilmedigim emin olmadigim olaylarda susarim Ama bu olay yillarca bizim gözümüzün önünde oluyordu..Deniz feneri tek almanyada degil ama :) Bakalim öbürlerini ne zaman ortaya cikaracaklar ..:)

Demir Kağan
09-10-2008, 03:16 PM
Frankfurttaki deniz fenri baskinida ordaydim..Deniz feneri dernegi nerde biliyonmu?
Bizim sirketten 2 km uzakliktaki bir binada,o bina ne binasi biliyonmi? KANAL 7 :)
Baskinda cok sasirip disari firlamistik..69 savci ve 156 polis ile basildi..Ve ilk görüntüleri biz cekip tr ye yolladik..
Bak demir dernek ayni dernek..:)Ve o anki kuruclarindan biri su an bizde haber spikeri BÜLENT ÖVER :) Anlattiklarini bir duysan...

al sana birde resmi..Ortadaki beyaz gömlekli kisa sortlu bey bülent över..:)
bana martaval okumasinlar dernek ayni dernek..Logo ayni..Slogan ayni..sunucular ayni.kurucular ayni..eeeeee??????
dünkü aciklamada zaten döt oldular hihihiihhi :)

Su halde adam gibi cikacaklar, hem Almanya'da hem de Turkiye'de mahkemeye hesap verecekler. Sonucta kandirilan insanlarin bir cogu Turk vatandasi. Dogal olarak Turkiye'nin bu adamlari yargilama hakki var.

TÜRKÇE
09-10-2008, 03:18 PM
SEN NİYE BİLDİKLERİNİ YAZMIYORSUN ?
Ben biliyorum demedim. Dedimki gümüşhaneli grubunun he yazdığına inanma.
Veya kim olursa olsun her yazılana inanmamak gerek

Aybike
09-10-2008, 03:19 PM
Ayne öyle iste..Ama hesap verme demek secimi kaybetmek demek...
dünkü mahkemede aynen sunlar olmus..
mehmet gürhanin avukati
-Mehmet gürhan tc basbakanina para vermemistir
hakim
-Senin müvekkilin Herr Gürhanmi yoksa tc basbakanimi?
-??????

yarim saat ara ve hakim iceri girip aynen sunlari söylüyor..
-ailemden biri kaza gecirmis durusmayi ertelemeliyim.:)

Şehbir
09-10-2008, 03:21 PM
Ben biliyorum demedim. Dedimki gümüşhaneli grubunun he yazdığına inanma.
Veya kim olursa olsun her yazılana inanmamak gerek


ATEŞ OLMAYAN YERDE, DUMAN TÜTMEZ KOYUNCU..

TÜRKÇE
09-10-2008, 03:26 PM
ATEŞ OLMAYAN YERDE, DUMAN TÜTMEZ KOYUNCU..
Sen o dumanı içine çekiyorsun
Dikkat et zehirlenme
...
Sanki diğeri sütten çıkmış ak kaşık
Sen kimin borusunu öttürüyon şehbir.
Al birini vur ötekine

Şehbir
09-10-2008, 03:46 PM
Sen o dumanı içine çekiyorsun
Dikkat et zehirlenme
...
Sanki diğeri sütten çıkmış ak kaşık
Sen kimin borusunu öttürüyon şehbir.
Al birini vur ötekine

BİZ NE DİYORUZ, KAÇ SEFER SÖYLEYECEĞİZ..

DOĞAN'IN ALLAH CEZASINI VERSİN..

DURUP DURURKEN YAZMIYOR Kİ PUŞTLAR, ALAMAMIŞLAR İSTEKLERİNİ, ONUN İÇİN YAZIYORLAR..

ODA DOĞRU, BUDA DOĞRU..

Redd-i İlhak
09-10-2008, 03:51 PM
BİZ NE DİYORUZ, KAÇ SEFER SÖYLEYECEĞİZ..

DOĞAN'IN ALLAH CEZASINI VERSİN..

DURUP DURURKEN YAZMIYOR Kİ PUŞTLAR, ALAMAMIŞLAR İSTEKLERİNİ, ONUN İÇİN YAZIYORLAR..

ODA DOĞRU, BUDA DOĞRU..

+ AKP yi iktidara taşıyan Doğan Medya grubudur
+ Star Tv ve Star Gazeteyi de Doğan Medya grubuna sokan AKP dir

bunu da kimse unutmasın!

Aybike
09-10-2008, 03:55 PM
menfaatler iliskisi..
Bir ters düsüste ne hale geliyor..
ve bir basbakan...santaj yapiyor..Tv dizisi gibi vallahi :)

Redd-i İlhak
09-10-2008, 03:56 PM
menfaatler iliskisi..
Bir ters düsüste ne hale geliyor..
ve bir basbakan...santaj yapiyor..Tv dizisi gibi vallahi :)

Allah kurtarsın Ülkemi bu sefil insanlardan

Aybike
09-10-2008, 03:57 PM
Amiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiin .....

Şehbir
09-10-2008, 04:21 PM
Sabih Kanadoğlu, Deniz Feneri vurgununda AKP'ye de para aktarıldığı iddialarının soruşturulması gerektiğini vurguladı

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, AKP'nin gelir ve giderlerinin Anayasa Mahkemesi'nce denetlenmesinin konuyu açıklığa kavuşturmayacağını belirterek, "Zira yasadışı maddi yardam alan bir siyasi partinin bunu hesaplarında göstermesi düşünülemez" dedi.

Kanadoğlu, Deniz Feneri vurgununda, Başbakanlık ve AKP'ye de yardım yapıldığı iddialarını Anayasa ve yasa yönünden değerlendirdi. Almanya'da Deniz Feneri Derneği hakkında açılan davanın "din istismarı suretiyle dolandırıcılık" olduğuna işaret eden Kanadoğlu, davanın Türkiye boyutuna dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Kanadoğlu, "Deniz Feneri, Alman yasalarına göre Almanya'da kurulmuş ve o yasalara tabi bir dernektir. Bu derneğin topladığı paraların bir siyasi partiye aktarıldığı yolunda Alman mahkemesinde açılan davanın iddianamesinde iddialar yer aldığı belirlenmiştir. Bu ifadelerin doğru olması halinde bu siyasi parti Anayasanın 69. maddesinin 10. fıkrasına aykırı olarak, Alman yasalarına göre kurulmuş bir tüzel kişilikten maddi yardım almış olmaktadır. Bu iddia kanıtlanırsa anayasanın vurgulanan maddesi uyarınca bu siyasi parti hakkında temelli kapatma yaptırımı uygulanacaktır" değerlendirmesini yaptı.

Yardımı hesabında göstermez

Kanadoğlu, iddia edilen eylemin sabit olması halinde anayasa hükmünün yerine getirilmesi için bir araştırma ve soruşturmanın zorunlu olduğuna dikkat çekti. Kanadoğlu bu soruşturmanın nasıl yapılacağını ise "Anayasa gereği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılacaktır. Bir siyasi partinin gelir ve giderlerinin Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesi konuyu açıklığa kavuşturmaz. Zira yasadışı maddi yardam alan bir siyasi partinin bunu hesaplarında göstermesi düşünülemez" sözleriyle açıkladı.

Sabih Kanadoğlu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Deniz Feneri davasının dosya içeriğini, sanık ve tanık ifadelerini Alman hükümeti ile Türkiye arasındaki Adli Yardım Sözleşmesi'ne uygun bi&